Toplam yorum: 3.286.481
Bu ayki yorum: 8.011
E-Dergi
...!!!... Tarafından Yapılan Yorumlar
Yorumlanması belki de en zor eserlerden bir tanesi Thomas More'un Utaopyası... Eksik olduğu yönlerinin yanında mutlaka felsefi anlamda güçlü olduğu yönleri de bulunan bir çalışma ama en ilginci Thomas More gibi bugünkü kapitalizmin temellerinin oluştuğu yıllarda ve o ülkede yaşamış birinin kaleminden neredeyse komünist bir ülkeye benzer bir ütopya kitabı yazılması olmuş. Kitap iki bölümden oluşmakta ve birinci bölüm ütopya düşüncesine temel oluşturma amacıyla konuşma metinleri halinde yazılmış. Bu bölümü felsefik sorgulamalar açısından daha çok beğendim çünkü karşılıklı konuşmalarla geçtiği için soru cevap şeklinde sistemi sorgulama şansına sahip olmuş ama ikinci bölümde yazar artık temel başlıklar halinde kendi ütopyasını başkasının ağzından anlatmaya başlıyor. Aslında konunun daha derin işlendiği kısım bu ama ütopyanın anlatıldığı her kitapta olduğu gibi bu bölümde de mükemmelliğin, aslında daha doğrusu sorunları zorla yok etmenin, verdiği bir sıkıcılık var. Bir de kitabın 132.sayfasında dinler bölümünde ütopyada yaşayanların bir çoğunun ateist olduğunu söylemiş ve ardından da onların tanrısını tanımlamaya başlamış. Bu bana bir çelişki gibi geldi ama şüphesiz kitabın yazıldığı dönemde "ateist" kelimesinin tanımını tekrar araştırmak bu konudaki eleştiriyi daha da temellendirebilecektir ya da cevaplandırabilecektir. Kitabın basımıyla ilgili olarak saman kağıdı kullanılması kitabı okurken biraz rahatsız etmiş ve kitabın en başında yer alan ilk baskılarının kapaklarının resminin olduğu bölüm daha iyi basılabilirdi. Bunun dışında herhangi bir eksiklik gözüme takılmadı. Her ne kadar uygulama açısından mümkün olmasa ya da yanlış bir düşünceyi savunsa bile tüm ütopya kitaplarının model devlet düşüncesini bireylerde oluşturmak için faydalı olabileceğini düşünüyorum. Bu yüzden tavsiye ederim.
Beni, bu kitabı okumaya iten şey anlatımının postmodern tarzda olmasıydı ancak bu anlatımda çok da başarılı olduğunu söyleyemem. Kitap kısa kısa hikayelerden oluşuyor ve anlatımı da bahsettiğim gibi tipik bir postmodern yazarın anlatımı. Anlatımda edebi yönden bir eksiklik yok ancak kurgusal olarak ve benzetmelerde eksiklikler olduğunu düşünüyorum çünkü başlarda okurken güzel gelen benzetmeler zamanla sıkmaya başlıyor çünkü her hikayede birbirine benzeyen benzetmeler var. Neredeyse tüm hikayelerinde kişiler ya da nesnelerin sahip olduğu sıfatlarla doğrudan konuşma var ya da başka bir deyişle kişilerin sıfatlarını kişileştirerek anlatımda bulunmuş. Bir de kişilerin bulunduğu yerlere her iki taraf için de bireysel olarak bakarak paradoks yaratmaya çalışmış. Bunların kullanımı her ikisi için de başarılıydı ancak sadece bu ikisi etrafında dönen birçok hikaye olduğu zaman okuru sıkmaya başlıyor. Son olarak da kitabın 86. ve 87. sayfalarında yazım hataları gözüme takıldı. Özellikle 86.sayfada "yazı(n)ın" diye bir tabirde bulunulması bir kelimenin belli ekini parantez içine alarak çift anlamını vurgulamaya çalışırken yapılan çok amatörce bir hata gibi geldi bana... Okuduğunuzda bir şey kaybetmezsiniz ama bence yine de amatörce bir çalışma olmanın dışına çok fazla çıkamamış yazar...
