Toplam yorum: 3.285.259
Bu ayki yorum: 6.785
E-Dergi
obarkemer Tarafından Yapılan Yorumlar
Bu kitap İkinci Dünya Savaşı'nda Alman Deniz Kuvvetleri'nin U-Boat filosunun Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarından başlayarak geçirdiği gelişim-yükseliş-zayıflama evrelerinin sistematik bir tarihini anlatıyor. Kitabı 17 yaşımdayken bir solukta bitirmiştim, çünkü ancak uzmanların iyi bir şekilde anlayabileceği karmaşık taktiksel yönleri sebebiyle hakkında yüzlerce kitap yazılsa bile yeterince anlatılamayacak olan "U-Boat" konusu, bu kitapta genç - yaşlı herkesin anlayabileceği bir dilde ve sadelikte yazılmış. Yer yer istatistiki bilgiler de verilmesine karşın konuyu adeta okuyucuya yaşatarak anlattığı için rakamlar aklınızda kolayca kalabilir. Kitabı okuduğunuzda, Alman Silâhlı Kuvvetleri (Wehrmacht) nin düşmanları üzerindeki en korkutucu unsuru olan Deniz Kuvvetleri (Kriegsmarine) nin bir parçası olan U-Boat filosunun sayı bakımından mevcudunun en az 3 misli olması gerektiği savaşın başlarında yeterince kavranmış olsaydı, İngilizlerin elindeki radar sistemi Almanların da elinde olsaydı ve Almanların elindeki "Enigma" cihazı İngilizlerin eline geçmemiş olsaydı, Savaş'ın ve dolayısıyla dünya tarihinin gidişatının bugünkünden çok farklı olabileceğini anlamış olacağınıza inanıyorum. Bu farklılığa verebileceğim pek çok örnekten sadece birini belirteyim: İngiltere açlıkla karşı karşıya kalacaktı ve bu ülke bir çıkartma yapılarak işgal edilecekti. Eh, bundan sonra neler olabileceğini siz düşünün; deniz savaşları tarihçileri bu konuda pek çok şeyler yazdılar. Bu kitabı mutlaka okuyun.
Bir söz vardır ve buna çok inanırım: "Ancak kendi teknolojisini üreten ülkeler bağımsızdır." Atatürk ise zaten "Bağımsızlık benim karakterimdir." demişti. Bu iki sözü yanyana getirirsek şu sonuca ulaşırız: "ÇAĞIMIZDA TÜRK MİLLETİ VE ONUN KURDUĞU TÜRKİYE CUMHURİYETİ, TEMEL ÖZELLİĞİ OLAN BAĞIMSIZLIĞINI, İLERİ TEKNOLOJİYİ ÖĞRENİP ONU KENDİSİ ÜRETEREK VE NİHAYET BU ALANDA SADECE KENDİSİYLE YARIŞARAK DAİM KILABİLİR" Bu son sözü, yaşadığı dönemde gerçekleştirme yolunda samimi çalışan tek gerçek işadamı ve siyasetçi, Nuri Demirağ idi. Günümüzde teknolojik ve iktisadi alanlarda gelişmiş ülkelerin egemenliği altına girmiş saydığım (maalesef) ülkemde onun gibiler nerelerdedir merak ediyorum ? Fatih Dervişoğlu'nun kitabını hararetle tavsiye ediyorum. Ancak bence Nuri Demirağ'ı sadece idealist bir işadamı ve siyasetçi olarak görmemek de lâzım, çünkü ortada bir Nuri Demirağ karakteri, bir Nuri Demirağ felsefesi var. Günümüzde hangi büyük ölçekli firma sahibi ya da hangi siyasetçi onun bu ülke için yaptıklarının ve yapmak istediklerinin yanına yaklaşabilmiştir? Bu yüzden Nuri Demirağ, hakkında Lisans ve Yüksek Lisans tezleri yazılacak kadar önemli bir şahsiyettir; şimdiki ve gelecek nesile mutlaka çok etkin bir biçimde tanıtılması ve hazmettirilmesi gereken bir vatan evlâdıdır. Onun hakkında düzenlenecek her sempozyum, panel, konferans, yayınlanacak her rapor, kitap, makale, vb. bu ülkeye bir hizmettir ve saygı duyulması gerekir.
Tek kelimeyle mükemmel.Osmanlı İmparatorluğu'nun 600 yıl yaşamasının en önemli sırlarından biri,bu kitapta verilen bilgiler olsa gerek.Fatih'in, devlet adamlığı,asker,alim,sufî ve sanatkâr niteliklerinin mükemmel biçimde tümünü içeren kişiliğini ve kendisinin hocaları olan Molla Hüsrev,Molla Gürani ve Akşemseddin'i bu kitap sayesinde daha iyi tanıdıkça, günümüzün siyasi liderlerinin içlerinin ne derece boş olduğunu da daha iyi anladım.Kitap çok samimi,çok iyiniyetli ve üstelik bir o kadar da uzun soluklu bir çalışmanın ürünü.Ağır tasavvufi ve felsefi metinlerin yalın bir dilde anlatılabilmiş olması da yazarın diğer bir başarısı.Kitabı okurken bazı sayfalarında gözyaşlarımı engelleyemedim. Nezihe Araz'a bu çalışmasından dolayı teşekkür ediyorum ve tebriklerimi sunuyorum.