Özellikle kitabın sonundaki şu pasaj Peyami Safa'nın ruhçu dünya görüşünü -ki romanda bunu Samim temsil ediyor- maddiyat ile maneviyat, doğu ile batı arasına sıkışmış insanı çok iyi yansıtıyor ve yazar kendi yarattığı dünyasına,ütopyasına -Simeranya- davet ediyor, 20.yüzyıl ve günümüz yüzyıl insanına bir kurtuluş reçetesi sunuyor:"Ey İnsan! Bu kitabı sana ithaf ediyorum.Başının üstünden büyük bir rüzgar geçiyor.Yalancı bir fecirle başlayan asır kararıyor ve sana tek ümit ışığı olarak en kudretli kaynağı uranyumda değil, senin ruhunda sıkışmış maddeden kopararark çıkardığın korkunç tahrip aletinin patlayışından yükselecek alevi bekletiyor.Ey bahtsız! Tarihin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın.Laboratuvarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin herşey arasında yalnız ruhun yok.Onu beyin hücrelerinin bir üfürüğü sanmakla başlayan müthiş gafletin, otuz yıl içinde gördüğün iki muazzam dünya harbinin kan ve gözyaşı çağlayanlarında en büyük dersi arayan gözlerine bir körlük perdesi indirdi.Bırak bu maddeyi, boğ şu ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemmiyet fikrini, dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah'ını.Kendine dön, kendine bak, kendini gel.Aptalca bir konfor aşkından doğduğu halde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizelerin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara.İnan manevilere ve mukaddeslere, inan! Onlar hakkında bu kadar küçükçe düşünmekten utan! Her sezilen derinliğin ifşa ettiklerini düşünmekten bile seni alıkoyan tabiatçı metodlarını fırlat ve bitlenmiş elbiseler gibi at.Ortaçağ papazından haklı olarak ayıpladığın dar kafalılığın anlayış sınırlarını daha fazla darlaştıran beş duyu idrakininin kapalı dünyası içinde kalma:Arşı geç, ferşi atla, sidreyi aş,
Gör ne var maverada ibretiz."
Gerçekte harika bir roman.Diyebilirim ki Peyami Safa'nın en olgun romanlarında başında geliyor hatta birincisi...Tavsiye ediyorum.Keyifli okumalar.