Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
İzzet Eroğlu
1980'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Aynı Üniversitede doktora çalışmasına devam etmektedir. Anayasa hukuku ve özellikle parlamento hukuku ve insan hakları alanında çeşitli makeleleri ve "İnsan Haklarının Parlamenter Denetimi" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Biri (Suistimalci Anayasacılık) bağımsız, diğeri (Otoriter Anayasacılık) birlikte olmak üzere iki eseri TÜrkçeye tercüme etmiştir. Hukuk-edebiyat ilişkisi, tarihî romanlar ve hukuk tarihini edebi eserler üzerinden okumak gibi okumaya dair ilgili alanları bulunmaktadır.
İzzet Eroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar
II. Abdülhamit döneminden Cumhuriyet’in kurulmasına kadar İslam’ın siyasallaşması konusu diğer fikir akımlarıyla birlikte mukayeseli olarak ele alınmıştır. Özellikle II. Abdülhamit dönemiyle ilgili iş ve dış siyasi hadiseler dinin siyasallaşmasıyla ilgili birinci elden kaynaklar ve diğer kaynaklar detaylı bir şekilde incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili kaynaklar genellikle ilgili yerlerde belirtilmekte ve zaman zaman kaynaklar hakkında kritik de yapılmıştır. Böylece yazar özellikle araştırmacılara rehberlik yapmakta ve zaman zaman çalışılması gerekli alanlara işaret etmektedir. Yazarın sosyolojik ve edebiyatla ilgili tahlilleri de son derece kıymetlidir. Yazarın “Sonuç” kısmında eseri aşan çıkarımlarda bulunması dikkat çekmektedir. İngilizceden tercüme olan eser akıcı ve sade bir dille kaleme alınmıştır.
Varlık Vergisi ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyenlerin merakla ve hayretle okuyabileceği bu alandaki önemli bir boşluğu dolduran bir eser.
Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet’e çağdaşlaşma konusunun laiklik bakış açısıyla ele alındığı kıymetli bir eserdir. Bazı yerler tercüme koksa da eser genel olarak akıcı ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır. Bununla birlikte “İslam” yerine “İslamlık”; “düşünce” yerine “düşün”; “Sened-i İttifak” yerine “İttifak Senedi”; “ademi merkeziyet” yerine “merkeziyetsizlik”; “çoğunlukla” yerine “çoğun” kelimelerinin kullanılması kulağı tırmalamaktadır. Bunlara ilaveten “Muhammed Hamdi Yazır”ın, “Mehmet Hamdi Yazır” diye anılması (s. 471) dikkat çekicidir. “emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker” olarak Arapça ifadenin karşılığı genellikle “iyiliğin emredilmesi ve kötülükten men edilmesi” şeklindeyken bunun “bilinenin uygulanması, istenmeyenin önlenmesi” şeklinde tamamen kelime anlamına göre verilmesi (s. 135) şaşırtıcıdır. Hiçbir mealde bu tür bir karşılık bulunmamaktadır. Eserde yazarın zaman zaman duygularına hâkim olamayarak nesnellikle bağdaşmayacak cümlelerine de rastlamak mümkündür.
Hz. Muhammed’in hayatını Arabistan’ın o dönemdeki sosyo-kültürel ve siyasi yapısıyla birlikte ele alan bir eserdir. Genel olarak akıcı olmakla birlikte özellikle müsteşriklere cevap verilen kısımlarda fazlalıklar bulunmaktadır. Bu kısımlar kitabın okuyucu kitlesi müsteşriklermiş gibi kaleme alınmış olup bunlar zaman zaman rahatsız edici boyuta ulaşabilmektedir. Eserin musahhihi de bulunmasına rağmen yazım yanlışları son derece fazladır. “-de/da”ların yazımı özellikle dikkati çekmektedir. Resmî bir kurumun yayınında bu tür yanlışlıkların olması son derece üzücüdür. Ayrıca Arapça alıntılarda hareke kullanılmaması da bir eksiklik olup çoğu harekesiz metinleri okuyamayan okuyucu kitlesi için bu durum önemli bir sorundur.
Halil ile Selma’nın ümitsiz aşkını ele alan eser bir doğu ülkesi olarak Lübnan’daki aşkın önündeki menfaat ve dini kullanmaya dayalı toplumsal ve bireysel engelleri farklı bir boyuttan ele almıştır. Esasında aşk üzerinden toplumdaki menfaat ilişkileri ve riyakârlıklar sorgulanmaktadır. Aşkın kaderinde var olduğuna inanılan engellerin esasında toplumsal ve bireysel algılar ve menfaat ilişkileri olduğu ortaya konulmuştur.