Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kürşad Göktürk Tarafından Yapılan Yorumlar
"Deniz ufkunda bu top sesleri nereden geliyor?
Barbaros belki donanmayla seferden geliyor
Adalardan mı?Tunus'tan mı? Cezayir'den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi
Yeni doğmuş ay’a baktıkları yerden geliyor
O mübarek gemiler hangi seferden geliyor?" Yahya Kemâl
Bende kitap hakkında yorumcuların eleştirilerine katılıyorum.Bende kitabı aldığımda Türk Denizcilik Tarihi'nin Efsane ismi Hızır Hayreddin Reis' in, nam-ı diğer Barba Rossa'nın yaşamını konu alan bir tarihi roman bekliyordum fakat kitap daha çok Barbaros' un etrafında değil de Şehzade Alkala ile Billure arasındaki aşk etrafında dönüyor. Bana biraz Barbaros' un hayatı bir aşk etrafında meze yapılmış gibi geldi.İkinci olarak romanda çok fazla denizcilik terimi kullanılmış bu da okuyucuyu yoruyor ve bunaltıyor bir de üstüne üstlük bu terimler sayfa altlarında dipnot şeklinde değilde kitabın sonuna eklendiği için kitabın akıcılığını sekteye uğratıyor, sürekli kitabın son sayfasıyla okuduğun sayfa arasında git gel yapmak zorunda kalıyorsun. Tüm bunlara rağmen yine de okunması gerekli bir eser.Özellikle dönemi ve o dönemde yaşanan olayları -Endülüs' ün düşmesi,İspanyolların Müslümanlara ve Yahudilere yapmış olduğu zulümler, işkenceler, katliamlar- tarihi gerçeklere de uygun bir şekilde çok iyi yansıtılmış. Keyifli okumalar.
Zalim Osmanlı Paşası Mahmut Han'a karşı kızı Gülbahar ile Ahmet arasındaki aşkı konu alan geleneklere bağlılık, aşkın karşısında hiçbir gücün duramayacağını anlatan, kimi yerlerde Abidin Dino'nun resimlerine yer veren kısa bir roman.
Cengiz Aytmatov'un en çok bilinen, onu uluslararası bir üne kavuşturan, pek çok dünya diline çevrilen romanı. Cemile'yi Fransızca'ya çeviren Fransız Edebiyatı'nın ünlü yazarı Louis Aragon Cemile romanıyla ilgili "dünyanın en güzel aşk romanı" der.Eserin konusu aslında bir aşk-ı memnu yani yasak aşk.Güzeller güzeli Cemile'nin hali vakti yerinde, varlıklı bir aileye gelin olarak gitmesi ve Sadık'la evlenmesi hemen akabinde patlak veren II.Dünya Harbi nedeniyle Sadık'ın askere gidişi...Taze gelin Cemile'nin savaşın bütün yükünü çekmesi hatta avulda erkek olmadığı için zahireleri yük vagonuna ulaştırma işini de yüklenmesi sonrasında bu sırada savaştan bir bacağı sakat dönen içekkapanık Danyar'la bu seferler sırasında tanışması ve her şeyi bütün dünyevi şeyleri elinin tersiyle iterek askerden gönderdiği mektuplarda kendisine sadece mektubun sonlarında "karım Cemile'ye de selam ederim" diye tek cümleyle anan, karısına yeterince ilgi göstermeyen, sevmeyen Sadık'a mukabil Cemile'nin bu pekte ne idüğü belirsiz,yoksul, sakat Danyar'ı tercih ederek, yüreğinin sesini dinlemesi, aşk'ı tercih etmesini konu alan bir kitap.Eser konu itibariyle bunu ihtiva ediyor ama yapılan onca övgüye, dünyanın pek çok diline çevrilmiş olmasına rağmen roman beni sukutu hayale uğrattı, romanı vasat buldum.
