Toplam yorum: 3.285.221
Bu ayki yorum: 6.747

E-Dergi

ismail_atan Tarafından Yapılan Yorumlar

26.08.2007


"Bu adan ne yapıyor böyle!!!"

Kızıl Nehirler, Taş Meclisi, Leyleklerin Uçuşu, Kurtlar İmparatorluğu ve Siyah Kan... Derken Şeytan İhaneti... Nasıl bir hayal gücü, nasıl bir zeka ve nasıl bir ifade kabiliyeti. Okuduğum her satırı diğer kitaplarında olduğu gibi bunda da zihnimde bir bir canlandırdım. Kurtlar İmparatorluğundaki o küçük çikolata dükkanını hayalimde nasıl resmetmişsem filminde de aynı sahneyi karşımda buldum. İnsanın gözünün önüne o kadar net çizgiler koyuyor ki, sanki Durey değil siz koşuşturuyorsunuz kanıtların peşinde. Christophe Grange... Söze ne hacet. Okuyun ve yaşayın.
26.08.2007


Hatırası kalbe ışıklarla dökülen
En güzele, en iyiye, en sevgiliye
Selâm, sonsuzluğun açık bahçesinden
Selâm, senelerce senelerce öteye

"Selâm ile başlayalım söze." demiş üstad. Biz de onun yolundan gidelim ve selam verelim tanıdık tanımadık herkese. "Merhaba"nın anlamıyla seslenelim geçmişe özlem, geleceğe umut besleyen âyîne gönüllere. selâmınız ve Mehabanız eksik olmasın. Selam vereniniz, merhabanıza cevaben "Merhaba" diyeniniz bol olsun. Âyîne olsun gönüller, saf ve temiz olsun âyinenizdeki kişiler.

İskender Pala'yı ya da onun bu yapıtını övmeye gerek yok. Onun övgüye ihtiyacı yok. Onun duaya ihtiyacı var. Dua edelim de ömrü uzun, sağlığı yerinde olsun. Kaleminin mürekkebi her daim bol olsun. O yazsın hulus-i kalp ile, biz de okuyalım bıkmadan ve usanmadan. Gönlünüze kuvvet üstâdım.
19.08.2007


"Ama sen yüzüp gittin. Hiçbir zaman balık olamayacağını biliyor muydun? Isık-Göl'e kadar yüzemeyeceğini, beyaz gemiyi göremeyeceğini ve ona 'Selam Beyaz Gemi, ben geldim ben!' diyemeyeceğini biliyor muydun?

Çay boyunca yüzüp gittin çocuğum.Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim. Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin sen. İşte beni teselli eden de budur. ....

Sana senin sözlerinle veda ediyorum: 'Merhaba Beyaz Gemi! Ben geldim.'
19.08.2007


"Size Selim diyebilir miyim Oğuz Bey?" diye sesleniyordu adını bilmediğim yazar. Adını bildiğim ve simasıyla yüzümde gülümseme uyandıran Hakkı Devrim ise "Meşhur olmayan; ama ciddiye alınan çocuk." diyordu onun için. Başta ciddiye almamışlardı oysa. Biz o yaşlarda kısa donla sokaklarda bilinçsizce gezerken, o yedisini bile doldurmadan kendisine ayrılan masanın başında yazılar yazıyordu durmadan, bıkmadan ve usanmadan. Tutunamayanlar baştan beri Türk edebiyatının en iyi romanlarından biriydi. Değeri şimdi şimdi anlaşılır oldu. Gidişler hep yarım bırakır bir şeyleri. Onun gidişi de yarım bıraktı. Oysa üzerinde çalıştığı diğer eserini tamamlayabilseydi belki Tutunamayanların üzerinde bir şahaser daha duruyor olacaktı elimizde. Bir defada okumakla anlayamadıysanız bir kez daha okuyun ve anlamaya çalışın. Eminim pişman olmayacaksınız.
19.08.2007


"Vakt-i Osmanî'de Serencâm-ı Edeb" diyerek başlıyor söze. İlm-i kıyafetten, Hacı Babalar'dan, Aslına huuuu, nesline huuuu okutanlardan bahsediyor. "Ah o evvel zaman nükteleri" deyip bizi atalarımızın hiç de günümüzdekilere benzemeyen tam bir zeka ürünü nükteleriyle buluşturuveriyor. Karakuş'u anımsatıp bize, günümüzde yaşayan Karakuşvari kişileri çiziyor bir ressam ustalığıyla gözlerimizin önüne. Koca Ragıp Paşalar, Lâedriler, Harun Reşitler ve daha niceleri. Eski zamana ait eskimeyen ve hiç eskiyeceğe benzemeyen kıssalarla yeşeriyor zaman sayfaların arasında. Kalemine kuvvet İskender Çelebi. Her ne kadar Mevlana soyundan gelmesen de bil ki sen yeni zamanın Çelebisi olmaya layıksın. Ellerin, gözlerin ve bu satırları dökerken durmadan çalışan zihnin dert görmesin.