Toplam yorum: 3.284.606
Bu ayki yorum: 6.112
E-Dergi
Aydan Güler Tarafından Yapılan Yorumlar
Peygamberliğinin yanında hükümdar olması, kuşların dilini bilmesi, rüzgara ve görünmeyen varlıklara hükmetmesiyle oldukça dikkat çekici özellikleri olan Hz. Süleyman’a dair Kur’an’daki farklı surelerde yer alan ayetlerin enfes bir tefsiri…
Sayın Necmettin Şahinler bu ayetlere masalsı bir yaklaşımdan ziyade, söz konusu ayetlerin bugün bize neler söylediğini hayranlık uyandıran bir firâsetle ve akıcı, anlaşılır bir dille yorumlayarak Kur’an’ın tüm alemlere gönderilmiş, zaman üstü ve evrensel bir Kitap olduğunu yeniden hatırlatıyor.
Bu hikâyede, Tevhid’e davet eden bir hükümdar; davet edilen de bir hükümdar, bir Melike… Görkemli saltanatına rağmen dilinden düşürmediği şükrü sayesinde “güzel bir kul” olarak övülen Hz. Süleyman ve Hüdhüd’ün getirdiği haberle birlikte varlığını öğrendiğimiz, Hz. Süleyman’ın mektubuna verdiği ilk tepkiden O’nun sarayına girdiği ana kadar her hareketine bir hakikatin gizlendiği basiretli Melike Belkıs…
Nefs’in Ruh’un Sarayı’na olan yolculuğu…
Hermann Hesse ‘Ağaçlar’ isimli kitabında şöyle der: “Tapınaktır ağaçlar. Onlarla konuşmayı, onları dinlemeyi bilen hakikati öğrenir. Öğretiler, reçeteler vaaz etmez onlar, münferit şeylere aldırmadan hayatın kadim yasasını söylerler.”
Sayın Necmettin Şahinler bu eserinde, ağaç kavramının izinde Kur’an’da yolculuk ederken ağaçlarla sembolize edilen hakikatleri bizimle paylaşıyor. Doğumumuzdan ölümümüze dek maddi / manevi temas halinde olduğumuz ağaç; insanın hikayesinin başladığı yerde, Allah Hz. Musa’ya seslendiğinde, Hz. Peygamber’i müşriklerden gizleyen örümcek ağının yanında, bir ölümcül meyve ağacı olarak cehennemde ve daha birçok yerde karşımıza çıkıyor. Her bir sahnede farklı bir isme sahip olan ağaç, her seferinde bize farklı bir hakikati anlatıyor.
Bir uzun yol seyahatinde satırlarını tekrar tekrar okurken, pencere önünden geçip giden ağaçlarla hemhâl olup derin düşüncelere dalacağınız harika bir kitap.
Sayın Necmettin Şahinler’in Kuran çalışmalarındaki samimiyetin en çok hissedildiği eserlerinden biri.Kuran’da bahsi geçen kadınlarla sohbet eder gibi,o dönemlerde yaşananları hikayeleştirerek anlattığı özgün ve okuması oldukça keyifli bir eser.Kitabı Cemalnur Sargut Hanım’ın sesinden dinlemek de ayrıca keyifli.Kuran’daki kıssalardan ibret alıp ders çıkarabilmek her şeyden önce o dönemleri yaşayan insanların duygularını anlayabilmek,onlarla bağ kurabilmekten geçiyor.Bu kitap da samimi anlatımıyla bu bağı kurmamızı sağlıyor.Okurken Hacer Annemizi, Hz. Musa’yı görünce kalbi aşkla çarpan Safura’yı;korkusundan değil, halkının refahı için Hz. Süleyman’ın sarayına giden Belkıs’ı; “Ah, keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” diyen Hz. Meryem’i derinden hissediyorsunuz.
Kitapta bu erdemli örneklerin yanında Hz. Lût’un karısı Vahile gibi olumsuz örnekler de var.Her birini okurken “Acaba ben olsaydım nasıl davranırdım?” diye sorarken buluyorsunuz kendinizi.Gönülden tavsiye.
Sayın Necmettin Şahinler okuyucusunda Kur’an’a dair yepyeni ufuklar açan yaklaşımıyla Ankebut Suresi’ni tefsir ettiği, üzerinde tekraren düşünülesi bir çalışma ortaya koymuş.Bir Sünnetullah olarak inanmak fiilinin mutlaka sınanmak gerçeğiyle anlam kazanabileceğini,bu sınanma anlarında ise insanın Allah’ın varlığı ve Birliği haricinde güvendiği her şeyin tıpkı bir örümcek ağı gibi nasıl da dayanıksız ve zayıf olduğunu anlatmış.
Surenin her bir ayetini incelerken putperestliğin nedenleri, Hz. Peygamber’in ümmî oluşu,ölüm ve mucize kavramları üzerine ezber bozan yaklaşımları ise çalışmayı daha da ilgi çekici kılıyor.
“İnanmak durağan bir fiil / amel değildir;inanmak, inandığın yolda yürümek,her an bir konaktan başka bir konağa hicret etmektir.” Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanları yüreklendiren birçok ayet barındıran Ankebut Suresinin bu zengin ve özgün tefsiri bugün kendi iç dünyasında hicretlerini gerçekleştirmek isteyen herkese yol gösterici bir ışık/umut olacak bir eser.
Yazar, trafik literatüründeki “kör nokta” kavramından yola çıkarak günümüz insanının modern çağın getirdikleri ile çoraklaşan iç dünyasını etkileyici bir şekilde analiz ediyor.
Maddi refah ve başarı odaklı, hız ve haz üzerine kurulu yaşam biçiminin dijital bombardımanı altında kalan insanın bulanıklaşan zihnini tekrar berraklaştırabilmesi için Kur’an’ın rehberliğinde “sessiz ama derin, sade ama sarsıcı bir yol haritası” sunuyor.
Sadece ibadet ederken değil, günlük yaşamlarının her alanında “Allah ile nasıl bağ kurabilirim? Kur’an bana bunun için ne söylüyor?” diye düşünenlerin / düşünebilmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap.