Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

aspırıne Tarafından Yapılan Yorumlar

16.10.2010

UĞUR OLSUN! bir devrimci demokratın, kalpaksız kuvvacının, gerçek bir sosyalistin, bir hukukçunun, gazetecinin, gerçek bir solcunun ve en önemlisi bir babanın öyküsüdür. Uğur Mumcu'nun çocukluğundan başlayarak kronolojik olarak yaşamının anlatıldığı bir yaşamöyküsel romandır bu kitap. Sevgi Özel Uğur Mumcu'nun öyküsünü yazarken, yalnızca tek bir yönünü anlatmamış, bütün özelliklerinden pasajlar kitapta mevcut. Ayrıca şunu belirtmek durumundayım: Sevgi Özel'in o mükemmel kaleminden ne çıksa sanırım okunur ama bu kitapta ayrı bir tat var bana göre, kitabı elime aldıktan sonra bir türlü bırakamadım. Bir dil bu kadar mı güzel kullanılır. tek kelimeyle muhteşemdi.
Kitabın içeriği oldukça zengin sadece Uğur Mumcu'nun hayatı yok bu kitapta. Türkiye'nin belli bir dönemine de ışık tuttuğuna inandığım bir roman olmuş. Bu bağlamda aslında bu kitap yakın geçmişimize de yakından tanıklık eden bir kitap haline gelmiş diyebiliriz. Bu tanıklığın içerisinde kimler yok ki. Özellikle 27 Mayıs devriminden sonra siyaset arenasında boy gösteren insanların birçoğu hakkında gözlemler ve bu kişilerin Uğur Mumcu'yla ilişkileri mevcut bu kitapta. Uğur Mumcu'nun katledildiği gün olan 24 Ocak 1993 tarihine kadar ki yaşamı ve gazete yazıları bu kitapta derinlemesine anlatılmıştır. Bir gazeteci olarak Sayın Mumcu'nun en önemli özelliği araştırmacı özelliğidir sanırım. Yeni kuşaktaki gazetecilere de bu konuda bir yol gösterici olabileceği kanısındayım bu kitabın.
Hayatı boyunca araştırmış, doğru bildiği değerlerden hayatının hiç bir döneminde ödün vermemiş, bulunduğu her ortamda gerçek bir Atatürkçü olduğunu ortaya koyan düşünceleriyle insanlara ışık olmaya çalışmış bir insandır Mumcu. O kimlerin tekerine çomak sokmadı ki: İslam enternasyonali kurma çabasında olanların mı?, yoksa "milliyetçilik" kisvesi altında bu ülkede ırkçılık propagandası yapanların mı?, "Yeni Dünya Düzeni" denen illetin savunucularının mı?, 17 Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresi'ndeki ekonomik modeli nefretle karşılayıp "Liberalizm" çığırtkanlığı yaparak bu ülkede 'ortadirek' kavramını yok ederek kendi cebini dolduranların mı?, Bu ülkenin Güney doğusunda Kürtçü-İslamcı propagandalar yaparak bunlardan medet umanların mı?... kuşkusuz bunlara ekleyecek daha bir çok soruna parmak basan bir isimdi o. Bütün bunları düşününce aslında onu kimlerin öldürttüğü hemen hemen ortaya çıkıyor yalnız bunları düşünüp çözüm üretecek iktidarlar gerekir bu iş için. Ne yazık ki bu dirayet şuan bizimkilerde yok.
Sevgi Özel'in eşsiz diliyle okura sunulan bu kitabı HERKESE AMA HERKESE TAVSİYE EDERİM. ALIN PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ.
16.10.2010

Güzel, kullanışlı bir okuma ışığı; tasarım olarak ta değişik; ancak ışığın cam üzerinde dağılımındaki türdeşlik tam olarak sağlanamamış bence. Alacak olanların buna dikkat etmesi gerekir ve şunu da belirtmeliyim: cam da çok çabuk çizilmeler oluşabilmektedir.
10.10.2010

Albert Camus'nün varoluşçuluk felsefesini çok iyi anlattığını düşündüğüm romanı YABANCI. Bir insanın düşüncelerini roman örgüsü içerine yerleştirebilmesi sanırım kolay bir şey değildir, Albert Camus bunu başarmış bu kitabında. Bu yüzden eseri bu gözle okumak gerekir, klasik bir roman değildir yani. Zaten adı her şeyi anlatıyor, bence bu kitap YABANCI dır. Birde şunu söylemek isterim: Kitapla ilgili fazla beklenti oluşuyor sanırım, bunun ne beklediğimizle de ilgisi var tabi ki ama, bunlardan sıyrılmadan da okumak yanlış yönlendirir bizleri. Büyük usta Vedat Günyol'un çevirisiyle yayımlanan bu kitabı herkese tavsiye ederim. Ayrıca kitabın başında Vedat Günyol'un Albert CAMUS'yle ve felsefesiyle ilgili bilgilendiri yazısı da bence bu felsefeye yabancı olanlar içinde yararlı olacaktır.
10.10.2010

