Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
umutseyhan75 Tarafından Yapılan Yorumlar
Muhteşem destanın bu ikinci romanı, farklı dünyalar arası yolculuk gibi "okuru ikna etmesi çok zor" bir olayı çok doğalmış gibi rahatlıkla kotaran yazarın Kule serisini bir tutku haline getiren ikinci adımı.
Çeviriye gelince. Çeviren, gereksinmek (ihtiyaç duymak yerine), duyumsamak (hissetmek yerine) gibi ÖZ TÜRKÇE kullanarak bir tavır almış. Saygı duyuyorum. Çeviriye de saygı duyuyorum, hatasız! Gereken yerlere özenle Çeviren notları düşülmüş. BİZİ AŞAN TAVIRLARA AŞAĞILAMAK YERİNE SAYGI DUYMAK GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.
Editöre gelince, işte orada işler değişiyor. Editör hataları çok fazla. Yanlış kelimelerden bahsediyorum, harf yer değiştirmeleri vs. Bunlar çeviri değil editör hatası ve bolca var.
Son olarak, bu türün Türkiye'deki okurlarının çok şey borçlu olduğu Altın Kitapların, böyle bir serinin ikinci kitabını yayındışı bırakmış olmasını anlayamıyorum.
1991 yılında, henüz 16 yaşımdayken başlayıp yarım bıraktığım serinin bu ilk kitabını, tam 21 yıldır bir daha elime almadım. 1987'den bu yana Stephen King okuyan ve kule serisi hariç Türkçe yayınlanan tüm kitaplarını okumuş birisi olarak hep "demek ki kule serisi bana göre değil" diye düşündüm.
Ama geçenlerde bu kitabın yeni baskısını tekrar satın alarak denemeye karar verdim.
King'in müthiş hayalgücünün gerçeklik sınırlarından kurtulduğunda nereye varabileceğinin kanıtı olan bu roman, tek kelime ile muhteşem bir destanın başlangıcı. Başka söz söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Bu büyülü seriden 21 yıl uzak kalmamın tek tesellisi ise hiç beklemeden 7 kitabı da ardarda okuyabilecek olmam sanırım.
Bu, Stephen King'in üst düzey hikaye kitaplarından birisi, belki de en iyisi. Söylenecek çok fazla şey yok.
Stephen King'in başyapıtlarından birisi. Çok fazla ana karakter var ve her birinin kubbeden önceki ve sonraki durumları tahlil ediliyor. Kubbeden sonraki 1 hafta boyunca yaşananları derin ve geniş kapsamla aktaran ve müthiş bir hayalgücünün kanıtı olan yüzlerce sayfa, maceracı, Dan Brown'cı okurlar için sıkıcı iken, King okurları için bir ziyafete dönüşüyor. Son 200 sayfada logaritmik olarak artan "olayların gelişme hızı" ise, olaylardan etkilenen karakterleri 800 sayfa boyunca tanıdıktan sonra anormal çarpıcı hale geliyor. King, özellikle son bölümde ne karakterlerin ne de okurun gözünün yaşına bakmadan dehşeti "ilk 800 sayfanın aksine son derece yalın bir dille" anlatırken soluk alıp vermeyi unutabiliyorsunuz. Kesinlikle inanılmaz ölçüde güçlü bir başyapıt. Bir klasik roman olmasını engelleyen tek faktör, birilerinin klasik roman tanımını kısıtlaması o kadar. Yoksa ben Martin Eden'deki karakter analizlerinden daha basit bulmadım bu romandakileri.
Olması gerekenden bir miktar uzun olması dısında hiç bir kusuru yok. Cunku bu uzunlugun nedeni olan kisilik analizleri biraz klise, biraz bayat ve oldukca yavan. Ama Su da bir gercek ki Çok farklı, az rastlanır, süper bir okuma... Kesinlikle okuyun.