Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

KY-367941 Tarafından Yapılan Yorumlar

04.12.2006

Değerli tarihçi İlber Ortaylı’nın çoğunluk TRT2’deki sohbet programının deşifre edilmesiyle hazırlanmış bu dolu dolu eser son zamanlarda piyasaya çıkan Osmanlı, Abdülhamid, Fatih vs. üzerine bir takım sıradan ve cıvık kitapların arasında popüler tarih yazımının ne olması gerektiğini gösteren bir yüzakı örnek olarak temayüz ediyor. Kitapta Osmanlıların ricat etmekte başarılı olmadığı ve zamanımızda 19. yy’ın büyük devlet adamlarının ne Türkiye ne de Avrupa’da haliyle yetişmiyor olduğu gibi (Avrupa derken isim vermemiş ama herhalde Metternich, Bismark gibi büyük devlet adamlarını kastediyor) haklı ve değerli tespitlerini dikkate değer buldum. İkinci cildini okuduğumuz hem avama hem havasa hitap eden bu değerli serinin sürmesini diliyorum. Kitapta tespit ettiğim bazı hataları aşağıdaki websitesinde bulabilirsiniz, hemen söyleyeyim bunlar kitabın değerinden bir şey düşürmüyor:
www.angelfire.com/indie/sonimparatorluk
01.12.2006

Bu kitabın orjinal adı "Iran: Time for a New Approach"tur; tercümesi "İran için yeni bir yaklaşımın zamanı geldi" şeklinde yapılabilir. Kitabevi ise bu başlığı manipülatif ve kışkırtıcı şekilde yanlış anlaşılacak bir çeviriyle yayınlamış. Ben bunun kitabı Türkiye'de pazarlamaya yönelik dürüst olmayan bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum, sadece bu bile kitabı almamam için yeterli. Gates'in İran-kontra skandalıyla ilgisi vardır, İran-Irak savaşında da Irak'a istihbarat verdiği söylenir ama asıl uzmanlık alanının İran olduğunu hiç bir yerde okumadım, bundan da şüphe ediyorum. Bir şey daha; ABD'de 2004'te yayınlanan bu kitabın hiç de öyle "İran'ın zamanını" getirecek bir anlayışta yazıldığını, Gates'in de böyle bir yaklaşımdan ötürü Savunma Bakanlığı'na getirildiğini sanmıyorum; bunların hepsi kitabı TR'de yayınlayan yayınevinin hatalı spekülasyonudur; Robert Gates bakan olduktan sonra "İran’dan uzak durmak yerine Tahran’la diyalog geliştirmek gerektiğini" ifade etti ve o sıralardan beri dikkatinizi çektiyse ABD İran ve Suriye'yle daha sürtüşmesiz bir diyalog yöneliminde görünüyor.

Yayınevlerinin kitap çevirilerinde dikkatli olması gerekir, hele de manipülatif olmamalılar veya öyle görünecek yaklaşımlara girmemeliler; çok şükür biz okurlar dünyadan habersiz kimseler değiliz.
22.11.2006

Bu eserin 14 ciltlik bir baskısını gözgezdirmeyle incelemiş, Sadi Irmak'ın hazırladığı 2 ciltlik bir seçkisini okumuştum. 6 ciltlik bu baskı tam metin mi bilemiyorum. Eser 1774-1826 arası Osmanlı tarihini anlatır, fevkalade değerli bir eserdir. Cevdet Paşa şeyhülislam Arif Hikmet Efendi'nin kütüphanesinden istifade ederek hazırladığı bu eserde orjinal ve dikkate değer tespitler ve yorumlarda bulunmuştur.
20.11.2006