'project democracy' sivil örümceğin ağında" kitabına "Olayları erdemin süzgecinden geçiren gerçek aydınlara, haberleriyle ezber dağıtan gerçek gazetecilere ve karanlığı yakacak olanlara" diye başlıyor Mustafa Yıldırım. Şunu söylemek gerekiyor kitap oldukça kapsamlı bu yüzden okuması biraz zaman gerektiriyor, İlhan Selçuk telefon rehberi demiş kitap için bence de aynen öyle. Bunun yanında kitapla ilgili şunu da belirtmek gerekiyor, okuduğum araştırma kitaplarının en iyilerinden. Kitabı okuyup bitirince şu düşünceye kapıldım, bir insan bu kadar araştırmayı niye yapar? Bunun tek bir yanıtı olabilir: eğer bir insan Vatanının dört bir yandan- ve ne yazık ki içeriden- işgal edilmeye çalışıldığını görüyorsa buna kayıtsız kalamaz. Gerçek bir vatansever olarak tehlikeleri göze alır ve bu çevrilmeyi yarabilmek için elinden geleni yapar. Mustafa Yıldırım'ın yaptığı tam olarak bu bence.
Kitap o kadar iyi bir araştırmanın ürünü ki hiç bir şey belgesiz değil, bütün konular belgelerle ortaya konulmuş durumda. ABD'nin tüm dünyada gerçekleştirmek istediği "project democracy" operasyonunda kimleri ne amaçla kullandığını tek tek açıklamış yazar. Bu operasyon içerisinde yazar TC üzerinde oynanan oyunun en çok hangi kişiler, kuruluşlar, örgütler, vakıflar, dernekler aracılığıyla yapıldığını anlatmış. Ülkemizde Sivil Toplum Örgütleri adı altında gerçekleştirilen bu oyunun aslında kimlere hizmet ettiği bir bir anlatılmış. NED, CFR, IRI, NDI gibi dünya siyasetine yön veren kuruluşların Türkiye de hangi örgütleri kullanarak bu operasyonda kullandığını; TESEV, ARI, Açık toplum enstitüsü gibi kuruluşların bu kuruluşlardan aldığı fonları ne amaçla aldığını ve bunların kime hizmet ettiğini de yine bu kitapta bulabilirsiniz. Spekülatör GEORGE SOROS gibilerin bu fonları sağlarken elde etmek istedikleri gerçek amaçları anlamak içinde kitapta ayrıca bir bölüm mevcuttur.
Ülkemizde tüm bunlar yaşanırken beni üzen en önemli nokta ise şudur: Bu kuruluşlardan fonlanan STÖ lerin mensupları da aslında kime hizmet ettiklerinin farkında değiller. Bu yüzden bunları okuyunca " yok daha neler " gibi tepkiler vereceklerdir, ancak kazın ayağı hiçte öyle değil işte.
Soğuk Savaş döneminde ABD dünyada Anti-komünizm çığırtkanlığıyla dünyayı kendisine göre şekillendirirken, soğuk savaş sonrasında ise "project democracy" ile yeni dünya düzenin oluşturmak amacındadır. Bunları gerçekleştirirken de önündeki engellerden birisi ülkelerin din olgularıdır. İşte tam bu noktada "dinler arası diyalog" adı altında yeni bir çığırtkanlıkla " yeni dünya düzeni"ne engel olabileceğini düşündüğü bu dinleri tek bir din altında -ki o" İbrahimi dinler" şemsiyesidir- toplama amacındadır. işte Mustafa Yıldırım'ın Sivil Örümceğin Ağında kitabını bir bölümü tamamen bu dinler arası diyalog ve din hürriyetine ayrılmıştır. Bu konuda okuduğum en bilgilendirici kitaptı. Tam bir kaynak kitap . HERKESE AMA HERKESE TAVSİYE EDERİM AMA ÖZELLİKLE DE KARANLIĞI YAKMAK İSTEYENLERE....
10.10.2010

Dil Derneği'nin Yazım Kılavuzu 1932-1983 dönemi TDK'nin kılavuzu baz alınarak hazırlanmıştır. 8. baskısını yapmış oldukları bu kılavuzu" yazan ve okuyan" herkesin elinin altında bulundurnası gerektiğini düşünüyorum. Kenan Evren'in TDK'sinin "İmla Kılavuzuyla" bu kılavuzu karşılaştırınca farklılıklar olduğunu görüyoruz. özellikle yabancı kelimelerin yazımında ki farklılıklar benim gözüme ilk çarpan nokta oldu. (bende TDK 1996 baskısı mevcut). Bunun dışında daha da farklar mevcuttur. Her yazar kendi biçemini oluşturacaktır ancak yazım konusunda bir birliğe varmakta şarttır. Şu anki TDK kendi bildiğini okumaktadır bana göre , söylediğim gibi bu kılavuz 83 öncesi dönem ki kılavuzlara göre hazırlanmıştır. Eski köye yeni adet getirmek isteyenler var bana göre. TDK de bir konuda yanlışından döndü , tebrik etmek gerekiyor. 2005 baskısında artık İMLA değil YAZIM kılavuzu çıkarmaya başladılar. DİL DERNEĞİ nin bu kılavuzunu herkese tavsiye ederim...