İnsanı anlatan kitaplar eskimez. İnsanî nitelikler az çok şahsî olsa da zaaflar genellikle ortaktır. Kimi insanlar tahakküm etmeyi, kimi de mahkum olarak yaşamayı sever veya buna alışır, alıştırılır. Kimi insanlar da her iki taraftan uzak durup insanca yaşamayı yeğler. En zor grup üçüncüsüdür; çünkü bu hayat tarzı sorgulamayı, direnmeyi, mücadele etmeyi ister. Buna hayatı pahasına da olsa katlanmak ve insanca yaşamayı başaramazsa da insanca ölmeyi göze almak kolay değildir. Roman kahramanı da bu üçüncü gruptadır; ancak akıbeti her iki anlamda da moral bozucudur. Buradan kimilerinin kastettiği gibi kitabın insanı ümitsizliğe sevk ettiği anlaşılmasın, belki dönemin şartları,1940-60, yazarı böyle bir son yazmaya mecbur bırakmıştır.
Her ne kadar bu kitap falan ülkeyi, filan kişileri anlatıyor dense de bu tür düşüncelere kulak asmamalıdır; insan yerde insan, zalim her yerde zalimdir. Zaten kitap okunduğu yapılanlar çok aşina gelecektir; hatta siz de asıl kitap şunu anlatıyor diyeceksiniz.
Kitabın ismi de sizi yanıltmamalı; zira kitap belli bir dönemin kitabı da değildir. Haddim olmayarak kitabın isminin ''İnsan ve Sonra'' diye olması gerektiği kanaatindeyim.
Son olarak bu kitaptan önce yazarın ''Hayvan Çiftliği'' adlı kitabının okunması gerektiğini düşünüyorum. Bu yapıldığında kitap daha fazla şeyler anlatabilir. Bu konulara meraklı olanlar için biraz daha da ileriye gidip İttihat ve Terakki'den başlayarak, Bolşevik İhtilali'yle beraber 1950'ye kadar olan iç ve dış gelişmeler arka fona alınarak okunursa kitabın çok ama önemli ip uçları ve ufuk açıcı açılımlar sağlayacağını düşünüyorum.
Sahi,neden artık düşünce suçlusu insanlar yok veya çok azaldı? Neden bütün ülkelerde iddia, loto vb şans oyunları oynayanlar günden güne çoğalmakta? Şaşırdınız mı? Kitabı okuyun; asıl o zaman şaşıracaksınız.