Doruk Yayınevi'nin bu çevirisi Jomini'nin ünlü "Art of War" (Savaş Sanatı) eseri değil bu eserin bir özeti olan 1838'de yazdığı "Summary of the Art of War" eserinin çevirisi, ne yazık ki bu durum kitabın iç kapağında dahi belirtilmiyor ve kitabın adı da bu durumu okuyucuya farkettirmekten çok uzak, yayınevi burada ciddi bir güvenilirlik hatası yapmış. Bu kitabı çevirmeye karar vermişken asıl metni tercih etmeleri de daha doğru olurdu. Özetin asıl metne göre göre yaygınlığının çok az oluşu ve açıkçası literatürde pek bahsinin geçmemesi de bu kitabı alanları kitabın asıl metin olmadığı hususunda yanıltabilecek bir durum. Doruk Yayınevi yayınladığı bir diğer eser olan Clausewitz'in "On the War" çevirisine "Savaş Üzerine Savaş Tarihi" gibi bir isim koyarak bir başka isimlendirme hatası yapmıştı. Asıl kitap (Art of War) bu baskıdaki 120 sayfalık metnin üç misli civarında hacme sahiptir, bu değerli eserin tamamını Gutenberg'den indirip okuyabilirsiniz: http://www.gutenberg.org/etext/13549

Clausewitz'in "On The War" adlı eseriyle birlikte 19. ve 20. yy'da savaş sanatını en çok etkilemiş olan bu eser "total war" (topyekün savaş) kavramını ortaya atan diğerinin aksine planlama ağırlıklıdır ve her ikisi de Napoleon savaşlarından ilham almıştır (her iki yazar da bu savaşlarda görev yaptılar). Eserin asıl metninde yani Jomini'nin Art of War'unda Türklerle ilgili olarak bu özette yeralmayan kısımlar vardır; Girit ve Kıbrıs'ın fethinin anlatımı, İstanbul'un fethine kısa bir değiniş, Osmanlı ordularının cesur fakat manevra eksikliği ve baskı altında dirayetsizlik gibi defektlerinin olduğu (benzeri ifadeler bir yüzyıl önce Comte DeSaxe'ın Reveries'inde de yeralır) ve Rumeli askerinin iç bölge askerlerinden çok daha iyi durumda olduğu ve Rumeli askerine bakarak Osmanlı devletinin olduğundan daha güçlü değerlendirilmesinin hata olduğu gibi önemli tespitleri gibi... Bu özet kitabın asıl metninin yanında oldukça kuru kalıyor.

Doruk Yayınevinin çevirisinin ilk 40 sayfası J D. Hittle'ın bir tanıtma yazısından oluşuyor, içeriği faydalı denebilir ama bazı hatalar içeriyor. Ben bunlardan subjektif sayılabilecek olan savaş teorileri tarihine dair anlayış hatalarına burada girmeyeceğim, bazı maddi hataları aşağıda özetlemekle yetineceğim. Her durumda kitabın oldukça önemli ve incelemeye değer olduğunu burada ifade ederim, savaş tarihine ilgi duyanların özellikle de subayların okumasında fayda var.

1) ABD ordusunda tuğgeneral olan Hittle'ın tanıtma yazısı haliyle Amerikan ordusu ile kitap arasında bir takım ilişkiler kuruyor, yayınevi bu tanıtma yazısını bir önyazıyla desteklemediği için Türkiye'de yaşayan biri olarak Amerikan Resmi Ordu Sözlüğü veya Sahra Talimatnamesiyle bir Fransız generalinin eseri arasındaki ilişkileri pek manalı görmedim, dam üstünde saksağan durumu olmuş.

2) 10. sayfada bir çok iç savaşta generallerin bir elinde kılıç, diğerinde ise Jomini'nin kitabı olduğu ifadesi yeralıyor. Bu söz general Thomas Philipps'in Roots of Strategy kitabının 405. sayfasında görüleceği gibi Amerikan İç Savaşı'na özgü bir durumdur; İç Savaşlar genellemesi garip bir ifade olmuş, herhalde Hittle bu hatayı kendi yapmamıştır, bir çeviri hatası olacak. Eserdeki bazı ifade hataları da bu ihtimali güçlendiriyor; 9. sayfanın sonunda başlayıp 10. sayfanın başında biten cümlede görüldüğü gibi. Yine 9. sayfanın ilk paragraf cümlesi, 35. sayfanın son cümlesi, 38. sayfanın ilk cümlesi, 41. sayfanın ikinci paragrafı, 40. sayfadaki teorist kelimesi (doğrusu teorisyendir) de bunlara birer örnek...

3) 11. sayfada Jomini'nin 17 yaşında orduya katılmasının kökeninde Napoleon'un çekiciliği ihtimali ifade edilmiş, bir çok gencin Napoleon'un ordusunda asker olmak için can attığı yazılmış ama o tarihte yani 1796'da Napoleon öyle önemli bir şahsiyet değildi, bunlar yanlış ifadeler... Hittle'ın bunun gibi başka bilgi ve değerlendirme yanlışları da var.

