Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
İzzet Can Bezircioğlu Tarafından Yapılan Yorumlar
Stephen King hep yaptığı gibi bu kitabında da okuyucu diken üstünde tutuyor ve korkuyu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Oldukça güzel ve sürükleyici bir kurgusu var. İnsanların başına gelen en gizemli şey ölümdür. Kimse bilmez nasıl işlediğini ve doğal olarak insanlara en çok koyan, sevdiklerini kaybetmektir. King bu konu üzerine nefis bir gerilim hikâyesi yazmış. Sonuçta kim istemez ki sevdiklerini geri getirebilmeyi. Fakat şu gerçeği de unutmamak gerek: Tanrı'yı oynamaya kalkarsan bedelini ödersin.
Fante, başarılı bir yazar olma hayaliyle sefalet içinde öyküler yazmaya çalışan Arturo Bandini karakterinin kendi huzursuzluğu içinde yaşama karşı verdiği mücadeleyi gözler önüne seriyor. Arturo artık inançsız olduğu için Tanrı'dan özür dileyen, hırçın, inatçı ve tıpkı yaramaz bir çocuk edasıyla Camilla'sına aşkla bağlı bir adam. John Fante insanda derin duygular uyandıran bir yazar. Toza sor, bir çırpıda okunabilecek, mizahla acının iç içe geçtiği yapıya sahip bir kitap. Mutlaka bir şans verin.
Psikiyatrist, kurgusuyla insanı belli bir çizginin üzerinde tutan, gerilim dozu yüksek, polisiye türünde bir roman. Hayranlık uyandıran bir kurgusu var. Öyle ki bazen şaşkınlık yaşayacak, bazen de kanınızın donduğunu hissedeceksiniz. Polisiye tutkunlarına bu yazarın bütün kitaplarını öneririm.
Bukowski, dilinin kemiği olmayan, huysuz, serseri herifin teki. Onu ya sever ya da nefret edersiniz, ortası yoktur. Bu ihtiyar hergelenin pis bir üslubu olsa da dürüst ve samimi bir dille yazdığı kitaplarını keyifle okuyorum. İğneyi başkasına, çuvaldızı kendine batıran bir adam. Bu kitapta son yıllarda yaşadığı buhranı anlatıyor pis moruk. Tıpkı kendisiyle sohbet ettiği bir günlük gibi.
“Ben kötülük edenle kötülüğe maruz kalana aynı yüz ifadesiyle bakamam, her ikisine de gülümseyemem diyorum size. Bunu yaparsam o zaman da kendi yüzüme bakamam diyorum.”
Kör kuyularda ışıksız, merdivensiz kalanların boşlukta yankılanıp yok olan sessiz çığlıkları. Yozlaşmış toplumun gözler önüne serilen duyarsızlığı. Hasan Ali yine yapmış yapacağını. Daha ilk sayfalardan içine çekiliyorsunuz kitabın, sonrasında hikâye gittikçe derinleşiyor. Yazık ki düşen yine kendi hâline bırakılıyor ve yardım etmek yerine bir vampir gibi onca acıdan besleniyor insanlar. Hasan Ali okumak sonunu bilmediğiniz bir yolculuğa çıkmak gibi. Nihayet sona ulaştığınızda ise tarifsiz bir boşluk hissi kalıyor geride.