Toplam yorum: 3.087.413
Bu ayki yorum: 7.100

E-Dergi

SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar

20.05.2024

Kitabın giriş bölümünde dehşet bir servet birikiminin finansal spekülasyonlara, savaşlara ve özelleştirme projelerine aktığından, şirketlerin yanı sıra, hükümetleri, merkez bankalarını, yargıçları, dini liderleri, uyuşturucu kartellerini, orduları, tarım arazilerini satın aldığından, dünya insanlarını ve doğayı sömürdükleri anlatılıyor. Sonrasında, bu servetin aktarıldığı finans şirketlerinin adları, hırsızlıklarından örnekler, gereksiz isimler listesiyle birlikte, hırsızların işini kolaylaştırma görevindeki dünya bankası gibi, hırsızları koruma görevindeki ABD ordusu/NATO gibi, görüşlerine destek olması için medya/iletişim sektöründeki kurumların listesi verilmektedir. Bu servetin kaynağını öğrenmek için Tanrılara Karşı/Şeytan Sofrası/Para Palas kitaplarını öneririm. Kitaptaki zincir, Türkiye gibi borçlu ülkelerde aynı şekilde işlemektedir. Hırsızlığın amacı kar değildir, kendine tabi olanları yalancı cennetine atmaktır. Şükür ve fikir kitabıdır, akil gençlere şiddetle tavsiye ederim.
20.05.2024

Bu kitabın iki muhteşem yüzü var. Birincisi, sözde kurumsal bankaların/şirketlerin yaptıkları dolandırıcılıklar, diktatörleri 3 kuruş için sineye çekmeleri, sosyal medya şirketlerinin siyasi seçimleri etkilemesi gibi (Türkiye şubeleri dahil) bu şirketlerde hiç çalışmamış bir kişinin gözünü açabilecek bazı fotoğraflar verilmektedir. İkincisi ise, yazarın, woke’luğun bir din olduğunu anayasadan çıkartması, amerikalıların hayatlarındaki anlamla ilgili değerlendirmeleri, “sanki” bir düğmeye basılmış gibi ifadeleri, liselilere mecburi kamu hizmeti konulması gibi önerileri, amerikan rüyası ile kitabı bitirmesi gibi kapitalizmi vaftiz ederek “ben de sizdenim” demek isteğidir. Oysa, 1947’de Kendini Savunan İnsan, 1950’de Yalnız Kalabalık ve 2005’te Ben ve Biz (dijital sonrası) amerikan karaktersizliğini ve erdemsizliğini resmetmiştir. Kitabın gösterdiği: herşeyin bedeli vardır, para basarak dünyayı sömürürsen, kişiliğini kaybedersin: yaşamazsın. Çok tatlı bir kitaptır. Sahi, yaşamak nedir?
20.05.2024

Öncelikle belirtmeliyim ki kitabın orjinal adı: Computational Thinking’dir. Yani işlemsel/algoritmik düşünme üzerinedir. Kitabın içindeki cümleyle bilgisayarlar inanılmaz derecede aptaldırlar, yani düşünemezler. Yazarlar bu kitapla algoritmik düşünceye tarihsel bir bakış açısı getireceklerini iddia etse de, kitabın girişinde El-Harezmi’yle başlayıp, ancak işletim sisteminin mantığını, hatta çip teknolojisini hiç anlatmadan nasıl böyle bir kitap yazmışlar hayret ettim. Bütün algoritmik düşünme gelişimini 6 kategoriye ayırmışlar, ancak donanım hariç geri kalan 5’inin birbiriyle ilintili olduğunu dahi düşünememişlerdir. Diğer bilimlerin yazılım mühendisliğine benzediğini iddia etmeleriyle, yazılım mühendisliğinin tek başına bir bölüm olamayacağını da farkına varmadan kabul etmişlerdir. Yazılım mühendisliğinin tarihi ve ilköğretime algoritmik düşünmeyi koyma çalışmalarıyla ilginenler için birkaç sayfa mevcuttur. Kitabın adı yanlış, çevirisi ise felakettir.
20.05.2024

Condorcet, Diderot ve Rousseau gibi Fransız aydınlanma döneminde yaşamış filozof kabul edilen kişilerden birisidir. Bu eser, intiharından sonra yayınlanmıştır. Hristiyanlığın içine düştüğü duruma bakışıyla, İslam’a da hatalı bir şekilde bakmış, ancak Avrupa’nın İslam/Bağdat bilimiyle şoka girip, en azından eşit olmaya çalışma hırsının oluştuğunu teyit etmiş Condorcet’in bu eseri, ilerlemeleri 10 döneme ayırması, 1.ciltte ilk 8 dönemi, 2.ciltte Fransız devrimine kadar olan dönemi ve sonrasındaki gelecek dönemi eğitim eşitliği ve servetin adaletli dağıtımı önerisiyle bitirmesi, ve Yunanlıların başarısını eğitilmiş halkın, aristokratik senatoya üstün gelmesiyle bağdaştırması gibi çıkarımlardan öte, insandaki bilim ve zekanın süreçsel gelişimini akil bir okuyucuda tetikleyeceği için okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Fichte’nin dediği gibi: bir şeyin tarihsel sürecini tefekkür etmek mutlu eder, geleceği şekillendirtir.
14.05.2024

Bu kitap, 2000’li yıllarda estetik anlayışının geldiği noktayı anlamak için kritik önemdedir. Kitapta, sanat nedir’i düşünmeden estetik deneyim üzerinden değerlendirmeyle, sanat yapıtlarının anlayabilmek için uzun yıllar eğitim gerekliliğini belirtir. Marc Quinn’in Self’i, sanatçının kendisinin aylar sonra anladığı Vir Heroicus Sublimis’i, Michalengelo’nun Dante’den etkilenerek yaptığı Rodanini Pieta’sı, Johann Sebastian Bach'ın Golden Variations’unu çalan Glenn Gould’un müziği, ona ne sorabiliriz diye sorduğu Wordsworth’ten Biz Yedi Kardeşiz şiiri, yazarın çok etkilendiği örnekler olarak vermesi de dehşettir. Amerika’nın Avrupa kültüründen bağımsızlığını ilan etmek için, modası geçmiş yüce içerikten yoksun modern bir sanat akımı başlattığını da kabul eden yazar, kitabın sonunda hayranlık aradığını itiraf eder. Bu kitaptan önce okunmasını önereceğim, Tolstoy’un şaheseri Sanat Nedir?’deki çarpık sanata ilişkin emarelerin tamamı bu çağdaş estetik anlayışında bulunmaktadır.