Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar

29.10.2016

İkinci dunya savasında yasanan trajedileri bır alman ve bir fransızın gozunden anlatıyor. Empati yapmak icin gerekli butun doneleri ve cok iyi bir tonda verdiği icin yaklasık 600 sayfa cok surukleyici bir sekilde bitiyor. Oneririm.
17.03.2016

Bu kitap muhteşem birşey. Tadından yenmiyor. Bir müslümanın bir kere değil 10 kere okuması lazım. Tek kelimeyle muhteşem. Bravo yazara. Allah razı olsun. Tevrat'tan çok esinlenilmiş gibi duruyor, ancak ne farkeder: Tevrat, İncil, Kuran, tek bir Allah'ın mesajları degil mi? Hepsinde yazan şey aynı. Bu kitabın esprisi sudur: bir iman edenin (dini ne olursa olsun) hayattaki bakış açısının ne olması gerektiğini anlatıyor. Risale-i Nur'a bir Haşiye seçilecekse, Viktor Frankl'in 'İnsanın Anlam Arayısı' yerine bu kitap daha da uygun kalır. O kadar kuvvetlidir. Muhtesem bir kitap:)
28.10.2012

Bir ekonomi klasiği: 1800'lerden onceki dönemdeki iktisat felsefesini anlatan kitaptır. Kitabın yayınladığı yıllarda çok önemli değişimler olmuş, ve bu kitapta anlatılan pekçok şey tedavülden kaldırılmıştır. 1776'da bu kitap yayınlanmış, arkasından 1789'da Fransız devrimi yapılmış, sonra sanayi devrimiyle birlikte, bu kitaptaki bütün anlatılanlar çöp olmustur. Bugün, bu kitaptaki ekonomi saptamaları, dışarıya kapalı bir coğrafyada/endüstrideki, şartları eşit 2 oyuncunun nasıl para kazanacaklarına ve gelişeceklerine dair ışık tutmaktadır, örneğin dağın başında bir köydeki başlangıç şartları birbirine yakın iki bakkalın para kazanma ve sözde ekonomik değer yaratmaları buna bir örnek olabilir. Ancak, bugünkü global piyasaya baktığınızda, bu kitaptan küçücük bir kelime dahi bulamazsınız.

1945 sonrası global post-kapitalist sistemin ekonomi yonetimini anlamak isteyen okurlara, Risk'in Olaganüstü Tarihi, Şeytan Sofrası, Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları, Petrol (Daniel Yergin) gibi eserleri öneririm.
28.10.2012

Yürüyen kütüphane Peter Bernstein'dan yine bir klasik eser. Bu kitap, altının tarihini ve bu tarihle desteklenen gücünü anlatmaktadır. Bu kitapta, akdeniz medeniyetleri arasında, kültürel/eğitimsel olarak Yunanistan, Türkiye, Güney İtalya ve Kuzey Afrika'ya benzeyen İspanya ve Portekiz'in, nasıl zenginleştiklerini, bugün Brezilya'da Portekizcenin, geri kalan latin amerika kıtasında İspanyolcanın niye konuşulduğunu, Mayalardan İnkalardan Azteklerden niye 1-2 köy ve numunelik 10-15 kişi kaldığını, Afro-Amerikan teriminin çıkışını, İspanya'nın ve Portekiz'in amelelikten o dönemde nasıl kurtulduklarını ve altın'ın sonraki muhteşem macerasını bulacaksınız.

Kitabı okuduktan sonra dunya altın rezervlerinin hangi ulkelerde oldugunu, Bretton Woods anlaşmasını, bugun 1700 dolara satılan altının onsunun kaç dolara mal edildigini, ve İspanya ve Portekiz'de 1500'lerde denizcilikteki ilerlemeler suresinde Osmanlı'nın nelerle ugrastıgını (ne isin vardı Mısır'da veya Viyana'da) araştırmanızı ve düşünmenizi öneririm.

Altının Gucu'nu altına yatırım yapsam mı yapmasam mı diye dusunen okuyuculara degil, tarihi ve ozellikle kapitalizm ve post kapitalizm tarihini merak eden, dunyadaki islerin nasıl dondugunu bilerek bazı seyleri degistirmek isteyen, degistiremesem bile en azından safım belli olsun (veya tohum at, tutmazsa toprak utansın) diye dusunen okurlara tavsiye ederim. Bu kitap, Risk'in Olaganustu Tarihi adındaki muhtesem eserde anlatılanlara bir destektir, o kitabın bir bolumu gibidir. Ilkonce Risk'in Olağanustu Tarihi'ni okumanızı sonra Altın'ın Gucunu okumanızı öneririm.
28.10.2012

Bu kitap bir distopya kitabı olarak, dunyadan ayrılarak ay'a giden ve ayda mulk'un olmadıgı bir sistemi insa eden medeniyetle, kalan dunyadaki medeniyetin karsılastırılmasıdır.

Urras'ta (Dunya) 2 buyuk ulke bulunmaktadır, ve devamlı olarak "sozde" bir savas durumu ele alınmaktadır. Seneler oncesinde bu 2 ulkenin ABD ve Rusya'yı temsil ettigi dusunulmekteydi, ancak bugun -ozellikle de bagımsızlıkları baskaları tarafından yonetilen ulkelerdeki- sag-sol, dindar-laik, demokrat-cumhuriyetci, ılımlı-radikal, siyah tenli-beyaz tenli vs. kapısması (iki "sozde" zıt kutubun toplam oyların buyuk kısmını alması ve toplumda polarizasyon olusturulması) olarak dusunebiliriz.

Bu kitap 1974'te yazıldıgı icin, diger utopya kitaplarından farklı olarak, Urras'taki sınıf farklılıkları (zenginler vs. fakirler, sisteme biat edenler vs. etmeyenler gibi) net bir sekilde ifade edilmistir.

Annares ise dunyadan gidip ay'da mulksuz medeniyet kuran toplumun adıdır. Bu toplum mulksuz olmasına ragmen, toplumsal uretimi kendi iclerinde adil olarak dagıtmalarına ragmen, komunist rejimlerde oldugu gibi hicbir seye sahip olmayan, ve insanların mutluluklarının goreceli olarak cok asagı sevyede oldugu bir toplumdur.

Sonuc olarak bu kitap sunu demektedir: Ayrılıp gidebilirsiniz, kendi kendinize mulksuz/adaletli bir dunya kurmaya calısabilirsiniz, ancak sahip olabileceginiz sey ancak bu kadardır (Latincesi: hic habere cunctus est neque nec habere cunctus est), sisteme biat etmeyi emreder. "No Country For Old Men / Turkcesi: İhtiyarlara Yer Yok" filmi de emekliligin tadını cıkart, elindekiyle yetin, yoksa biz seni canlı olarak takip ediyoruz, karıstırma/kurcalama mesajı vermektedir. Coen Kardesler'in cektigi film 2007'de oscar odulleri almıstır, ve aynı paralelde Mulksuzler de 1974 ve 1975'te edebiyattaki meshur odulleri toplamıstır.

Bu kitabı utopya serisini seven, ve ozellikle 1984'u okumus okurlara tavsiye ederim, cunku bu kitap, hani olurya 1984'te tek tuk kisilerle baslayan "aydınlanma" buyurse, elde edebileceginiz seyin pek fazla degeri yoktur mesajı vermektedir.