Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Abdullah Tosun Tarafından Yapılan Yorumlar

10.12.2009

Roman, 'sürü'nün tekdüze hayatına ve insanlara biçilen şablonlara karşı bir baş kaldırış olarak okunabilir. Bu yönüyle herkesin, hepimizin okuması gereken bir kitap olarak değerlendiriyorum. Toplumda karşı çıkılması gereken birçok saçmasapan, hurafelerden mütevellit gelenek var, bu kabul. Ancak bu, roman kahramanı C.'nin karşı çıktığı her şeye 'biz' de karşı çıkacağız anlamına gelmez, gelmemeli. C.'nin özgürlük ve özgünlük olarak bakabileceği her meseleyi aynı şekilde değerlendiremeyiz, değerlendirmemeliyiz. Mesela, roman kahramanı sokakta simit yemeyi bir özgürlük olarak görüyor ve buna kota koyan, güya, toplumu, 'bizi', eleştiriyor. Ancak 'biz', sokakta alenen bir şeyleri yemeyi kesinlikle özgürlük olarak görmeyiz; göz hakkı deyip, alamayan, yiyemeyen var deyip bunu yapmayız; yapmamakta yerden göğe kadar da haklıyız... Buna ne kadar şiddetle karşı çıkıyorsam, dilencilere bakışını da o kadar destekliyorum. Yine evliliğe bakışını ve toplumun çizdiği çerçevenin dışına çıkmaya çalışmasını da can-ı gönülden destekliyorum...
C. gibi yaşayabilir miyiz, sorusundan hareketle diyebilirim ki, 'aylak adam'ın 'biz'deki karşılığı rindâne bir yaşamadır. C. zengindir,kimseye eyvallahı yoktur ve dilediğince yaşıyor. Herhangi bir dünyevi bağla mukayyet olmaması bize tanıdık olsa da taşıdığı sorumluluk ve kıstaslar yönünden aramızda dağlar kadar fark vardır. Biri,C., kriter olarak nefsinin rahatını alırken diğeri, derviş,rind,deli,veli,vs.vs., nefsi ayaklar altına almayı kriter yeğler...
Sonuç olarak kitap okunmalı; monoton ve mekanik hayatımız kesinlikle ama kesinlikle sorgulanmalı. Beşeriyetin dar sınırlarını aşıp insanlığın sonsuz dünyasına yelken açmalıyız,vesselam.
Muhabbetle...
26.11.2009

Kine bulanmış bir aşkın dramatik ve trajik sonu. Koca bir romanı üç beş kırık cümleyle özetlemek hem zor hem de haksızlıktır diye düşünüyorum. Kesinlikle okunası ve okunması gereken bir roman. Yıllarca biriken, biriktirilen kinin ne gibi felaketlere kapı açtığının enfes bir yorumu diyebiliriz. Büyük aşkların büyük nefretlere de kalbolacağını da görebiliyoruz romanda. Aşkların yıllarca süren 'uğultusu' olduğu gibi nefretin de, kinin de 'uğultusu' yıllarca sürebilir. Sonunda ne mi olur? Nefretin 'uğultusu' nice sineler, ocaklar söndürdükten sonra söner, ancak aşk ateşi er veya geç yeniden alevlenir. Aşkın kini, kinin aşkı büyüttüğü harika bir kitap. Tek handikap olarak zaman zaman değişen anlatıcının karışıklıklara sebebiyet vermesi ve yerel söyleyişlerin zor anlaşılır olması. Şunu da belirtmem gerekir ki Uğultulu Tepeler hem dil hem de isim ve muhteviyat açısından kesinlikle Rüzgarlı Bayır'dan daha nitelikli. Hatta diyebilirim ki Rüzgarlı Bayır'ı okuyanlar romanın tadına varamayabilirler. Çevirmene ve Nehir'e teşekkürler...
28.07.2009

Hayatını bir ideal uğrunda harcamayı abes sayanlarla, ideal uğrunda yaşanmamış hayata hayat gözüyle bakmayanların enfes yorumu. Bir tarafta inandığı uğurda canını onurlu bir şekilde veren dava adamları,diğer tarafta güce ve paraya tapanların 'durumu'. Hangisi mi insan? Tabii ki ikisi de. Mesele ne öyleyse? Hangi tarafta olduğumuz veya olacağımız. Kyo mu, Ferral mı veya Şek mi? Hangisi bize yakın veya hangisinin yerinde olmak isterdik? Zor bir soru. 'Acı'nın romanı...
En az iki kere okunmalı, diye düşünüyorum.
06.05.2009

Kitabı çok beğendim desem yalan olur. Önce beğendiğim tarafları belirteyim ki haksızlık yapmayayım. Öğretmenin ,Aliye'nin, mücadelesi, fedakarlığı ve mesleğine kendini adaması takdire şayan ve kitabın en etkileyici yönü. Tosun Bey'in vatanı için yaptıkları da hakeza. Halkın cehaleti, dini kullanan insanların zavallılığı da iyi bir şekilde göz önüne serilmiş.
Beğenmediğim taraflarına gelince... Giriş kısmında kitabın diline karışılmadığından dem vuruluyor, sayfa altlarında verilen kelime anlamlarına bakınca hayal kırıklığına uğruyoruz. Merak ettiğim bu karşılıkların hangi sözlükten bulunduğu. Muhayyele hayal ürünü denmeyip uyduruk denmesi aslında çalışmanın 'uydurukça'ya uygun olduğunu anlıyoruz ya neyse... Kitap akmıyor. belki de yazarın dine karşı takındığı önyargıyı ben de kitaba karşı takındım. Yazarın mevlid'den yola çıkarak bazı savunmalar geliştirmesi sonucu değiştirmiyor. Hamasi duygularla bu kitap müthiş,muhteşem diyeceklere saygı göstermekle beraber katılmadığımı belirtmeliyim. Küçük Ağa kitabı olmasaydı belki bende farklı düşünürdüm. Kurtuluş Savaşı'nın neden hep aynı pencereden verildiğini sormalı ve araştırmalıyız. Hiçbir şey uzaktan görüldüğü gibi mutlak beyaz ve siyah değildir.
04.05.2009

Her yönüyle basit bir kitap. Ele aldığı konu itibarıyla, ödül ve ödül alanın görüşleri, öyle olmasa bile ele alış tarzı ve okuyuca herhangi bir kapı aralama bakımından bence çok zayıf. Okunup zaman ayrılmasına gerek yok, diye düşünüyorum. Can Yayınları'nın böyle kitapları yayınlaması ve çevirmesinin maksadını da anlayamadım. Kitabı anlayamama olasılığımı da göz önünde bulundurarak bunda da vardır bir hikmet mi, demeliyim.
Usta işi ve tavsiyesi olan kitapları okuyalım, derim. Benim gibi maceralara girmezseniz, hayal kırıklığına ve zaman kaybına da uğramamış olursunuz.