Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hakan arslangiray

Ülkemizin en önemli sorunlarından birinin az okumak ve buna bağlı olarak okuduğunu anlamamak olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle başta kendi ailem ve yakın çevrem olmak üzere, ulaşabildiğim tüm insanların kitap okuması için elimden geldiğince çabalıyorum. Okuduğum kitapları yorumlayıp paylaşarak kitapseverlerin bu kitaplar hakkında bilgi edinmesini amaçlıyorum.

hakan arslangiray Tarafından Yapılan Yorumlar

30.07.2021

yazarın genel tarzı sizin de belirttiğiniz gibi öğretici fakat yazarın dilimize çevrilmiş tüm kitaplarını okumuş bir okuyucu olarak bu kitapta bu öğreticiliğin çok fazla olduğunu düşünüyorum. öyle ki bu kitapta öğretici ve bilgilendirici bölümler macera kısmının çok önüne geçip kitabın okunmasını zorlaştırmış.
Hayatında her zaman taklit-takip edebileceği bir rol model arayan bir adamın, biraz şanssız biraz şanslı garip hikayesi anlatılıyor romanda. Ana karakter Hayri İrdal, çocukluğundan itibaren hayata karşı ilgisiz ve amaçsız bir şekilde yaşayan, her zaman birilerinin yönlendirmesi ile yol almaya alışmış bir insan. Okula ve okumaya karşı da aşırı ilgisiz bir genç iken yanında çırak olarak işe girdiği bir saat ustasının, saatler ve zaman konusundaki felsefi düşüncelerinden aklında kalanlar ile şans eseri tanıştığı bir işadamını etkileyerek, onunla beraber yeni bir işe atılması anlatılıyor romanda.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü adını verdikleri kurumda, Hayri İrdal (her ne kadar yaptıklarının hiçbirine inanmasa da) önemli görevler üstlenerek ülke ve hatta dünya çapında tanınmaya başlıyor.

Kitapta, birçok sayfada Osmanlıca ( ya da Arapça-Farsça) kelimeler geçmesine rağmen yazarın dili oldukça sade, akıcı ve anlaşılır.

Kitap hakkında (belki de adından ötürü) hemen Saatleri Ayarlama Enstitüsü hikayesiyle karşılaşmayı bekleyen okurlar, maalesef yaklaşık 200 sayfa beklemek zorunda kalıyorlar. Yazar, ana karakter olan Hayri İrdal'ı okuyucuya tam olarak tanıtabilmek için oldukça uzun ve detaylı bir yol izlemiş. Bazı bölümlerde Hayri İrdal'ın "bu kadar da olmaz" dedirten, hayat karşısındaki pasifliğini ve vurdumduymazlığını mizahi bir dille ve biraz da abartarak aktarmış okuyucuya.

Yazar, romanın birçok bölümünde geçmişe dönüşler yaparak Hayri İrdal'ın ve romanda anlatılan diğer belli başlı karakterlerin, zamanla ve yaşanılanlarla nasıl değişim gösterdiklerini ustaca anlatıyor.

Kitabın genelinde; insanların çoğu zaman çevreye ayak uydurmak, insanlar tarafından kabul edilmek, saygı görmek adına kendi davranışlarına ve düşüncelerine yön verdiği, aslında olmadıkları insanlar gibi davrandığı, bunu başaranların her dönemde kendilerine iyi kötü bir yer bulduğu, başaramayanların ise sürekli ezildiği anlatılıyor.

Okunması biraz zor bir kitap olsa da, içinde birçok öğretici konu barındıran ve insanı düşünmeye yönlendiren bir roman.

" "Belki bu iyi gelir!" diyordum. Elbette birinden biri iyi gelecek ve ben de etrafımdakilere benzeyecektim. Muhakkak benzemeliydim. Benzemezsem yaşamak çok güçtü." (Sayfa 335)

" Dostum, işler bizden sonra dünyaya gelmişlerdir. İşleri onları görecek adamlar icat eder." (Sayfa 250)
25.07.2021

yazar yaşadığı dönemde insanlığın kötüye doğru gidişini bitirebilmek adına yeni bir nuh tufanı olursa ne olur sorusuna cevap arıyor kitapta. kitapta incilden oldukça fazla bahsediliyor, bu nedenle bazı kısımları anlamak zor. yazarın daha popüler kitaplarından farklı bir tarzda yazdığı bu kısa romanının sonu da bir belirsizlik içinde bitiyor.
10.07.2021

yazar kitapta anlattığı konularla ilgili çok az kaynak belirtmiş. bu durum da kitapta anlatılanların gerçekliğini doğrulamak adına çok yetersiz kalmış.
Daha çok gençler için yazılmış bir masal-roman şeklinde başlayan kitap, konular ilerledikçe yetişkinler için de içinde birçok ders barındıran bir romana dönüşüyor. Nereden geldiği belli olmayan küçük bir kız, genelde orta sınıf insanların oturduğu bir mahallede bulduğu bir harabede yaşamaya başlıyor. Mahalle halkı zamanla kızı çok seviyor ve çok iyi bir dinleyici olduğu için, herkes onunla konuşmaya başlıyor. İnsanlar, Momo ile konuşurken aslında kendi içlerinde sakladıkları düşüncelerin farkında olmadan ortaya çıktığını keşfediyor. Bir gün şehre duman adamlar denilen ve insanları kandırıp onların zamanını çalarak hayatta kalan bir grup geliyor ve insanlar değişmeye başlıyor. Kötü yönde olan bu değişimi durdurmak için Momo, bir kaplumbağa ve Hora Usta'nın yardımıyla işe koyuluyor.

Yazar bu masalımsı romanda, insanların gün geçtikçe hırslarına daha çok kapılıp zengin olmak adına, hayatta kendilerine mutluluk verecek şeylerden uzaklaşıp birer makineye dönüşmesini eleştiriyor. Ailelerin işlerini bahane ederek çocuklarından uzaklaşması, çocukların yaratıcılıklarını yok eden aynı tip okullarda aynı tip insanlar olacak şekilde yetiştirilmesi, insanların sınıf atlamak adına kendilerinden bile vazgeçmesi gibi günümüzde de halen devam eden sosyal sorunlar anlatılıyor kitapta. Normalde daha ağır anlatılması beklenen bu tür sorunlar, yazarın masalımsı anlatım tarzı sayesinde okuyucuyu sıkmadan işleniyor.

Sıkılmadan okunabilecek, bir çok ders çıkarılabilecek güzel bir roman.