Toplam yorum: 3.285.281
Bu ayki yorum: 6.807
E-Dergi
hakan arslangiray
Ülkemizin en önemli sorunlarından birinin az okumak ve buna bağlı olarak okuduğunu anlamamak olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle başta kendi ailem ve yakın çevrem olmak üzere, ulaşabildiğim tüm insanların kitap okuması için elimden geldiğince çabalıyorum. Okuduğum kitapları yorumlayıp paylaşarak kitapseverlerin bu kitaplar hakkında bilgi edinmesini amaçlıyorum.
hakan arslangiray Tarafından Yapılan Yorumlar
Başkomser nevzat serisine kıyasla daha basit bir kurguya sahip olan kitap siyasi görüşleri nedeniyle ülkeden kaçak yollarla çıkıp rusya'da siyasi eğitim gören kominizm yanlısı insanların hayatlarından kesitler sunuyor.
Cengiz aytmatov'dan yine savaşın geride kalanlar için ne kadar zor olduğunu anlatan bir uzun öykü. Babası savaşta olan 15 yaşlarında bir çocuğun gözünden savaş döneminde sivil halkın özellikle çocukların yaşadığı zorluklar, bu zorluklar arasında ilk aşkın kıvılcımları ve çocukluğunu yaşayamadan büyümek zorunda kalmanın sancıları anlatılıyor kitapta. Yazarın her zamanki duygusal ve gerçekçi anlatım tarzı bu kitapta da sürüyor. Beni tek şaşırtan öykünün sonunun çok havada kalması oldu.
Cumhuriyet döneminde yaklaşık 15 yıl Atatürk'ün yanında olan yazar kitabı Atatürk ile yaşadıklarından, onun kendisine doğrudan anlattığı konulardan ve yakın kaynaklardan elde ettiği bilgilerden oluşturmuş. Yaptıkları ve ülkemize kazandırdığı şeylerle birlikte Atatürk'ü bir "insan" olarak ele alması açısından benzerlerinden ayrılan bir kitap. Atatürk'ün cumhuriyeti kurarken yönetici kadro ve arkadaş açısından ne kadar zor koşullara sahip olduğunu anlatan bölümler ayrıca ilgi çekici. Mutlaka okunması gereken çok iyi bir kitap.
1400lü yıllarda yaşamış olan yazar kitapta deliliğin (ahmaklık) ağzından; dönemin kendini akıllı zanneden insanlarını acımasız bir dille eleştiriyor. Bu eleştiriden yazarlar, filozoflar ve din adamları en büyük payı alıyor. Yazarın eleştirdiği konuların günümüz dünyasında da halen geçerli olduğu da acı bir gerçek. Yazar kitapta bir çok yazarın, filozofun, din adamlarının sözlerine ve mitolojik hikayelere atıfta bulunuyor. Yazarın (bilgiye ulaşmanın çok kolay olmadığı) yeniçağın ilk dönemlerinde yaşadığı düşünüldüğünde bu derece engin bir bilgi ve kültüre sahip olması gerçekten çok şaşırtıcı.
Kitaptaki bir çok alıntı ve göndermeyi anlamak için derin bir felsefe ve mitoloji bilgisi gerekiyor. Bu konularda benim gibi çok fazla bilginiz yoksa kitabı okumak çok zaman alabilir. Fakat okurken bu bilgileri araştırınca da özellikle felsefeyle ilgili bir çok yeni şey öğreniyorsunuz.
İlk başlarda okumak biraz zor olsa da ilerledikçe kitaba ilginiz artıyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Yazarın "Tanrı daima tedbil-i kıyafet gezer" romanını beğendiğim için almıştım bu kitabını. Biraz hayal kırıklığına uğradım. Kitabın ana fikri bütün evrendeki her şey birdir ve insan egolarından kurtulabilirse evrenin bütünü olan tanrıyı içinde bulup gerçek mutluluğa ulaşabilir. (Bu konuyu paulo coelho 90lı yıllarda simyacıda çok daha etkileyici bir dille anlatmıştı.) Yazar hristiyanlık ve mistik doğu öğretilerindeki benzerlikleri karşılaştırarak Hz. İsa'nın sözlerinin farklı açılardan görülmesi ve açıklanması gerektiği üzerine yorumluyor hikayeyi. Hikayenin kurgusunu oluşturan ana başlıklar biraz havada kalmış, bu nedenle kitap beni çok içine çekmedi açıkçası. Kitabın sonu ise oldukça garip ve anlamsız olmuş.