Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Gökhan Bayar Tarafından Yapılan Yorumlar
Ruhsal çözümlemelerin uzun uzadıya yapıldığı klâsik bir Peyami Safa romanı. İçinde bir Samim karakteri var ki hayran oldum. Simeranya adını verdiği düşsel bir ülke kurmuş kendisine ve bunu kitaba dönüştürmeyi amaçlıyor. İşte ondan cümleler: 'Eski dünya ilminin en büyük hatalarından biri de, ihtisas bölümlerine ayrılan ilimlerin bütünü gözden kaçırdıkları hiçbir hadiseyi esaslı ve doğru izah edemediklerini anlamamış olmalarıydı. Simeranya ilminde fizik hadise, biyolojik hadise, sosyal hadise diye birbirinden ayrı vakıa eserleri yoktur. Bu hadiseler, bütünün ışığı altında incelenir. Bir şeyin içinde her şey mevcut olduğu için bir mesele bir meseleyi bünyesinde taşır.' Bir de Samim'in karşısındaki insanın yalan söylediğini ustalıkla ortaya çıkarması takdire şayan. Abartıldığı kadar olmasa da güzeldi. Notum '7'.
Leyla, Bosnalı bir kızın 1990'lı yıllarda Balkanlarda gerçekleşen savaşta başından geçen akıl almaz olayların, annesinden uzun bir süre ayrı kalışının anlatıldığı acı dolu bir kitap. İnsanı kahreden, tüm bu yaşananların gerçek olması. İnsan türünün savaştayken iğrençlikte, vahşette sınırlarının olmadığını çok net anlatıyor. Dil basit ve sade olduğu için ve kendinizi olaylara kaptırdığınız için hızlı okunuyor. Notum '8'.
Gazalî'nin hayatını anlatan bir roman. Kitap, iki farklı zamanda ilerliyor. Bir yanda Selçuklu döneminde Gazalî'nin hayatını, Nizamülmülk'le ve Samarra Kadısı Seyyid'le olan ilişkisini, diğer yanda Amerika'nın Irak'ı işgal ettiği yıllarda Alman gazeteci Hans ve Bağdatlı Mustafa'nın Selçuklu Hükümdârı Tuğrul Bey zamanında yaşanan olaylara dair sohbetleri. Oldukça akıcı ve keyifle okunan bu kitapta Gazalî'ye ve Selçuklu Hükümdârı Tuğrul Bey'e dair bilgiler edineceksiniz. Kitabın devamı da var. Tarihî roman sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum. Notum '9'.
Okuduğum ilk Grangé kitabı ve de son olacak. Tarzı, üslubu, seçtiği konu ve işleyişi güzel değildi. Kitabın sonunda da beni hiç şaşırtmadı. Bazı bölümlerde gereksiz ayrıntılarla beni sıktı. Polisiye yazmak her babayiğidin harcı değil. Grangé bu konuda pek başarılı değil gibi geldi. En azından bu kitapta. Ben beğenmedim. Notum '5'.
'Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler' kitabının devamı niteliğinde yazılmış. En az ilki kadar muhteşemdi. Hikâye çok çok güzel. Dil de sade. Bu yüzden gayet akıcı. Manhattan'da avukatlık yapan Julia'nın içinde bir takım rahatsız edici sesler duyması, psikolojik bir hastalığa yakalandığına inanmayışı ve bu sesten bir an önce kurtulmak istemesi onu budist olan en yakın arkadaşıyla kısa bir tatile çıkmaya itiyor. Orada tanıştığı bir keşişin, içindeki sesi susturabilmek için sesin ait olduğu ruhun yaşamış olduğu yere yönlendiriyor. Böylece 10 yıl aradan sonra tekrar Burma'ya, üvey abisinin yanına gidiyor ve asıl hikâye bundan sonra başlıyor. Bana göre bu kitabı en güzel özetleyen cümleler şunlardır: "Gerçek olan her şey anlaşılmayabilir. Anlaşılabilen her şey de gerçek olmayabilir." Notum '9'. Mutlaka okumalısınız. Ancak anlayabilmek için önce ilk kitabı okumanız gerekiyor.