Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kürşad Göktürk Tarafından Yapılan Yorumlar
İkinci Dünya Savaşı meraklılarının mutlaka okuması gereken Hitler'in gözü pek, gözü kara özel kuvvetlerinin havsala almaz, insanüstü operasyonlarının -sarp İtalyan dağlarının zirvesindeki Gransasso'dan Mussolini'nin kaçırılışı gibi - anlatıldığı Türkçe yazılmış az sayıdaki eserlerden biri.Eseri okuyunca az sayıda özel yetişmiş kuvvetlerle büyük işler yapılabilineceğini görüyorsunuz.Zaten bundan sonra Harp sanatında özel kuvvetlerin önemi anlaşılacak ve gelişmiş ülkelerin hepsi özel kuvvet birimleri oluşturacak.Burda Hitler'in bir kez daha çağında ne kadar ileri düşündüğünü görüyoruz tıpki "yıldırım harbi" ve "motorize birlikler"le büyük toprak parçalarının kısa sürede ele geçirilebilmesi gibi o zaman tüm dünyayı saşkına çeviren Wehrmacht ordularının yaptıkları gibi...
Tarihimizde en büyük felaketlerden, hezimetlerden biri olan ve Osmanlı Türk Cihan Devleti'nin tabutuna çakılan en son çividen -Harb-i Umumi/Birinci DÜnya Savaşı- bir önceki çivi olan Balkan Bozgunu'nu İbrahim Artuç'un nefis üslubuyla okuyacaksınız.Ne acıdır ki 500 yıllık bir vatan toprağını -Avrupa Türkiyesini- 1 ay gibi kısa bir sürede, nerdeyse tek bir kurşun atamadan, zelilane bir şekilde kaybettik.İbret almak için, bir daha aynı hataları yapmamak için mutlaka okunması gereken bir eser.Çünkü tarih sadece geçmişte olmuş bitmiş bir takım hadiseler bilimi değil geleceğe tutulan bir fenerdir.
Kurtuluş Savaşı'nın serencamının 4 ciltlik dâsitani hikayesini anlatan serinin ilk kitabı.Harikulade bir kitap.Soluksuz bir şekilde okuyacağınızdan eminim çünkü yazarın üslubu son derece akıcı, romansı bir üslubu var.Zaten İbrahim Artuç'u bilenler bilirler.Mümkünse her Türk okuyucusu yazarın bütün kitaplarını okusun, müstefit olsunlar.Allah başta bu vatanı vatan yapan Mustafa Kemal ve silah arkadaşları ile Mehmedlerimizle birlikte o günleri yaşamayan, o çileleri ve cefayı çekmeyen biz genç nesilleri o günlerin psikolojik/siyasal atmosferini bize aktaran, o günleri birbirinden kıymetli eserlerle bize anlatan yazardan razı olsun.
İran bizim hemen yanıbaşında yüzyıllardır kah savaştığımız kah barıştığımız kah yönettiğimiz kah yönetildiğimiz bir ülke olmasına rağmen sanki bize kaf dağı'nın arkasındaki rüyalar alemindeki bir ülke gibi gizemli gelen tanımadığımız, tanımak istemediğimiz bir ülke...Oysa ki bize o kadar yakın hatta içerisindeki Türk etnisitelerinizi de düşündüğümüzde kardeş bir ülke olduğunu söyleyebiliriz.Kitap İran'ın bu çok kültürlü, çok dilli, çok milletli yapısını konu edinmekte tarihte 1925'ten Şah yönetiminde,İslam Devrimi'ne 80 yıllık Fars etniğinin egemen olduğu ulus-devlet politikalarının çevredeki gayri Fars unsurlara etkisini ve bunun mobilize ettiği etnik hareketleri akademik bir dille incelemekte...Özellik kitaptaki "Şah etnik meseleleri çözseydi başımızda olurdu." cümlesi bence çok önemli...Yakın gelecekte İran'daki bu etnik hareketler hem İran'ın hem de bölge ülkeleri arasında yeni gelişmelere gebe olabilir.Tabi bunca mevcut İran rejiminin politikaları da belirleyici olacak.
İçinizi ısıtıcak, sıcak, sımsıcak, kendi yakın çevrenizden bir şey bulabileceğiniz bir roman.Nazar Bekiroğlu'nun anlatımı, dili, üslubu nefis...