Toplam yorum: 3.285.275
Bu ayki yorum: 6.801

E-Dergi

ismail_atan Tarafından Yapılan Yorumlar

16.07.2006

"Kaç zamandır gelmemişken yâda biz,
İşte geldik Senden istimdâda biz.
Padişahım!
Hasret kaldık eski istibdâda biz."

Yaptıkları, yapmaya çalıştıkları ve yapmayı pilanladıklarıyla O, son dönemde Sultan olmayı, halkına "Baba" olmayı belki de hakeden tek Padişahtı. Onca sıkıntı, onca zorluğun içinde yaptıklarıyla bunu kanıtladı.

Hindistan'a kadar uzanan eğitim reformları, donanmamıza kattığı denizaltılar dahası ve dahası... Yapmaya çalıştıkları ise birçoğumuzun dudağını uçuklatmaya yeter sanırım.

"Yazma okuma sanatını öğrenmek arzusu diğer milletlere nazaran daha az olmakla beraber ya imkan azlığından veya güçlüklerden dolayı bu vaziyete kaçmaktadır. Zira yazımızı öğrenmek pek kolay değildir. Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için belki de Latin alfabesini kabul etmek yerinde olur. Her ne kadar bu harflerde, lisanımızdaki bazı sesleri vermek güçlüğü mevcut ise de bunu ayarlamak şüphesiz kabil olabilir." İşte Koca Sultan'dan kocaman bir fikir atağı. Bir tanesi de şu:

"Bizde Gregoryen takvimi kabul etmenin zamanı gelmiştir. Münasip yoldan tatbik edildiği taktirde hiç de Şeyhülislamın söylediği gibi imkansız olacağını zannetmiyorum. Büyük bir heyecen yaratacağına şüphe yoktur, fakat takvimin kabulü ile pekçok fayda temin edilecektir."

Sultan sadece siyasi hayatla değil sosyal olaylarla da ilgileniyor, halkının daha iyi eğitim alabilmesi için çalışıyor, şeyhülislamin bile olmaz dediği fikirleri inatla savunuyordu. Mekanı cennet olsun. Allah yaptıklarının ve yapmaya çalıştıklarının karşılığını O'na fazlasıyla öteki alemde versin; çünkü burda çok çirkin olaylara ve hainliklere maruz kaldı ve hala da kalıyor...
01.07.2006

Mustafa Armağan son dönemde tanıdığım ve oldukça sevdiğim bir yazar. "Osmanlı İnsanlığın Son Adası" ve "Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı" nı okudum. Özellikle 2. Abdülhamid'le ilgili çalışması benim göğsümü kabarttı. Bu yüzden kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.

Ufukların Sultanı ise gerçekten Fatih'in Sultanlığına yakışır bir eser olmuş. Sadece bir Padişah değil; bir alim, bir sanatkar, bir insan ve bir devlet adamı... O'nu bir insan olarak incelemiş ve o insanın giyebileceği bütün giysileri, bütün güzellikleri O'na giydirmiş. Bunu da sırf O'nu yüceltmek için yapmamış. Olanı olduğu gibi göstermeye gayret sarfetmiş. Kendisine Osmanlı için yaptığı bu yararlı çalışmalardan ötürü teşekkür ederim. Türkiyemizin Mustafa Armağan gibi araştırarak ilmi eser veren yazarlara gerçekten çok ihtiyacı var. Kaleminin mürekkebi bol olsun....
01.07.2006

Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabı. İlk sayfaları okumaya başlayınca biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Yazarın sürekli kendi ağzından olayları aktarması ve bunu yaparken de şimdiki zaman eki "-yor" u kullanması beni biraz sıkmıştı. Fakat sayfalar ilerledikçe ve diyaloglar sıklaşmaya başladıkça bu ek kulaklarımı tırmalamaktan vazgeçti. Kısacası yazar bu eksikliğini akıcılıkla ve aksiyonla kapatmış. Gerilim-polisiye tarzında okuduğum kitapların arasında en ilginci ve beni en fazla etkileyenlerden birisi diyebilirim. Jean Christophe Grange'i çok beğeniyordum ve onun üstüne gerilim yazabilecek başka biri olmaz diyordum. İki kez yanıldım. Biri Dan Brown biri de Ahmet Ümit. Umarım en kısa zamanda diğer kitaplarını da okuma fırsatı bulurum. Yazarın kalemine sağlık...
26.06.2006

Ömür Ceylan'ın ağzından "Önce Aşk Vardı" adlı kitabı okuyunca aşkın tarifinin ve öyküsünün daha iyi anlatılabileceğini düşünememiştim. Şimdi anladım ki İskender Pala her zamanki gibi birikimini döküvermiş sayfalara. Özellikle Kılasik edebiyatın şiire bakışı ve şiirdeki aşkla bütünleşerek öyküye dönüşmüş anlatımlar gerçekten beni çok etkiledi. İskender Pala ülkemizin alanındaki en başarılı yazarlarından birisi. Allah uzun ömürler versin ve kaleminin de mürekkebi bol olsun...
24.06.2006

İlber Ortaylı tanıdığım en nesnel yazarlardan biri. Yiğidi öldürse bile hakkını vermekten geri kalmayan bir yazar. Bu eserinde Osmanlı'yı bambaşka bir açıdan ele almış. Yapılan törenler ve mimari eserler, devşirme sistemi, enderun ve harem kobnularına açıklık getirmiş. Kitabın Sayın Ortaylı'nın verdiği konferanslardan derlenmiş olması da diline bir samimiyet katmış. Osmanlı'yı O'nun kadar eğrisiyle doğrusuyla gösteren başka yazar tanımıyorum. En azından yerlere batırmıyor ya da göklere çıkarmıyor. Neyse onu anlatıyor. İlber Ortaylı gerçekten birçok övgüyü hakediyor...