Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
İzzet Can Bezircioğlu Tarafından Yapılan Yorumlar
"Geceler aşk için yaratıldı. Aşk da Guma ve Livia için."
Ölüme yazgılı denizcilerin masalının anlatıldığı bu kitap zor ama etkileyici. Kitabın baş karakteri Guma adında Afrikalı-Amerikalı genç bir denizci. Geçimini denizden sağlayan diğer denizciler gibi denizde ölmenin güzel olacağına çünkü denizler Tanrıçası Lemanje'nin onu alıp deniz ülkesine götüreceğine inanmaktadır. Lemanje denizcilerin hem eşi hem anası, cömert olduğu kadar gaddar, kurban isteyen muhteşem güzelliğe sahip olan bir Tanrıçadır. Birçok denizcinin teknesini batırıp onları yanına almıştır. Guma birgün Lemanje'den kendisine bir eş göndermesini diler ve bunun üzerine Livia ile tanışır. Livia ne kadar istese de Guma'nın Lemanje'nin cazibesine kapılmasına bir türlü engel olamaz. Ben beğenerek okudum ama herkesin hoşlanabileceği türden bir kitap değil.
Fena değil ama benim açımdan zor bir okuma oldu. Akıcı bir kitap değil. Okuduklarımı kafamda canlandırmayı seviyorum ama kitap bu bakımdan benim için yorucuydu. İyice anlayabilmek için bazı sayfaları sürekli başa sararak okumak zorunda kaldım ve sanırım savaş içerikli filmlerden hoşlanmadığım gibi savaş içerikli kitaplar da bana göre değil. İkinci dünya savaşına katılmış birinin gözünden savaşın yıkıcı etkilerini okumak isteyenler bir göz atsın derim.
Hikâye bir mahkeme salonunda geçiyor, avukatını kovan isimsiz bir anlatıcının hâkime aktardığı olayları dinleyerek olan biteni öğreniyoruz. Kanıtlar ayan beyan ortada ve hepsi anlatıcının suçlu olduğunu işaret ediyorken aslında tam tersi olabilir mi? Tüm gerçekler ortaya çıkmadan sırf söylediği sözlere dayanarak bir insan mahkûm edilebilir mi? Bir ceza avukatı olan yazar bunların cevabını okuyucuya bırakmış. Oldukça iyi kurgulanmış, akıcı bir roman ve daha ilk sayfalardan okuyucu içine çekmeyi başarıyor. Öyle ki ben çocuğu izleyen jüri heyetinden biriymiş gibi hissettim kendimi. Biraz 12 Angry Men filmini anımsattı. Tavsiye ederim.
Gerçekten çok karmaşık bir yapısı var. Devrik cümleler ve aşırı noktalama kullanılması da okurken çok duraksamaya sebebiyet veriyor. Yazarın bunları bilmediğini hiç sanmıyorum, sanırım kendi üslubunu ortaya koymak istemiş. Bana hiçbir şekilde hitap etmeyen bir üslup bu. Öyküler kötü değil ama tuhaf imla kullanımı sebebiyle, okumak bir hayli güçleştiğinden bazı sayfaları tekrar tekrar okumak zorunda kaldım. Elimde bir kitabı daha var. Ona da bir ara göz attıktan sonra sanırım bir daha bulaşmam.
Okurken bende sıkıntılı hisler uyandırdı. Biraz bunaltıcı ve zor okunan bir roman ama kesinlikle kötü değil. Yazar herkesin değinmeye cesaret edemeyeceği konulara girişmiş. Yazıldığı dönemde tepkilere yol açmasının nedeni belli. İçinde bulunduğumuz şu zor dönemde değil de daha sakin bir kafayla okunabilirmiş aslında.