Hukukun üstünlüğü/hukuk devleti ideali yüzyıllardır insanlığın hedefi olmuştur. Olan ile olması gereken arasındaki farkın giderilmesi bununla giderilmeye çalışılmıştır. Hukukun üstünlüğü/hukuk devleti kavramı modern anlamda 19. yüzyılda ortaya çıksa da kökü Antik Yunan’a kadar uzanmaktadır. Konuyla ilgili kitapların önemli bir kısmı teorik açıdan çetrefilli ve anlaşılması zor bir çerçeve çizdiğinden bunlar genel okuyucu kitlesi tarafından kolayca anlaşılamamaktadır. Kitabın girişinde de belirtildiği üzere bu durumun farkında olan yazar genel okuyucu kitlesine hitap ederek siyaset ve hukuk teorisine dair bir dizi zorlu mesele içeren hukukun üstünlüğü/hukuk devleti kavramını ele almıştır. Bu açıdan eser ele alındığında amacına uygun olarak kaleme alınmış ve konu son derece anlaşılır bir şekilde ifade edilmiştir. Bu minvalde eserin tercümesinin de anlaşılır ve sade olduğunun altını çizmek gerekir.
Özellikle son on ila on beş yıl içerisinde bir kısmı ekonomik krizlerden kaynaklanan sorunlardan dolayı Batılı ülkelerin önemli bir kısmı da dâhil olmak üzere hukukun üstünlüğü/hukuk devleti ilkesinden taviz verme yoluna gitmekte ve akılla, hukukla değil demagojiyle ülkelerini yöneten liderlerin sayısının hızla artmakta olduğu gözlemlenmektedir. Bu bağlamda korona virüs tedbirlerinin de güç devşirme aracına dönüştüğünü düşündüğümüzde konunun arz ettiği önem daha iyi anlaşılır. Günümüz ülkelerinin hukukun üstünlüğü/hukuk devleti bağlamında karşı karşıya kaldığı sorunlar kitabın önemini ortaya koymaktadır. Yazarın Türkçe basım için Şubat 2020’de yazdığı önsözde de dünyanın dört bir yanında birçok ülkede hukukun üstünlüğünün kuşatma altında olmasının eserin değerini arttırdığına değinmesi de bu bağlamda son derece anlamlı ve değerlidir.
Kitapta hukukun üstünlüğü/hukuk devletinin Antik Yunan’dan başlayarak günümüze kadar geçirdiği değişimler, hukuk ve siyaset felsefesi bakımından konuyla ilgili eleştirel bakış açılarına da yer verilerek ele alınmıştır. Ayrıca konunun uluslararası boyutuna da yer verilerek daha geniş bir bakış açısı ortaya konulmuştur. Son yıllarda dünyanın hukukun üstünlüğü/hukuk devletinin aşınması bağlamında karşılaştığı duruma kitapta değinilmemesi bir eksiklik gibi görünse de kitabın İngilizce aslının 2004’te yayınlandığını dikkate aldığımızda bu durumdan yazarı sorumlu tutamayız.
Hukukun üstünlüğü ile hukuk devleti kavramları farklı felsefi temellere işaret etse de genellikle birbirinin yerine geçen kavramlar olarak kullanılmaktadır. Anglosakson bir kültürden gelen yazarın eserinin tercümesinde “hukukun üstünlüğü” tabirinin kullanılması son derece makul olsa da genel okuyucular bakımından konu hakkında kısa bir açıklama ile iki kavramdan hukukun üstünlüğünün tercih edilme nedeni hakkında bilgilendirme yapılması faydalı olacaktı.
Kitabın tercümesi anlaşılır ve sade olmakla birlikte bazı eksikliklerden azade değildir. Metin içerisinde geçen eser isimleri ve Latince ifadelerin sadece aslına yer verilerek tercümesine yer verilmemesi uygun olmamıştır. (s. 9, 77, 126, 154, 158) Ayrıca dipnotlarda yer alan eser isimlerinin tercümesine de parantez içerisinde yer verilmesi faydalı olacaktır. Az sayıdaki bazı terimlerin kullanılmasında Türkçede kullanımda olanların tercih edilmesi daha doğru olacaktır. (“dağıtımcı adalet” yerine “dağıtıcı adalet” vb.) Bazı hâllerde yabancı kelimenin tam karşılığı Türkçede olmadığından kelimenin orjinali de yer verilerek kelimenin ne anlama geldiğinin izah edilmesi gerekir. Yabancı sözcüğün Türkçe cümle içerisinde adeta çıplak bırakılması amaca hizmet etmemektedir. Örnek “oksimoron” (s. 154).
Kitapta önemli ölçüde yazım kurallarına riayet edilmiştir. Az sayıda gözden kaçan hususların da sonraki baskılarda düzeltilmesi faydalı olacaktır. Türkçede ve TDK Türkçe Sözlüğü’nde yer almayan “içerim” (s. 22, vb.) kelimesinin kullanılması isabetli olmamıştır. Bunun yerine “içerik” veya “muhteva” kelimesinden biri tercih edilebilirdi. “imanı serimlemek” (s. 44) tabirinin de ne anlama geldiği anlaşılamamaktadır.
Tercümanın kaynakçada yer alan eserlerden Türkçeye tercüme edilenlerin bilgisine yer vermesi son derece isabetli ve konu hakkında bilgilerini derinleştirmek isteyenler bakımından faydalı bir hizmet olmuştur. Tabii bunu yaparken kitapların tespit edilmesi makalelere nispeten daha kolaydır. Bu nedenle olmalı ki konuyla ilgili üç önemli makalenin Türkçe tercümelerinin bilgisine yer verilmemiştir. "Hukuk Devleti Hukuki Bir İlke Siyasi Bir İdeal" adlı eserde (Editörler: Ali Rıza Çoban, Bilal Canatan, Adnan Küçük, Adres Yayınları, 2008, Ankara) yer alan Joseph Raz’ın “Hukuk Devleti ve Erdemi”; Michel Rosenfeld’ın “Hukuk Devleti ve Anayasal Demokrasinin Meşruiyeti” ve Christine Sypnowich’in “Ütopya ve Hukuk Devleti” adlı makalelerinin künye bilgisine sonraki baskıda yer verilmesi okuyucular bakımından faydalı ve yol gösterici olacaktır.
Küçük eksikliklerine rağmen eser, özellikle hukukun üstünlüğü/hukuk devletinin karşılaştığı sorunların anlaşılması ve doğru bir değerlendirmede bulunulması bakımından önem arz etmektedir. Kitap zaten genel okuyucu kitlesine yönelik hazırlandığından sade ve anlaşılır bir anlatıma sahiptir. Geçmişten günümüze yönetimin nasıl olması ve iktidarın sınırlandırılması, daha iyi bir yönetimin ortaya konulması bağlamında insanlığın bu zamana kadar bulduğu en iyi yöntemlerden biri olan hukukun üstünlüğü/hukuk devletinin anlaşılması bakımından son derece faydalı bir eserdir.