Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
karlrossman Tarafından Yapılan Yorumlar
Eğer romanızı yazıp bitirmişseniz ve bu bitirme hadisesinin üzerinden kırk ıl geçtiği halde kimse romanınızı yayımlamaya yanaşmamışsa. Yorgunluğunuz dayanılmaz boyuta ulaşmış demektir. Bu yorgunluğu bertaraf etmenin yolu ümit etmeyi sürdürmektir. Çünkü bu kadar zaman bekledikten sonra vaz geçmek artık korkalıkla eşdeğerdir, değilse bile eni konu inadın kırılmasıdır. Eğer bitmiş bir romanınız ve yatağa mahkum bir kardeşiniz varsa, romanın canlanmasını beklemek için yapabileceğiniz şey bu şahane eseri kardeşinize okumaktır. Kardeşiniz ise kırılmayacak bir inat aşılayacaktır size. Her okunduğunda, her dinlendiğinde daha büyük bir keyif verecektir bu roman, kardeşinize değilse bile size.
Sonra günün birinde zıpırın biri olduğuna emin olduğunuz bir adam size romanınızın yayımlanmasını sağlayacak bir aracı bulduğunu söylediğinde ya arkanızı dönüp gidersiniz ya da kırılmayan inadınız ve inancınızla o adama inanma riskine girersiniz. İçinizde o kadar uzun süre beklemenin getirdiği acelecilikle bu romanın bir an önce yayımlanmasını istersiniz ve bu sizi oltanın ucundaki balık haline getirir. Zira o adam size kötü bir şaka yapmaktadır. Adınız Mario Samigli'dir ve size dünyaya salan adam İtalo Svevo gibi bir üstaddır. Bu şakanın sonuna vardığınızda ne yapacağınızı düşünün, yumruk mu dediniz?
Kitabı gördüğüm zaman hakkında bildiğim tek şey isminin çok etkileyici olduğuydu. Ancak bu kadar hacimsiz bir kitabın, bu kadar sarsıcı olabileceği aklımın ucundan bile geçmedi.
Kitabı okurken yazara haksızlık ettiğimi düşünmeye başlamıştım ama yazara haksızlık eden tek kişinin ben olmadığımı öğrendiğimde hem bir rahatlama hem de öfke hissettim içimde bir yerlerde.
Herkesin baktığı gibi bakmayı sürdürürseniz dünyaya, sıradan bir insan olursunuz.Bundan kurtulmanın bir yolu DeQuincey'in Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet kitabını okumaktır. Bir cinayete vahşice, ahlaksızca, canavarca hislerle yapılmış bir eylem gözüyle bakabilirsiniz. Peki ya, sanatkar bir ruhla ince ince tasarlanmış, nakış gibi dokunmuş bir sanat eseri gözüyle bakmanız mümkün mü? Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet bunun mümkün olduğunu söylüyor. Bunun söyleyen DeQuincey olunca da dikkat etmeye değer bir yargı ortaya çıkıyor, zira Borges bile DeQuincey'e o kadar şey borçlu ki, Nabokov bile DeQuincey'le geç tanıştığı için o kadar pişman ki...Bu kitabı okuyun belki görebileceğiniz alanın gözlerinizin boyutundan daha büyük olabileceğini fark edersiniz...
Görmeye başlamak yeniden; bembeyaz bir körlükten kurtulup yeniden tüm renkleriyle dünyayı seyredalabilmek değildir aslında. Saramgo'nun Körlük romanında bir anda körlük salgınına tutulan şehre geri döneriz ancak "demokrasi"nin rafa kaldılırıldığı, anarşinin hüküm sürdüğü o dönemin üzerinden dört yıl geçmiştir.Şehir olağan durumuna dönmüştür, hatta demokrasinin bizlere sunduğu en büyük "özgürlük"lerden biri olan seçim zamanı bile gelmiştir.
Gargantua Rabelais'nın anlattığı bir dev masalıdır. Mesaj içeriği oldukça dolu olan bu kitap oldukça da neşelidir. Özellikle Gargantua'nın doğumu midesi sağlam edebiyat severler için ziyadesiyle güldürücü olacaktır. Rabelias, dönemini hiç acımadan, gözlerinin yaşına bakmadan yerer bu kitapta.
Gargantua ve Pantagruel adlı 5 parçalık eserin ikincisidir. Dev Gargantua size Fransa'yla ilgili çok şey anlatacaktır. Tonlarca yemek yiyen, yellendiği zaman ortalığı kasıp kavuran bu pis dev yine de içinizde eğlenceli bir yanı yakalayacaktır.
Fiskodoro, hem balıkçı anlamına gelen hem de zıpkıncı anlamına gelen bir sözcüktür ki bir genç çocuğun adıdır bu. Kyamet sonrası bir dünyada yaşar Fiskadoro. Atom bombalarından önceki dönemi bilmemektedir o. Medeniyetin yerle bir olduğu ve ilkel dönemlere sadece tarih atlaslarında rastlanan o dönemi bilmemektedir. Ordu'da yaşar ve hocasının yanına, Twicetown'a gider çoğu zaman. Neden Twicetown'dur şehrin adı? Çünkü orda henüz patlamamış iki atom bombası bulunmaktadır. Bazı insanlar bu bombalara gidip adaklar bile adar. Fiskadoro eskiyi bilmez, hocası iki zaman arasına sıkışmıştır ve hocanın annesi ise dünyanın en yaşlı insanıdır ve geçmişi en iyi hatırlayan odur ama konuşamaz.