4) 14. sayfada terfi edemeyince Rus ordusuna geçtiği ve orgeneral olduğu yazıyor , oysa 1807'deki bu geçişinde tuğgeneral olarak görev almış, Rus ordusundan ayrıldıktan sonra profesyonel askerliğe bir süre ara vermiş ve 1823'de Rus ordusuna katıldığında o zaman orgeneral olmuştur.

5) 21. sayfada Clausewitz ve Jomini'nin teorilerinin aynı içerikli olduğu, bir çok ortak yönü olduğu ifadeleri var. Burada hata Hittle'ın mı çevirmenin mi bilemiyorum ama bunlar doğru ifadeler değildir, savaş teorileri arasında çok fark vardır, ortak olduğu belirtilen şeyler ise sağduyu kapsamında herkesin kabul edeceği şeylerdir, bunlara bakıp "ortak yön" demek manasızdır.

6) Hittle'ın yazısının ardından metne geçiliyor, burada 44. sayfada bir önceki sayfada alıntı yapılan deSaxe'ın Reveries eseri için "bu satırlar Büyük Frederick'in Yedi Yıl Savaşlarına Hohenfridberg zaferiyle başladığı zamanlarda yazılmıştı" cümlesi yanlıştır; Reveries 1732'de yazılmış, sözkonusu savaş ise 1756'da başlamıştır, bu sırada deSaxe zaten hayatta da değildi. Bu ifadeler Art of War'da geçmez, Jomini bunu Summary'ye ayrıca eklemiş olmalı ama bu hatayı yapan da o mu yoksa Hittle veya türkçeye çeviren mütercim mi onu da merak ediyorum doğrusu.

Bu eleştirilerle beraber Doruk Yayınları'nın önemli harp eserlerini dilimize kazandırmasını takdir etmek gerektiğini ifade edeyim, yayınevinin yayınladığı bir diğer değerli eser de Liddell Hart'ın Strateji-Dolaylı Tutum eseridir.

Bu vesileyle diğer kitap yorumlarım için burada link vermiş olayım:
http://www.kitapyurdu.com/kitapdergisi/elestiri/default.asp?no=378495&page=1&session=&LogID=
http://www.kitapyurdu.com/kitapdergisi/elestiri/default.asp?no=349729&page=1&session=&LogID=
http://www.kitapyurdu.com/kitapdergisi/elestiri/default.asp?no=324001&page=1&session=&LogID=
http://www.kitapyurdu.com/kitapdergisi/elestiri/default.asp?no=121322&page=1&session=&LogID=
18.11.2006

Ahmet Cevdet Paşa'nın zekasının ve kaleminin kudretini gösteren sehl-i mümteni tarzında yazdığı bu eser her okur yazar müslümanın okuması gereken muhteşem bir kitaptır. İlk cildin yaklaşık ilk 40 sayfasında peygamberler tarihi kısaca anlatılmış, daha sonra Resulullah'ın hayatı, 4 halife dönemi ve Emeviler saltanatı işlenmiştir. Eserin ikinci cildinde ise Abbasilerin iktidara gelmesinden II. Murad'ın saltanat döneminin sonlarına dek süren bir periyotta islam devletleri tarihi işlenmiştir, özellikle Osmanlı devletinin kuruluşundan itibaren bu cildin sonuna kadar olan kısım benim bu döneme dair okuduğum en iyi tevarih eseridir.

Ne yazık ki Aşıkpaşazade, Peçevi, Naima, Selaniki ve daha nice değerli klasik Osmanlı tarihçesini piyasada bulmak mümkün değil, ancak kütüphanelerden temin edebiliyorsunuz. Memlekette hiç bir yayınevi bu değerli eserleri niçin basmaz, bu ne ciddiyetsizlik, hamiyetsizliktir ve kendinden kopukluktur anlamak mümkün değil... Bu eserler senelerdir piyasada bulunmuyorken bizim geçmişimizle övünmeye ne hakkımız olabilir, bunun adı küfran-ı nimet değil midir, bu haldeyken nice izzet ve şevket beklentisi içinde olalım, dua ve niyazlarımız nice kabul olunsun?