Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
İlker Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazar eserini ele alırken birden fazla kişinin dönemin belirlenmiş konuları hakkında kaleme almış bulundukları yazılardan yararlanmıştır. Bu ise bizlere aslında ilgili dönemi birden fazla kişinin perspektifinden incelemeyi sağlamaktadır. Ayrıca ilgili kişiler yazılarını kaleme alırken kendi görüşlerinden ziyade dönemim gazete küpürleri, siyasi demeçleri, röportajlar gibi daha çok dönemin siyasi figürlerinin başrolü çektiği kaynaklardan yararlandıkları için sizlere objektif bir sunum hazırlamış olup kendi terazimizde dönemi iyisiyle ve kötüsüyle tartma imkanı sağlamaktadır. Her konu kendi içinde aşırı detaya kaçmadan lakin dönem hakkında fikir oluşturabilecek kapsamda kaleme alınmış olup ilgili konu hakkındaki yazı okunduğu zaman kişi de tatmin edici bir bilgilenme mevcuttur. Kitabın sayfa sayısı okurları korkutmamalıdır zira eser okurken su gibi akıp geçmektedir. Ayrıca kaleme alınış şekli de akademik bir dilden ziyade sade olduğu için anlaşılması gayet basittir.
Memed, kendi içsel problemleri ile yüzleşirken bir yandan da köylünün maruz kaldığı şiddete tanık olmaktadır. Olaylar birbiri ardına izlerken Memed'in aklına takılan en önemli husus ''Abdi gitti Hamza geldi...'' olmaktadır. Memed aklına takılan bu sorun ile boğuşurken bir yandan da köylünün uğradığı mezalimin sebebi olarak kendisini görmekte ve paralamaktadır. Öz olarak bu konu etrafında işlenen eser aslında bir kurgu roman olmakla beraber bana göre tarihi roman özelliği göstermektedir. Cumhuriyet'in ilk yılları incelendiği zaman merkezi idareden uzak olan yerlerde idareciler kendi çıkarları için halka eziyet etmişlerdir. Bu şaheserde de bunu görmek mümkündür. Yazar betimlemeleri ilk eserinde olduğu gibi yerinde tutarak okuyucu sıkmadan kitabın akışına kaptırmakla beraber bana göre eserin tek sıkıntısı İnce Memed'in içinde bulunduğu problemlerle boğuşmasından ötürü yaşanılan son olayların ani gelişmesi oldu. Bu durum okuyucu da anlık bir kırgınlık oluşturabilir.
Hayatının bir kısmını cezaevlerinde işkence altında geçiren yazarın yakın siyasi tarihimizde yer alması ve ideolojik olarak tam zıt kutupta siyasi hayatına devam etmesi ayrıca kitabının anı niteliğinde olması o günün şartlarını gözler önüne sererken kitaba dair olan objektif bakış açısını göstermektedir. Anlattığı olaylarda en dikkat çekici olan 1 Mart Tezkeresinin ve Arap Baharının, Türk siyasi hayatında oluşturmuş olduğu dalgalanmalardır. Çok unutkan bir millet olarak yakın tarihimizin hafızalarımızda yeniden canlanması için okunması gereken bir eserdir. Sayın Mahmut Esat Güven'e teşekkürler.
İktidar sahiplerinin hatalarının bedelinin nelere mal olabileceğini gösteren örnek bir kitaptır. Ütopik bir ideoloji uğruna hazırlıksız, plansız, tedbirsiz bir şekilde girişilen bir harekatın sonucunun daima olumsuz sonuçlanacağının en net örneği. Doksan bin öz Türk evladının Allah'u Ekber Dağlarında düşmana değil de doğaya yenilmeleri ve beyazlar üzerinde donup kalmalarının bedelini koskoca imparatorluk ödemiştir. Vatanı için tek bir emirle ölüme yürüyenler, karları kefen yapanların hazin hikayesini anlatan kitapta yazarın anlatım şekli itibariyle okuyucu daima sürüklemesi ve kullanılan dil itibariyle öz Türkçe kullanması okuyucu tarafından kitabın rahatlıkla anlaşılmasını sağlamaktadır. Ayrıca yazarın faydalandığı kaynakların ise dönemin canlı şahitleri tarafından kaleme alınan birincil eserler olması kitaba olan güvenirliği artırmaktadır. Türk tarihinde bir destan olarak anlatılan olayı tüm Türk evlatlarının okumasını tavsiye ederim. Yazara da teşekkürlerimi borç bilirim.
Kitap 2. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra Kırım Türklerine soykırıma varan uygulamaları, sade ve günümüz Türkçesiyle birlikte kronolojik bir sıralamayla anlatmaktadır. Ruslar tarafından uygulanan sürgün politikaları neticesinde halkın neredeyse yarısı sürgünler esnasında açlıktan, sefaletten, hastalıktan ve katledilmekten kaybedilmiştir. Hayvan vagonlarında taşınan insanlar pisliğe, açlığa, susuzluğa ve havasızlığa maruz bırakılarak yok edilmeye çalışılması insanlık tarihinin kara bir lekesi olmuştur. Öyle ki, vahşice uygulanan soykırımın en canlı örneği Arabat Köyü'nde yaşayanlardan sadece bir kişinin hayatta kalmasıdır. Buna karşılık olarak da bu soykırımı işleyenlere törenler tertip edilip madalyalar verilmesi Rusların, Türklere beslediği kin ve nefretin bir göstergesidir. Dünya tarihi bakımından eşine az rastlanan bu soykırımı anlatan bu kitabın okullarda okutulması gerekli olup bu değerli eser için yazara teşekkür ederim.