Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Özgür Balmumcu Tarafından Yapılan Yorumlar
Övgülerin ne kadarı doğru; bu kişiden kişiye değişecektir. Kendi adıma ilk başlarda o "anlatıcının ve kahramanların konuşmalarını ortaklaşa bir monologa dönüştüren" üslubu fazlasıyla yadırgadım. Belki de çeviri kötüydü, bilemiyorum. Ancak ortada hikayesiyle, tarzıyla çok farklı bir roman olduğu kesin. Okuması zor olsa da edebiyat dünyasında toplumsal ve siyasal taşlamalar açısından bu kadar zengin bir eser bulmak zor. Farklı bir okuma deneyimi yaşamak isteyenlere kaçırmayın derim...
Dan Brown'un Da Vinci Şifresi romanıyla popüler olan bir tür var edebiyat dünyasında: Gizem sosuyla bulanmış aksiyon dozu yüksek süpriz finalli bir roman türü. Bu türün dinamiklerini iyi uygulayan yazarlardan biri de Adam Fewer. Olasılıksız romanıyla çok daha geniş bir kitleye ulaşmayı başaran Fewer, Empati ile yine benzer bir formülü uyguluyor. Hikayenin içine yerleştirilmiş bilimsel ve felsefi bilgiler, bolca kelime oyunu, sonu gelmeyen benzetmeler, süslü kelime oyunları, cinsellik, aksiyon ve süpriz bir final. 635 sayfalık romanı okumakta güçlük çekmiyorsunuz çünkü metnin hafifliği nedeniyle sayfalar su gibi akıp gidiyor. Bilim dünyasına, dine ve felsefeye yönelik göndermeler de tatmin edici. Fakat bu kadarıyla yetinmek zorundasınız çünkü Fewer'in romanlarının edebi bir değeri yok. Çabuk tüketilmeleri için dizayn edilmiş gibi bir halleri var. Romanın kurgusu ise biraz Tarantinovari izler taşıyor. Kurgu parçalı ve zaman akışını geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelerek bozuyor. Bu yüzden eser bazı okuyuculara bütünlükten yoksun gelebilir. Kilit ifade şu bence: Fewer romanlarıyla okuyucuda edebiyat duygusu yaratmaktan ziyade sinema duygusu yaratıyor. Bu iyi bir şey mi? Bence bir edebiyatçı için hiç de iyi değil!
İnsanda hem nefret hem de hayranlık gibi birbirine zıt iki duyguyu birden uyandıran bir roman. Yaklaşık binbeşyüz sayfayı okurken sonu gelmeyen detaylar ve diyaloglar içinde boğulurken bir taraftan küfrediyorsunuz diğer taraftan da böyle bir eseri bir insanoğlu nasıl yazmış olabilir demekten kendinizi alamıyorsunuz! Kont Bezuhov'dan Prens Andrey'e düzinelerce karakter içinde hikayeyi takip edebilmek çok zor. Üstelik Fransız-Rus savaşı ve Napoleon güzellemesine yabancı olan bir okur için herşey daha da zor. Romanı orjinal bir baskıdan, yani özetlenmemiş tam metin bir çeviriden okumanızı tavsiye ederim. Aksi takdirde Tolstoy'un hikayenin akışını bir kenara bırakıp arasıra yapmaya kalkıştığı felsefeyi gözden kaçırabilirsiniz.
İktisat biliminin en önemli eserlerinden bir olmasına karşın ülkemizde çıkan iki baskısı da birbirinden felaket. 1960'larda çıkan ilk baskı gerek eski türkçe kullanılması gerekse çeviri problemleri nedeniyle anlaşılmaktan uzaktı. Ancak kim bilebilirdi ki 2008 yılındaki yeni çevirisinin bundan daha beter olacağını. Eser zaten içerik olarak çok ağır ve zorlu iken bir de buna kötü bir çevirinin eklenmesi işi daha da içinden çıkılmaz bir hale sokmuş. Anlaşılması için en az 3 defa okunması gereken kitap diye özetlemek mümkün durumu...
Hayatımda içerik olarak bu kadar zengin bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Her bir sayfasında birşeyler anlatmaya çalışan hiç lafı gevelemeyen bir eser. Bu özelliklerine karşın beğendim mi? Genelde! Ancak bazı görüşlerine itirazım var: 1940'lı yıllar itibariyle Polanyi kapitalizmin çöktüğünden çok emin ancak günümüzün gerçeği herkesin malumu. 1930'lu yıllarda faşizmin ağırlık kazanmasını ele alışı aydınlatıcı olsa da kapitalizm ve sosyalizm arasındaki rekabetçi kıyaslaması bana pek inandırıcı gelmedi. Serbest piyasanın bir yalan olduğu ya da bireysel çıkarın kapitalizmin sonu olacağı iddiaları tartışılır, lakin ben safımı bireyciliğin kalesi Ayn Rand'dan yana belirlemek durumundayım. Bütün bunlara karşın en azından iki defa okunması gereken bir kitap çünkü içerik çok zengin...