Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Abdullah Tosun Tarafından Yapılan Yorumlar

13.04.2010

İnsanın ve insanlığın olmadığı her yer ''çöplük''tür. Her insan bir yönüyle insanlığın resmidir; hele bu bir anneyse durum çok daha net görülür. Çıkarcı, bencil, hoyrat, nobran, riyakar... bir dünyanın, insanlığın ''çöplük''ten ayan beyan görünümü. Görmek istemediğimiz, görmezden geldiğimiz, yokmuş gibi davrandığımız bir hayatın yüzümüze çarpılışı. Unuttuğumuz, hatırlamak istemediğimiz, unutturmaya çalıştığımız ancak gerçeğin ta kendisi olan bir hayatın '' acıdan yalıtılmış'' dünyamızın utanç tablosu. Politikanın her yerde iğrenç olduğu, insanın maske üstüne maske takıp nasıl aslından uzaklaştığının küçük bir fotoğrafı...
Kitabın önemi ''küçük'' insanların ''basit'' hayatını tüm çıplaklığıyla göz önüne sermesinden geliyor. Yayınevi veya çevirmen bu tadı almamak için ellerinden geleni yapmışlar.
Özellikle fildişi kulelerinde oturanların okuması gereken bir kitap; ancak baş ucu eseri olarak da addedilmemeli, büyütülmemeli.
13.04.2010

Hayatı bir muamma olarak görenlerin, ki hayat bir muammadır, hayatın anlamına dair ip uçları bulabileceği bir kitap. Tam seküler dünyanın mahkumu olduğumuz bu dönemin kitabıdır. Lükse bulandığımız, bulaştığımız ve battığımız oranda mutluluktan uzaklaştığımızın ibret verici romanı. Bir ömür boyu yalancı şafaklarla avunup mahvolanları hayatın anlamını yeniden muhakeme etmeye bir kapı aralayabilir. Hayatın aslında bir arayış olduğunu da öğrenebiliyoruz. Bulmak bir yönüyle aramak değil midir zaten? Buldum demek çoğu zaman aldanmaktır. Sönmek ve yok olmak üzereyken sonsuz bir hayatın kapısında kendisini görmek nasıl bir duygudur, diyorsanız okuyun; ancak bunun bir roman olduğu unutulmadan yaşanmalı. Herkes uçurumun kenarından yeni bir hayata yelken açma fırsatını bulamayabilir.
10.04.2010

Doğal seyrinde ve akağında akmakta olan ırmağın akış yönü ve akağı değiştiğinde doğa ne kadar zarar görecekse ve ırmak da ne kadar hırçın ve sevimsiz olacaksa, bir insanın yaşaması gerektiği gibi değil de zoraki ve fıtrata mugayir bir şekilde yaşaması ve böyle bir hayatı yaşamaya zorlanması da bir o kadar sevimsiz, sıkıcı, yararsız ve korkunçtur. İnsan kendi yolunda gürül gürül akan bir ırmak gibi narin narin ve özgürce akmalıdır. Başlarda coşkunca akan ırmağın yolunu bulması gibi çocukluğun engin ve zengin vadilerinde koşturan ve coşan Hanslar, çocuklar, da bahşedilen aklın gereğini yapıp kendi hayat yolunu bulacaklardır; yeter ki biz büyükler ve bilenler(!) önlerine setler, engeller çıkarmayalım. Çıkardığımızda neler olur? ''Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.'' der ve ''bendini'' yıkar, gider. Sadece kendisi değil, bizi de kendisiyle götürür. Hesse'yi Hesse yapan aman aman bir kitap değildir, ancak konunun önemi açısından ve satır aralarında eğitimi, anne babayı ve öğretmenleri eleştirmesi bakımından okunmayı hak ediyor. Hem Hesse'nin evrenine de giriş kapısından girmeyi de sağladığından önemli addediyorum kitabı. Ama Hans...
18.03.2010

Kine bulanmış bir aşkın dramatik ve trajik sonu. Koca bir romanı üç beş kırık cümleyle özetlemek hem zor hem de haksızlıktır diye düşünüyorum. Kesinlikle okunası ve okunması gereken bir roman. Yıllarca biriken, biriktirilen kinin ne gibi felaketlere kapı açtığının enfes bir yorumu diyebiliriz. Büyük aşkların büyük nefretlere de kalbolacağını da görebiliyoruz romanda. Aşkların yıllarca süren 'uğultusu' olduğu gibi nefretin de, kinin de 'uğultusu' yıllarca sürebilir. Sonunda ne mi olur? Nefretin 'uğultusu' nice sineler, ocaklar söndürdükten sonra söner, ancak aşk ateşi er veya geç yeniden alevlenir. Aşkın kini, kinin aşkı büyüttüğü harika bir kitap. Tek handikap olarak zaman zaman değişen anlatıcının karışıklıklara sebebiyet vermesi ve yerel söyleyişlerin zor anlaşılır olması. Şunu da belirtmem gerekir ki Uğultulu Tepeler hem dil hem de isim ve muhteviyat açısından kesinlikle Rüzgarlı Bayır'dan daha nitelikli. Hatta diyebilirim ki Rüzgarlı Bayır'ı okuyanlar romanın tadına varamayabilirler. Çevirmene ve Nehir'e teşekkürler...
02.01.2010

Nice uzun ve kalın kitaplar vardır, içinde insan yoktur. Az kitap da vardır içi insan doludur. Bu kitap içi insanla dolu olanlardan. Bu tür kitaplar okuduğunuzda insani nitelikler yönünden kesinlikle zenginleşiyorsunuz. Evet, böyle özelliklerim, özelliklerimiz var ve maalesef şimdi öğrendim diye de hayıflanıyorsunuz. İnsan binlerce kabukla sarılmış harikulade bir özdür, marifet o kabukları sıyırıp öze ulaşmaktır. Bu kitap tabii ki bizi öze ulaştırmayacaktır; ancak kesinlikle bayağı kabuğu sıyırıp atacaktır. Muhabbetle...