Benim Mustafa Kutlu ile tanışıklığım üniversite 3. sınıfa (2008 yılı) tekaddüm ediyor.O yıl Yeni Türk Edebiyatı hocamız bizi Mustafa Kutlu'nun Chef kitabından sorumlu tutmuştu. O güne değin Mustafa Kutlu'nun adını hiç duymamıştım.Yazarın o kitabını okuduktan sonra çok hayıflanmıştım, daha önce niçin ismini duymadım hikayelerini okumadım diye kendime kızmıştım.Sonra yazarın bütün kitaplarını okumak istemiştim -hala da istiyorum-bir türlü nasip olmadı araya bir sürü bir sürü kitaplar girdi.Velhasıl henüz tüm kitaplarını okuma şerefine nail olamadım ama mutlaka okuyacağım.Benim Chef'ten sonra okuduğum ikinci kitabı uzun hikaye.Bakmayın siz kitabın ismi uzun hikaye aynı hikayedeki Pelvan Sülüman'ın torunu Bulgaryalı sosyalist Ali'nin adının da sosyalist olması gibi...Ben normalde edebiyattan sinemaya uyarlanan eserlerin önce kitabını okur bilahare filmi izlerdim bu kez tümden gelim yaptım önce filmi izledim sonra kitabı okudum.Söylemem gerekirse ikisinden de müthiş keyif aldım.Edebi eserden sinemaya uyarlanan tüm diğer eserlerde olduğu gibi senaryoya aktarılırken kitaptaki bazı yerlerde oynamalar yapılmıştı ama bu durum filmden alınan hazza etkisi olmamış.Evvelen filmi izleyip sonra kitabı okuduğum içün kitabıokurken gözümün önüne Kenan İmirzalıoğlu, Tuğçe Kazaz ve Güven Kıraç geldi.Bu durum benim/okuyucunun hayal gücüne biraz ket vurmuş gibi düşünülebilir. Böyle bir durum yaşamak istemiyorsanız tümevarım yapın derim.Önce kitabı okuyun sonra filmi izleyin.Hikâyeyi okuyucu bir çırpıda okuduğu için şöyle düşünüyor keşke yazar Mustafa Kutlu biraz daha ayrıntıya, betimlemeye, karakter tahliline girseydi de eserin hacmini arttırsaydı da okuyucunun tadı damağında kalmasıydı.Yazara sonsuz tesekkürlerimi sunuyor ve Türk Edebiyatı'nda Mustafa Kutlu gibi usta kalemlerin artması diliyorum.Sağ esen kalın efendim.Keyifli okumalar.
Bozkırın Sesi Aytmatov Cengiz'in dört hikâyesinden mürekkep bir kitap.Filhakika her bir hikaye ayrı bir güzel okuyucu da ayrı bir tat ayrı bir lezzet bırakıyor. Ben Cengiz Aytmatov'un çoğu eserini farklı farklı yayınevlerinden -Ötüken, Elips-okudum ilk kez Cem Yayınlarından okudum ama gerçekten çok başarılı özellikle Mehmet Özgül'ün çevirisi muhteşem.Hikayelere gelecek olursak zaten Al Yazmalım, Selvi Boylum hikayesini bilmeyenemiz yoktur.Türk Milleti'nin hafızasına Kadir İnanır ve Türkan Şoray'ın muhteşem oyunculukları ve Cahit Berkay'ın unutulmaz film müzikleriyle kazınmıştır.Filmde bir kaç nüansların dışında eserin orijinaline sadık kalınmış ama her edebi eserden sinemaya uyarlamalarda olduğu gibi kitabın yeri bir başka, bambaşka...Diğer hikayelerde de savaşın acımasızlığını ve yıkıcılığını, insanların inançlarını, çaresizliği ve fedakarlığını bulacak Aytmatov'un diğer eserlerinde açıktan olmasa da zımnen Sovyet rejimine dair eleştirileri sezinleyeceksiniz.Keyifli okumalar.