Farklı konularda araştırma yaparken J.Ruskin'in sıkça karşıma çıkması ve özellikle Rockfeller gibi bugünkü ekonomik sistemin temellerini etkileyen ailelerin akıl hocalığını yaptığını okumam nedeniyle J.Ruskin'i okumaya karar verdim ama ne yazık ki yazarın Türkçeye çevrilmiş çok az eserini bulabildim. Susam ve Zambaklar da bunlardan bir tanesi... Bu kitap yazarın 2 farklı konferansındaki konuşmalarının derlenmesiyle oluşturulmuş. Susam kısmında "okuma" ve "eğitim" üzerine tespitleri mevcut. Zambaklarda ise kadınlar üzerine konuşması kaleme alınmış. Susamdaki tespitler gerçekten çok güzeldi. Özellikle çok kitap okumanın yanında etkin okumak ve sorgulamakla ilgili tespitleri ve kişilerin okurken daha dikkatli olmasını sağlayacaktır ve bu kitaptan sonraki okuduklarınızı çok daha ayrıntıları düşünerek okuyacaksınız. Bu bölüm kişisel olarak gelişmenizi sağlayacak olan bölümdür ancak Zambaklar kısmını o kadar etkin bulmadım. Kadınların hayattaki etkilerini anlatırken neredeyse her şeyde tamamen onların etkili olduğunu savunmuş. Bu tezini savunmak için öne sürdüğü kanıtlar ise tamamen kurgusal kitaplardan oluşmakta. Bence gerçek hayattan kopuk bir tespitler dizisi olmuş. Tabi ki kadınlarla erkekler sosyal hayatta ortaklaşa etkin olmalı ve bunun dışındaki ihtimallerde hep kaosun olduğunu görmekteyiz ama bence kesinlikle aşırıya gitmiş bir düşünce dizisi olmuş ikinci konferansı. Yine de dikkatlice okuyup hayat felsefesini oluştururken en azından okumak ve kadınların sosyal hayattaki yeri hakkındaki düşüncelerinizi oluştururken göz önüne almanız gereken düşüncelerden oluşan bir çalışma...
Psikiyatri alanında yazılmış ama daha çok düşünce yazılarından ibaret olan ve psikiyatrinin bilimsel boyutuna mümkün olduğunca girmeyen bir kitap, yani psikiyatrinin günlük hayatta ve sosyolojik anlamda etiğinin daha çok tartışıldığı bir çalışma... Genel olarak okunmasında fayda olan, özellikle psikiyatrinin tarihsel gelişimi başta olmak farklı konularda okuruna bilgi verebilen bir çalışma. Bence tek eksiği yazarın Nietzsche-Marx-Freud üçlüsünü olumlu değerlendirmesi olmuş. Bir bölümde bu üçlüyü yüceltici yorumlar yaparken diğer bölümde insanlığın, duygusallığın topluma yön veren iyi duygular olduğundan bhsetmiş ki bu bence çok büyük bir çelişki olmuş. Bunun dışında çok bariz bir eksiklik görmedim. Kitapta anlatılanları dikkatlice sorgulamak şartıyla tavsiye edebilirim...
Alev Alatlı'yı günlük hayatta çok sıkı takip etmiyordum. Hatta bu kitabı okuduğum ilk kitabıydı ama artık diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumaya karar vermeme yetecek kadar kaliteli bir kitap diyebilirim. Günlük manşet olan ya da gündemi bir şekilde meşgul eden olaylar hakkında bir bakıma yorumlarını kaleme almış Alev Alatlı. Bu tarzda yazılan bir çok kitap var ancak bunların çok azı olaylara politik, duygusal...vs. amaçların dışında gerçekten kaliteli bir bakış açısıyla bakabiliyor. Alev Alatlı da bu kaliteli düşünceyi yakalayan nadir yazarlardan bir tanesi... Özellikle ekonomik değerlendirmelerinin bulunduğu bölümdeki yorumlarını hem bilimsel açıdan hem Türk toplumunun kültürü açısından hem de küresel gelişmeler açısından gerçekçi ve tarafsız bir şekilde değerlendirmesini çok başarılı buldum. Kitabın tek eksik yönü bazı bilgileri farklı yazılarında tekrar tekrar dile getirmesi olmuş bunun dışında herhangi bir eksiklik gözüme takılmadı. Bu kitabı okuyup da Alev Hanım'a katılmayan okurlar da mutlaka olacaktır ama katılmasanız bile belli bir görüşü çok kaliteli bir şekilde açıklayan bir yazarı okumanızı tavsiye ederim...