Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İzzet Can Bezircioğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

Mariana Enríquez’in Kasvetli İnsanlar İçin Güneşli Bir Yer adlı eseri, Latin Amerika’nın tarihsel ve toplumsal acılarını modern bir korku anlatısıyla görünür kılıyor. Kitaptaki hayaletler ve lanetli mekânlar, yüzleşilmekten kaçınılan sınıfsal eşitsizlikleri ve kadınlara yönelik şiddeti açığa çıkarıyor.

Karakterler çoğunlukla toplumun dışladığı bireyler; bu da onların görmezden gelinen acıları hissetme gücünü artırıyor. Enríquez, özellikle kadınların deneyimlerini ve kuşaktan kuşağa aktarılan travmaları şiirsel ama sert bir dille işliyor.

Korkuyu bir araç olarak kullanan yazar, karanlığın içinde bile empati ve hayatta kalma arzusunu arıyor. Bu öyküler, okuru rahatsız eden ama derinden etkileyen bir deneyim sunarken, doğaüstü unsurlardan çok insan ruhunun iyileşmeyen yaralarıyla yüzleşmemizi sağlıyor.
Guadalupe Nettel’in Kıştan Sonra’sı, iki şehirde yaşayan iki yabancının hikâyesi üzerinden yalnızlığın farklı yüzlerini incelikle işliyor. New York’ta steril dairesinde kendi kurallarıyla yaşayan Claudio ve Paris’te mezarlık manzaralı evinde sessizliğe sığınan Cecilia, dönüşümlü bölümlerle okurun zihninde buluşuyor. Claudio’nun düzenli, mesafeli yaşamı çocukluk travmalarına; Cecilia’nın mezarlıklara duyduğu ilgi ise annesinin terk edişinden kalan boşluğa dayanıyor. Her ikisi de, geçmişten taşıdıkları izler nedeniyle hayatlarını belli sınırlar içinde sürdürüyor. Bu sınırların simgesi ise “bariyer”ler: Claudio’nun penceresindeki duvar, Cecilia’nın baktığı mezarlık… Hem koruyan hem uzaklaştıran bu engeller, değişememenin gerçekçiliğini hatırlatıyor. Nettel, atmosferi ve karakterlerin iç dünyasını ustalıkla işleyerek okura kendi duvarlarını sorgulatan çarpıcı bir roman sunuyor.
Hikâye, Alfred Hitchcock'un "Arka Pencere" filmini anımsatsa da, içeriği çok daha farklı ve varoluşsal bir boyutta. Başlangıçta odaklanmakta zorlanmama rağmen, kitabın akıcı üslubu ve Solstad'ın hikaye anlatıcılığı, okuma deneyimini sürükleyici bir hale getirdi.

Bu bir klasik polisiye değil, varoluşsal bir cinayet romanı olarak özetlenebilir. Okur, cinayete tanık olan Edebiyat Profesörü Anderson'ın iç çatışmalarına ve hem kendini hem de toplumu sorgulamasına şahitlik ediyor.

Solstad; katilin bakış açısından varoluş problemini, edebiyatın etkisini kaybetmesini, değişen toplum değerlerini ve bireyin bu değişimlere uyum sürecini işliyor. Profesörün tavrına hem hak verdiğim hem de yanlış bulduğum noktalar olsa da, bu çatışma kitabı oldukça ilginç kılıyor.

Sonunu tatmin edici buldum. Profesörün içine düştüğü ikilemi kendi içinde sonlandırması hikayeyi benzersiz bir şekilde tamamlıyor. Bu bile kitabın ne kadar farklı ve düşündürücü olduğunu gösteriyor.
Stephen King’in Kan Varsa adlı dört öykülük koleksiyonu, yalnızca korkuya değil, modern bireyin iç dünyasına da odaklanan çok katmanlı bir anlatı sunuyor. “Mr. Harrigan’ın Telefonu” teknolojiyle gelen bağları ve eski değerlerle çatışmayı sorgularken, “Chuck’ın Hayatı” tersine kurgusuyla varoluşsal bir hüzün taşıyor. Koleksiyona adını veren “Kan Varsa”, medya ve trajedi ilişkisini doğaüstü bir gerilimle harmanlıyor; Holly Gibney karakteri üzerinden günümüz toplumuna etkili bir eleştiri getiriyor. “Sıçan” ise yaratım sürecinin karanlık yüzünü ve yalnızlığın dönüştürücü etkisini işliyor. King, her öyküde farklı bir atmosfer kurarak korkunun sadece doğaüstünde değil, gündelik hayatın sessiz anlarında da gizli olduğunu gösteriyor. Kan Varsa, tür çeşitliliği ve ruhsal derinliğiyle King’in anlatı gücünü bir kez daha kanıtlayan, etkileyici bir koleksiyon.
Dag Solstad’ın Armand V. adlı kitabı, yazılmamış bir romanın dipnotlarından oluşan, düşünsel bir labirent gibi. Yazar anlatıcı rolüne bürünerek, bizi hem Armand’ın hikâyesine hem de kendi zihninin kıvrımlarına davet ediyor. Diplomatik bir kariyeri seçen Armand, aslında inanmadığı bir düzenin devamı için görevini sadıkça yerine getiriyor. Ancak aldığı bir kararla oğlunun da bu sistemin içine çekildiğini fark edince, içsel çözülmesi başlıyor. Solstad, karakterin ruhsal dönüşümünü büyük bir ustalıkla yansıtıyor. Kitabın özellikle sonlarında, Armand’ın ABD konsolosuyla yaşadığı diyalog üzerinden Amerika’nın küresel gücüne dair yapılan yorumlar etkileyici ve düşündürücü. Betimlemeler nefis. Armand V. hem biçimsel hem de içerik olarak çok güçlü bir eser. Ancak alışılmış anlatı yapılarından uzak olduğu için herkesin kolaylıkla bağ kuramayabileceğini belirtmek gerekir. Solstad benim için hem edebi hem kişisel anlamda çok özel bir yazar.