Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

mimarjimm Tarafından Yapılan Yorumlar

10.03.2007

Nikaragua Devrimi başarıya ulaştığı 1979'dan bu yana tüm dünyada devrimcilerin temel tartışma ve ayrım noktalarından biri oldu. Türkiye'de de Nikaragua Devrimi'ni savunmak noktasında herhangi bir ayrım olmamakla birlikte Sandinistler'in politikaları devrimciler arasında önemli bir polemik malzemesi oluşturageldi. Sandinist hareketin kurucularından hayatta kalan tek isim olan Tomas Borge'nin "Dizginsiz Bir Sabırla"sı Türkiye'de bu konuda yayımlanmış ender çalışmalardan biri. Borge, herşeyden önce bir efsane. Gerçi kitabı okurken ister istemez Türkiye'yle paralellikler kurup "burada olsa böyle olamazdı" diye düşünüyorsunuz. Örneğin poliste çözülmüş bir devrimcinin bu durum bilindiği halde- daha sonra bu kadar el üstünde tutulması buralarda pek mümkün olmazdı herhalde. Ya da gittiği her bölgede başka bir kadınla aşk yaşayan devrimciye buralarda nasıl bakılacağını az çok tahmin edebiliriz. Ama orası Latin Amerika. Katolik rahiplerin devrimcilere yardımcı olduğu, kadın-erkek ilişkilerinin daha özgür kurulduğu, halkın bizde yaşanan durumun aksine celladına aşık olmadığı bir coğrafya. Biraz ilerledikten sonra yadırgamaktan vazgeçiyorsunuz. Kitapla ilgili ilk hayal kırıklığım hikayenin en heyecanlı kısmında (devrimden bir süre önce) bitivermesi. Farklı eğilimler nasıl bir araya geliyor, devrim gününe nasıl ulaşılıyor, devrimin hemen ertesindeki uygulamalar halk tarafından nasıl karşılanıyor soruları yanıtsız kalıyor. Arka kapakta belirtildiği gibi Sandinist Halk Kurtuluş Cephesi'nin kurucusu Carlos Fonseca hakkında bir roman gibi de okunabilecek olan kitap Nikaragua'da yaşanan süreci yakından takip etmeyenler için birçok muammayla dolu. Borge, bizim bilemediğimiz bir sürü olaya gönderme yapıyor. Bu detaylar hakkında dipnotlarla da olsa herhangi bir bilgi verilmemesi okuyucunun canını sıkıyor. Bu biraz da yayınevinin eksikliği. Nikaragua devriminden sonra da çeşitli ülkelerde devrimler yaşandı; ama Sandinist Devrimi insanlığın yeniden karanlığa gömülmesinden önceki son önemli devrimdi. Majestelerinin muhalefeti rolündeki konformistlerin "sosyalist", "komünist" yaftalarını önemsemeden devrimciliği temel alan bir grup "serüvenci"nin tamamlanmamış hikayesini anlatan Dizginsiz Bir Sabırla'ya bütün eksikliğine rağmen en azından benzer duyarlılıklara sahip okuyucunun kayıtsız kalması imkansız.
10.03.2007

Uzun yıllar önce romandan yola çıkılarak hazırlanmış bir çizgi film seyretmiştim. Çocukluk zihnimde nedenini hala kestiremediğim bir şekilde yer etmişti... Seneler sonra George Orwell'in eseri olduğunu öğrenip okumuştum. Mükemmel bir sembolizm. Eğer bu sembolik anlatımda zülfi yare dokunulduğunu hiisedenler varsa küçük bir ayrım yapacağım. Domuzlar diktatoryası sadece siyasal rejimlere değil gündelik hayatımıza da ait bir kavram değil mi? Çalıştığımız şirket, üyesi olduğumuz bir dernek ve hatta ailemiz içerisinde yönetim bilimlerindeki "oligarşinin tunç kanunu"nu yaşamaz mıyız kimi defa? Domuzlara karşı uyanık ve ayakta olamayı hatırlamak için arasıra yemeklerden sonra bir çorba kaşığı tavsiye edilebilecek bir kitap...
10.03.2007

İlk okuduğum Kemal Tahir kitabı... Aslında kitabın girişindeki Andre Maurois'dan alıntı kitaba daha bir merakla sarılmanıza neden oluyor. "İçindeki eşkıyalarla başedemeyen toplumlar, zamanla onlara; içlerindeki barbarlık içgüdüsü ile, hayranlık duymaya başlarlar". Eşkıyası bol bir toplumun ferdi olarak aciz fertlerin hayranlıklarının sosyolojik bir çözümlemesi var kitapta.. Her sayfasını zevkle okudum ve daha genç yaşlarda zevkle okuduğum bazı kitapları o kadar beğenmemem gerektiğini düşündüm.. Hangi kitap diyen olursa, bu kitabın eleştirdiği kitapların hangilerinin olduğunu çözümleme zevkine müdahale etmek istemem...
10.03.2007

Ulusal kurtuluş savaşımızın tarihsel bir kesitini roman tadında veren bir eser. İsmi tarih kitaplarında geçmeyen gizli kahramanlar, Yüzbaşı Cemil'ler ve Yüzbaşı Selahattin'ler.. Üstünde varoladuğumuz toprakları bizlere kanı pahasına bırakan dedelerimiz... Süpürge tohumundan, mısır koçanından ekmek yapılan yokluk dönemlerini anlayabilmek için bu kitap okunmaya değer. Bu kitabı sevenlere ayrıca "Yüzbaşı Selahattin'in Romanı" kitabını tavsiye ederim.
10.03.2007

Kemal Tahir okurken yanıma kağıt kalem alırım. Sayfaların içine yapıştırılmış kağıtlarım olur daima... Çünkü Türkçede zannetmem ki bir romanı Kemal Tahir kadar içerikli bir kültür hazinesi gibi yazan yazar olsun... Esir Şehir üçlemesi de bunlardan birisi... Sayfaları birbiri sıra tüketirken ne kadar geniş bir bilgi denizinde yüzdüğünüzü anlıyorsunuz. Tarih, hiç bukadar zevkle okunamaz.. Bu seriye bu kitaptan başlanmasını atlamayınız..