Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
...!!!... Tarafından Yapılan Yorumlar
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Peter Drucker her ne kadar yönetim alanlarında kitaplar yazsa ve son dönemlerin bu alanın en önemli insanlarından bir tanesi olsa da asıl alanı iktisattır. Bu konu için her zaman üzülmüşümdür çünkü Peter Drucker gibi bir iktisatçıdan iktisat düşünceleri üzerine yazılmış bir kitap okumak çok daha keyifli olur. Özellikle Keynes gibi iktisat duayenlerinin birinden ders almış olan ve aynı zamanda da bir neo klasikçi olan Peter Drucker’ın iktisadi düşünce kitapları bana her zaman daha çekici gelmiştir. Bu kitabında Peter Drucker diğer kitaplarında olduğu kadar yönetim üzerinde durmamış ve daha çok geleceğe yönelik iktisadi tahminlerde bulunmuş. Bence gerçekten çok başarılı bir iktisadi düşünce kitabı olmuş. İktisatçıların okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap…
Ahmet Şerif İzgören ülkemizin son 10 yılına yönetim ve sistematik alanlarında otoritesini koymuş insanlardan bir tanesidir.Çok farklı kademelerde çalıştığı için Ahmet Şerif İzgören’in tecrübesi de kesinlikle yararlanılması gereken bir birikimdir.
İş Yaşamında 100 Kanguru adlı eserinde işletmelerde ve devlet yönetiminde liderliği anlatarak başlıyor kitap. Bu tür kitapların bir çoğunda olan ve artık bir klasik haline gelmiş olan bölüm yani lider ile yönetici arasındaki farkın üzerinde durulmuş. Bu konudan da lidere bir geçiş yapılmış ve bir liderde bulunması gereken özellikler üzerinde durulmuş. Kitabın en güzel yönü ise bu özelliklerin teorik olarak anlatılmakla kalınmamış bunun yanında da günlük hayattan uygulamalarla desteklenmiş olmasıdır.
Liderin özelliklerinden sonra da işletmelerde ve devlete bağlı kuruluşlarda hiyerarşik yapılar üzerinde durulmuş ve kitabın yararlı olduğunu düşündüğüm asıl bölüm bu kısımdı. Bu bölümü okurken ülkemizin de Dünya’yı bu konuda geriden izlediğini fark ediyorsunuz. Ayrıca her bölüm arasında da gerçekten ders verici olan çok güzel hikayeler anlatılmış ki en sevdiğim ve sayfayı çevirirken o bölümün gelmesi için heyecanlandığım bölüm hikayelerin anlatıldığı kısımdır…
Okunması gereken bir kitap…Ayrıca Ahmet Şerif İzgören’in diğer kitaplarını da kesinlikle tavsiye ederim…
Mahir Kaynak'ın günümüz Türkiye'si için en başarılı siyasi fikir adamlarından birisi olduğu su götürmez bir gerçektir.Kendisinin muhakeme gücüyle önceden çalışmış olduğu önemli,stratejik yerlerin verdiği tecrübeyle birleşince gerçekten çok başarılı eserler ortaya çıkabiliyor.Mahir Kaynak bu kitabında da diğer kitaplarında olduğu gibi ülkemiz ve çevresinde dönen siyasi oyunlar hakkında yorumlar yapıyor ancak bence kendisinin yorumlarından çok öngörüleri çok daha heyecanlandırıcı oluyor çünkü tahmin yapmak da profesyonel bir iştir ve bence Mahir Kaynak işini gerçekten çok iyi yapıyor.Önce tarihi yaklaşımlarla belli sonuçlara ulaşıyor ve sonra da bu çıkarımlarla günümüzün değişen koşullarını karşılaştırarak önümüzdeki yıllarda Dünya'nın en önemli toprakları olan bu topraklarda hangi güçlerin çatışacağını yazıyor ve bunlara karşı nasıl önlemler almamız gerektiğini belirtiyor.
Kendi alanında artık bir ekol olmuş olan Mahir Kaynak'tan başarılı bir eser...
Kitapta şizofren bir genç kızın ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yaşadıkları anlatılmış.Kitaba teknik bilgi yönünden yaklaşırsak başarılı olduğunu söyleyebiliriz ama yine de biraz daha teknik bilgi içererek yazılabileceğini düşünüyorum.Mesela kitapta Deborah'ın geçirdiği krizlerin tıbbi açıklamaları yapılmış ama bence eksik kalmış.Bu kitabı sadece şizofreni hakkında teknik bilgiler öğrenmek için okuyan çok önemli bir kesim de var.Bu açıdan bakınca bahsettiğim kesimin beklentilerinin tam anlamıyla karşılanmadığını söyleyebilriiz.Bir de şizofreninin gelişim süreci üzerinde çok durulmuş ve bence kitabın başarılı olmasını sağlayan en önemli etken de bu olmuş zaten.Olyların akışı içinde Deborah zaman zaman geçmişe giderek kendisinde iz bırakan olayları anlatıyor.Yani hastalığın gelişim süreci de bu şekilde romanın içine yayılmış.
Kitaba duygusal yönündeb yaklaşırsak zaten söylenecek bir söz olduğunu düşünmüyorum çünkü şizofreni üzerine birçok kitap okudum ama hiçbirinde hastane koğuşlarının ve ortamlarının bu kadar güzel anlatıldığını görmedim.Kitabı okurken hastanede olanları adeta siz de yaşıyorsunuz.Bu da en önemli konulardan bir tanesi çünkü piyasadaki birçok kitapta bu ortam fazlasıyla yapmacık bir şekilde anlatılmış.Örneğin birçok kitapta koğuşlardakş hastalar arasında hiçbir sosyal ilişki olmuyormuş gibi anlatılır ama bu çok saçma bir yaklaşımdır.Hastalıkları gereği sosyal yaşamdan uzaklaşmış bile olsalar tamamen soyutlanmadıkları da bir gerçektir.Kitapta da zaten sosyal ilişkiler bu zemine oturtularak başarılı bir şekilde anlatılmış.
Kısaca eğer psikotik bozuklukların meraklısıysanız kesinlikle okumanız gereken bir kitap ama kitaba başlamadan önce şizofreni hakkında genel bir bilgi(oluşumu, gelişimi, belirtileri,tedavi yöntemleri...) sahibi olursanız kitap size çok daha canlı gelecektir aksi takdirde çok büyük ihtimalle kitap sıkıcı bir hal alacaktır...
tamamını okumasam da kitabın bir kısmını okudum.kitap güzel de bence fazlaca duygusal bir kitap olmuş.Sanki Benazir'in ak kaşık olduğu izlenimine kapıldım ben ama kesinlikle öyle olduğuna inanmıyorum tamam belki haksız bir şekilde cezalandırılmış olabilir ama sonuçta siyasi işlerle uğraşıp tamamen suçsuz olan çok az insan vardır ve bence Benazir de tamamen suçsuzların içinde değildi.
Yine de tekrar belirtmek isterimki yaşadığı olaylar gerçekten üzücü ve çok kötü...