Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İzzet Eroğlu

1980'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Aynı Üniversitede doktora çalışmasına devam etmektedir. Anayasa hukuku ve özellikle parlamento hukuku ve insan hakları alanında çeşitli makeleleri ve "İnsan Haklarının Parlamenter Denetimi" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Biri (Suistimalci Anayasacılık) bağımsız, diğeri (Otoriter Anayasacılık) birlikte olmak üzere iki eseri TÜrkçeye tercüme etmiştir. Hukuk-edebiyat ilişkisi, tarihî romanlar ve hukuk tarihini edebi eserler üzerinden okumak gibi okumaya dair ilgili alanları bulunmaktadır.

İzzet Eroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

23.11.2020

Türkiye’nin tefekkür tarihinin önde gelen isimlerden Cemil Meriç’in özellikle 1940’lı yıllarda Millî Eğitim Bakanı (MEB) Hasan Ali Yücel’in inisiyatifiyle hızlanan Batı ve Doğu klasiklerinin Türkçeye tercüme edilmesi faaliyetleri kapsamında Fransızcadan yapılan bazı tercümelere dair tenkitlerinin ele alındığı bir araştırma ve inceleme eseri. “Tenkitsiz tefekkür olmaz.” sözüyle büyük bir hakikate işaret eden Meriç, eleştirilerini bir kuyumcu titizliğiyle kaleme almıştır. Dehalara mahsus gelgitlerden, MEB Tercüme Bürosu’nun kendisine yaklaşımından veya geçim derdinden olsa gerek bazı tenkitlerinde muhatabına haksızlık ettiğini de belirtmek gerekir. Tenkitleri sebebiyle Tercüme Bürosu’nun Meriç’i ötekileştirmesi belki de çok sayıda muazzam tercümenin yapılmasını engellemiştir. Eser her ne kadar araştırma ve inceleme kapsamında yeterli olsa da edebi, fikri ve siyasi şahsiyetleri hakkıyla anlatabilen Stefan Zweig tarzında yazarlara olan ihtiyaç gün geçtikçe kendini iyice hissettirmektedir.
19.11.2020

Yüzyıllara sari geleneksel Arap şiirine meydan okuyan Nizar Kabbani serbest şiirle karşımıza çıkmaktadır. Klasik şiire meydan okuma kitaba “Sunuş” yazısında Kabbani tarafından kısaca ilan edilmiştir. Yazar artık, kendi ifadesiyle, sevgilinin çadırı veya penceresi önünde on saat durup sevgiliyi bezdirmekten vazgeçmiştir. Yeni şiir sevgiliyi de pencereyi de canından bezdiren bir şiir değildir artık. Serbest şiir bilinenin aksine kolay olmayıp kolay gibi gözüküp son derece emek gerektiren bir türdür. Zaten gereği gibi emek vermeyen silinip gitmektedir. Türk şiirinde Orhan Veli’nin şiirlerinin lezzetini, samimiliğini ve tabiiliğini hangi klasik şiirde bulabiliriz ki! Kabbani de klasik şiirin kemikleştiği bir yapıda zor bir görevi üstlenerek okuyucu karşısına çıkmış. Çok güzel baskı kalitesi ve mütercimin akıcı Türkçesiyle Kabbani aşkı yeni şiirle fısıldamaktadır. Ayrıca Arapça bilenler için şiirlerin Arapça ve Türkçe yan yana sayfalarda yayımlanması da son derece isabetli olmuştur.
19.11.2020

Modernlik, dindarlık ve özgürlük bağlamında Türkiye’deki ve İslam dünyasındaki tabuların sorgulandığı ufuk açıcı ve çok yönlü bakabilmeyi başarabilen bir eser. Türkiye’de çeşitli kesimler tarafından dile getirilen Japon modernleşmesinin eleştirel bir tarzda ele alınması ve konuyla ilgili farklı bakış açılarının incelenmesi son derece faydalı olmuştur. Cumhuriyet modernleşmesinin “Tırtıllar” adlı bir tiyatro oyunundan ve taşradaki modernleşmenin bir anı kitabından izlenmesi yenilikçi bir bakış açısı olup eseri değerli kılmaktadır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında modernleşmenin daha çok Ankara’ya hapsedildiğini düşündüğümüzde modernleşmede taşra ayağının ele alınarak sosyolojiden istifade edilmesi konuya fevkalade katkı sağlamıştır. “Zor zamanlarda masumiyet ortadan kalkar.” (s. 221) gibi hikmet sözler eserin büyük bir düşünce ürünü olduğunun göstergesidir.
13.11.2020

Hasan Sabbahla fedaileri tarihin gizemli ve ürkütücü bir gerçeğidir. Batılı bakış açısının kurguyu ve üslubu özellikle romanın ilk yarısında zorladığı hissedilse de konuya ilgi duyanların okuması gereken oldukça akıcı bir eser.
05.11.2020

Geçiş dönemlerine dair açıklamalar çoğu yer ve zamanda ister istemez birbirine karşıt düşünceleri içermektedir. Osmanlı Devleti’nden Türkiye’ye geçiş sürecinde geçişin niteliği ve nasıl gerçekleştiği çoğu sosyal bilimciyi hâlâ uğraştırmaktadır. Toplumsal olaylarda genel ilkelerden biri “tedricilik” olup olayların oluşumu zamana yayılmaktadır. Türkiye’nin modernleşmesinde de gelişmeler Osmanlı döneminde başlamış ve Türkiye’nin tesisi ile gelinen aşamanın adı konmuştur. Latin Alfabesi’ne geçişten uluslararası takvimin kabulüne kadar çoğu konu özellikle II. Meşrutiyet döneminde tartışılmıştır. Eserde de Osmanlı’dan Türkiye’ye geçişte hukuki (Anayasa, iç tüzük ve seçim kanunları) geçiş süreciyle birlikte Meclis-i Mebusan üyelerinin TBMM’ye geçiş süreci ve sonrasında bu üyelerin TBMM’ye üye seçilmesi konusu ele alınmıştır. Meclis-i Mebusan üyelerinin özgeçmişlerinin bölüm yerine ek yapılması daha uygun olurdu.