Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İzzet Eroğlu

1980'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Aynı Üniversitede doktora çalışmasına devam etmektedir. Anayasa hukuku ve özellikle parlamento hukuku ve insan hakları alanında çeşitli makeleleri ve "İnsan Haklarının Parlamenter Denetimi" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Biri (Suistimalci Anayasacılık) bağımsız, diğeri (Otoriter Anayasacılık) birlikte olmak üzere iki eseri TÜrkçeye tercüme etmiştir. Hukuk-edebiyat ilişkisi, tarihî romanlar ve hukuk tarihini edebi eserler üzerinden okumak gibi okumaya dair ilgili alanları bulunmaktadır.

İzzet Eroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

01.06.2020

Arap Dünyasının beş ülkesinde sırasıyla Lübnan, Suriye, Mısır, Tunus ve Cezayir’de yazarın 1965’te gerçekleştirdiği seyahatin akademik gözlemlerini ve tahlillerini ele alan değerli bir eser. Yazar Arap Dünyası – Türkiye ile ilişkiler bağlamında değerli eleştirilerde ve açılımlarda bulunmaktadır. Arap Dünyası’nın mezkûr beş ülkesinde İslamiyet, milliyetçilik ve sosyalizmle ilgili özgün görüşler ileri serdedilmektedir. Yer yer Türkiye ile yapılan mukayeseler ve emperyalizm ve özellikle Cezayir’deki sömürgecilikle ilgili gözlemler son derece kıymetlidir. Baskısı piyasada bulunmayan eserin yeniden baskısının, konuya hâkim biri tarafından yazılacak detaylı bir giriş/tanıtım yazısıyla yayımlanması faydalı olacaktır.
26.05.2020

Arapların tarihinin İslamiyet öncesinden 1990’lı yıllara kadar siyasi, ekonomik, kültürel, fikri, edebi açıdan ele alan çok boyutlu ve kıymetli bir eserdir. Konunun genellikle ele alındığı üzere siyasal açıdan zaferler ve yenilgilerle sınırlamayıp bir ölçüde Arapların yaşadığı hayatın tarihini anlatan ve bu şekliyle tarihe daha gerçekçi yaklaşan bir eser olup konular nesnel bir tarzda ele alınmıştır. Tercümesi genel anlamda iyi olmakla birlikte özellikle dinî terimlerin kullanıldığı yerlerde önemli tercüme hataları bulunmaktadır. Örneğin şehadetin ilk kısmı “Allah’tan başka Allah yoktur.” şeklinde verilmiştir. (s.186) Dinî terimler olan rüku ve secde yerine “eğilme, diz çökme, yere kapanma” ifadelerinin kullanılması bu konudaki sorunlu durumu sanırım gözler önüne sermektedir. (s.186) Ayrıca basit de olsa yer yer görülen yazım yanlışları yayıncılıkta önde gelen bir yayınevine yakışmamaktadır. Eserin özellikle Orta Doğu çalışmaları ile ilgilenenler için çok faydalı olacağı kanaatindeyim.
13.05.2020

Bir sabah “Cezayir”in Oran adlı şehrinin farklı yerlerinde görülen fare ölümlerinin vebanın habercisi olduğu çok geçmeden fark edilir. Ölümlerin yayılmasıyla korku her yanı kaplar. Bu durum karşısında bir yanda eli kolu bağlı şekilde bekleyenler olduğu gibi az da olsa doktor Rieux’nin etrafında toplanan bir avuç gönüllüler salgınla mücadele etmeye kararlıdır. İnanılmaz günler yaşanır korkunun kol gezdiği o günlerde ölülerin toplu gömülmesinden yakılmasına, karaborsacılığa kadar. Eser zor zamanlarda ve belki neticeye ulaşılamayacağı da öngörülse kötülüğe karşı mücadele etmenin anlamını ortaya koymaktadır. Eser Cezayir’de geçmesine rağmen yazar eserde Oran’ın Fransa’nın bir parçası olduğu düşüncesinden asla taviz vermez. Zaten anlatıda da yerli halkla ilgili bir şey bulmak hemen hemen imkânsızdır. Bir salgının etkisini ve ortamını okumak için korona günlerinde okunabilecek eserler arasında, ancak yazarın sömürgeci zihniyetini de asla göz ardı etmemek gerekir.
09.05.2020

Geçen yüzyılı, yaşanan birbirinden acı ve yıkıcı savaşları Anadolu'dan ama 'biz'den olmayan birinden dinlemek için okunması gereken bir eser. Olaylara farklı bir yerden bakıp belki siz de görüşlerinizi biraz değiştireceksiniz.
09.05.2020

Bu kitap her şeyden önce sarsıyor okuyucuyu. Derinden ve uzun süren bir etkiyle hayata anlam yükleme çabasının bazen ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteriyor. Okumaya değer...