Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
aspırıne Tarafından Yapılan Yorumlar
Oya Baydar'ın ilk basısı 1966 da yapılan "Savaş Çağı Umut Çağı" kitabının genişletilmiş ve ismine birde " Bir Yirmi Yaş Güncesi" ibaresi eklenmiş kitabını Can yayınları yeniden yayınlamıştır. Kitap bana göre de gerçekten bir güncedir, bir dönemin gençliğine ışık tutması açısından gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Gerçek bir yıkımın içinden çıkıp gelen bir neslin yeni kuşakları olarak amaçsızlıklarını dile getiriyor yazar. Amaçsız bir kuşağın içerisine düştüğü boşluk hissini anlatıyor diyebiliriz genel olarak kitap için. 1962 Küba Buhranının yaşandığı günlerde Türkiye'nin bir fotoğrafı çekilmiş bana kalırsa bu kitapta. Bu Fotoğrafın ardında 2.Dünya Savaşının izlerini de bariz bir şekilde görebilmekteyiz. Bu yıkımın, savaşın tarafları arasında olmayan Türkiye de bile ne denli karanlık günler yaşanmasına sebep olduğu tüm gerçekliğiyle ortaya konulmuş. Türkiye'de tek parti döneminin küçük bir yansımasını ve büyük umutlarla iktidara getirilen Demokrat Partinin de toplum için hiç bir şey yapmadığını, bu umutların zamanla yerini umutsuzluğa bıraktığını görebilmekteyiz. Sadece kendi yandaşlarını gönendirdiğini görebilmekteyiz. 1960 ihtilaline giden sürecide genel olarak bu kitapta bulabiliriz. Ancak kitabın genel olarak anlattığı savaş ve baskı dönemi gençliğinin duyduğu korku ve ümitsizliktir. Bu yönleriyle düşününce iyi bir dönem kitabı olduğunu düşünüyorum. Kitabı bu dönemlerin sosyal yapısını merak eden herkese tavsiye ediyorum.
Dil Derneği Başkanı Sevgi özel'in Eleştirel-Deneme kitabı "Dilleri Uzun". Kitap 2 bölümden oluşmaktadır: İlki "ÖZELCE GÜZELCE DOKUNDURMALAR" ikincisi ise "ÖZELCE GÜZELCE AKTARMALAR". İlk bölümde çevresinde gördüğü yanlış, özensiz ve özenti yazılardan duyduğu üzüntüyle Türkçe'mizi esir almaya başlayan yabancı sözcüklerin kullanımındaki sıklığı dile getirmiştir. "Birilerine" hoş görünme amacıyla yapılan bu eylemlerin aslında kendimizden bir şeyler götürdüğünün farkında bile olmadığımızı anlatıyor genel olarak yazar. Sevgi Hanım Ankara'daki bazı esnafın tabelalarındaki yabancı isimleri görünce gidip sormuş acaba burayı yabancılar mı işletiyor diye , ancak sahiplerinin TC vatandaşı olduğunu görünce de neden böyle bir isim koyma ihtiyacı duyduğunu sormuş, alınan cevaplar artık günümüzde yadsınmaması gereken bir gerçeği de ortaya koyuyor bana göre: "bu şekilde daha çok kişiye hitap ediyoruz" diye düşünüyor bu kişiler. Mantık bu olunca özen beklemek biraz safdillik olur sanırım.
Kitabın ikinci bölümünde ise Sevgi Özel'in o mükemmel denemelerini bulabileceksiniz. Özellikle belirtmem gerekir ki"GÜLLÜ MENDİLİM GÜL KOKUYOR" ismini taşıyan denemesine bayıldım. Gerçek bir dil ustasının elinden çıkmış olan bu denemeler hem dil olarak hemde üzerinde durduğu konu olarak tek kelimeyle mükemmeldi. Okurken büyük zevk duyduğum bu denemeler içerisinde Uğur Mumcu ve Nazım Hikmet için yazılanları da ayrıca belirtmek istedim. Söylediğim gibi mükemmel bir dili var, yazarken kullandığı sözcük ve deyimlerin çeşitliliğini de söylemeden geçemeyeceğim. Çok özgün bir biçem, tam bir usta bana kalırsa... "DİLLERİ UZUN" HERKESE TAVSİYEMDİR. MUTLAKA OKUYUN...
Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın Ergenekon Davasındaki hukuksuzlukları ve yasa dışılıkları ele aldığı eseri: "Haşa Huzurdan Demokrasi Geldi". Vural Savaş'ın bundan önceki eserlerini okuyanlar bilirler: Vural Bey kitaplarında sadece kendi görüşlerini aktarmaz, kendi görüşlerine ek olarak konuyla ilgili uzmanların, akademisyenlerin de konuyla ilgili görüşlerini aktarmaktadır. Bana göre kitapları ilgi çekici kılan da bu özelliği olmuştur.
Sayın Savaş bu kitabında genel olarak bir soruşturmanın yürütülmesi gereken şekli ortaya koymuştur. Ergenekon Davası'nda yapılan hukuksuzlukları da bu konuda ele alarak, var olan sorunu ortaya koymuştur. Şu andaki iktidara muhalif olan herkesin bir şekilde bu davaya sokulduğunu görünce, davada yargılananın gerçekten bu kişiler mi yoksa TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE mi olduğunu çıkarmak bana göre oldukça güç(!). Vural Bey'de kitabında tam olarak bunlardan söz etmiş. Soruşturmanın bu davada ki gibi yapılamayacağını, bütün bunların hukuk düzeni içerisinde olması gerektiğini, bütün birimlerin kendi görevini yapması gerektiğini, kolluk kuvvetlerinin ifade alamayacağını vb... anlatıyor kitabında. Bir ülkede hukuksuzluk hukuk sayılmaya başlandığı zaman ortaya çıkabilecek durumların da neler olabileceğini kitabı okuduktan sonra düşünmeden edemiyorsunuz. Kitapta 2009-2010 adli açılış yılında Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in konuşmasına da yer verilmiş, ülkemizde ki durumu çok güzel ortaya koyduğunu düşündüğüm için bunu da söylemek istedim. Kitaptaki yazıların bazıları daha önce sözcü gazetesinde yazdığı yazılardan oluşmaktadır. Genel olarak dili güzel, akıcı anlatılmış. Kitabı herkese tavsiye ederim...
Bu antolojinin tanımını tek kelimeyle yapmak gerekirse "GARİP" . Ümit Yaşar Oğuzcan'ın Ahmet Tevfik Küflü'yle 1958 yılında oluşturdukları bu seçkide şairlerin "eğlenceli" aynı zamanda "düşündürücü" şiirleri bir araya getirilmiş. Kitapta Ümit Yaşar'ın da söylediği gibi bazen bir kaç kelimeyle bir ömür anlatılırken, bazılarının da cılk yumurta olarak algılanabileceği görülmekte. Kitabın içerisinde çok beğendiğim şairler var, bu şiirleri tekrar tekrar okudum. bazıları ise eğlenmelik ve anlaması güç. Size bir bildirmece:
Bu sokaktan biri geçince
Başka biri de geçebilir, demek
Ne demek?
Bu ve buna benzer anlaşılması güç şiirlerde mevcut ancak ben bunlara rağmen Ümit Yaşar'ın bu seçkisini beğendim. Çok Çok güzel şiirler mevcut. Ben bu garipliği sevdim .
Ömer Hayyam'ın Rubaiyatının çevresinde gelişen olayların anlatıldığı bir kitap SEMERKANT. Bu kitabı bu kadar ilgi çekici hale getiren şey sanırım kitabın tarihsel dokusu. Gerçekten de içerisinde güzel bölümleri barındırıyor kitap. Adeta tarihte bir yolculukta hissediyorsunuz kendinizi, özellikle Nizamülmülk, Hasan Sabbah la ilgili bölümlerin dikkat çekici olduğunu düşünüyorum. Bunların dışında o dönemlerdeki batının, doğuya bakış açısını da kitapta bulacaksınız. Kitabı genel olarak beğendim, çok hoş cümleler mevcut, güzel bir çeviriyle okura sunulmuş, akıcı bir üslubu var diyebilirim. tavsiye edilir.