Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar

28.10.2012

Bu kitap, Jules Verne'nin bilim ve teknolojinin yükselişi konusunda endişelerini gösterdiği ilk kitap olarak bilinmektedir. Kitap, 1879'da, yani sanayi devrimi başladıktan 100 sene sonra, artık çelik teknolojisi silah üretiminde yükseldiği ve dünya savaşının ilk sinyallerinin alındığı bir dönemde yazılmıştır.

Kitap, büyük miktarda miras alan ve birisi teknoloji ve silah üretimine, diğeri ise silahsız olarak herkesin mutlu olabilecekleri bir yer kurmaya çalışan 2 varisin yaşadıkları ve hangisinin daha iyi olacağı hakkındadır.

Bu kitabı, her ne kadar sanayi devriminden sonra yazılmış olsa da, derinlik açısından Thomas More'un Ütopya'sı ve Francis Bacon'un Yeni Atlantis'i gibi ütopyaya giriş kitabı olarak değerlendiriyorum.

Kolay okunabilir bir kitap, ütopya kitaplarını sevenlere ve özellikle düşündürmek istediğiniz ortaokul/lise öğrencilerine özellikle tavsiye ederim.
28.10.2012

Bu kitap, rus devrimi ve 1.dunya savaşından sonra, yani post-kapitalist sistemin 1789'da baslattıgı avrupayı silme hareketinin tamamlandıgı ve tum yonetimin abd'ye gectigi bir donemde yazılmıs, bir gelecek tahminidir.

Bu kitabı, Biz'i ve 1984'u utopya serisine dahil etmek, ve Thomas More'un Francis Bacon'un hayali ulkeleriyle aynı kategoride degerlendirmemek lazım diye dusunuyorum. Bu kitaptaki ve 1984'teki gelecek tahminlerinin ise gerceklestigini, kitabı bilim kurgu kitabı gibi degil de bugunle benzerlikler neler diye okudugunuzda rahatlıkla gorulebilir. Genel olarak kitapla ilgili birkac yorumumu paylaşmak isterim:

1. Cesur Yeni Dunya'da Henry Ford'un seri uretim sistemindeki felsefeler, egitim sisteminin temel pratigi olarak alınmıştır. Makinelerdeki tupleri, tek tip adam yetiştirme projesi olarak degerlendirdiginizde, bugun Turkiye'de bile dayatılan egitim sisteminin birebir aynısıdır.

2. Sirket'e duyulan baglılık, bugun dunyadaki butun liderlerin butun insanların muptelası oldugu bir hastalıktır. Obama ile Romney baskanlık tartışmalarının ikincisinde konuşurlarken, General Motors'dan Caterpillar'dan bahsettiler. Bugun, sirketler devletlerin uzerindedir. Dunyayı senelerdir devletler, devlet baskanları, basbakanlar degil, sirketler yonetmektedir. Bu, post-kapitalizm'i yonetenlerin gizlenme gucudur.

3. Uykuda ogrenme sistemlerini, bugun tv'den duyduklarımızı direkt olarak beyne atma olarak ele alabiliriz. Insani pasifize eden, cogu zaman dusunceyi anlayacak/idrak edecek zaman bulamadan, verilen bilgiyi direkt olarak insanın kafasına sokma isini goren televizyonlar, ozellikle dunyada 2. en fazla tv seyreden ulke olan Turkiye'nin 1980 sonrasındaki degisiminde buyuk rol oynamıstır. Ornegin, din denilince aklımıza yobaz tarikatlar, rusvet yiyen sozde dindar yoneticiler, sex partileri yapan seyhler geliyor da, belgeseller, kuslar, kelebekler, balıklar, uzay, atom, yani Allah gelmiyorsa, bu degisimde tv'nin etkisi buyuktur. Aynısını sacma sapan sag sol tartısmaları, secimden hemen sonra sona eren cumhuriyet elden gidiyor mitingleri icin de dusunun.

4. Aynı sekilde, kitapta gecen sex egitimini, herkes herkese aittir dusuncesini, sınıf farklarını, gelecek programlamasını da dusundugunuzde, karsınıza bilim kurgu degil, bir hayal degil, bugunku post-kapitalist sistem cıkacaktır.

5. 1984 post kapitalist sistemin yonetim felsefesini icerir. Bu kitapta, aynı sistemin egitim konusu daha detaylı incelenmistir. Ayrıca, bu kitapla Yevgeni Zamyatin'in Biz'i de paraleldir, ve sistemin ele alınıs tarzı olarak cok benzemektedirler.

6. Bu kitapta gecen karakterlerin isimleri, o donemdeki onemli kisilere referans olarak verilmistir. Ornegin, Mustafa Mond, Mustafa Kemal Ataturk'ten esinlenerek olusturulmus bir karakter olarak bilinmektedir: buyuk sirkete biat etmis, toplumun gelecekteki genel mutlulugu icin, gecmisteki sanatını, edebiyatını, dinini, dilini, vs. silen bir karakteri canlandırmaktadır. O donemde en buyuk degisimlerden birisi Turkiye'de olmushtu. Dunyada esine benzerine rastlanmayan bir sekilde, bir devlet, adını, dilini, alfabesini, dine bakıs sistemini (halifelik ve laiklik), rakamlarını, giyinme tarzını birkac yıl icinde degistirmistir. Bu degisim, dunyanın yeni hukumdarları tarafından o donemde cok dikkatle takip edilmistir.

Son olarak, bu kitabı dusunerek ve inceleyerek, ve bir hayal ulkesi veya bir bilim-kurgu degil, 1920'lerde yazıya gecirilen 2000lerin planlaması olarak okumanızı tavsiye ederim.
28.10.2012

Baba ve Piç, Istanbul'daki bir Turk aileyle, Amerika'daki bir Ermeni ailesinin yaşamları hakkında bir roman. Yorumlarım:

1. Aşk'ta da gordugum gibi, Elif Şafak Türkçe'ye çok hakim. Kelimeleri ve cumleleri kukla oynatır gibi kullanıyor. Abartılı kelimeler ve cümleler yok, ancak tılsımlı bir yazı stili var.

2. Karakterlerle ilgili olarak, romanın ana kahramanı kimdir derseniz Asya mıdır Zeliha mıdır Amy midir, diğerleri midir? Hepsi midir? O kadar fazla betimlemeye girmeden, kişileri o kadar fazla yüreğinizde hissediyorsunuz ki, roman bittiğinde acaba şu karakter ne yaptı, bu ne düşündü, sonra ne oldu diye düşünmeden edemiyorsunuz. Yani, roman bitiyor, ama siz hikayeyi devam ettiriyorsunuz. Elif Şafak, karakterleri çok iyi konuşturuyor bu romanda da.

3. Kurgu, tek kelimeyle muhtesem. Bir Turk ailesi, Turkiye gibi karışık, herkes farklı telden çalıyor, üst nesil, yeni nesil, önem verilen şeyler, hayatlarındaki amaç, diger tarafta Amerikada yaşayan Bir Ermeni ailesi, Türklerin bir kısmı gibi takıntılı, hayatlarında Türklere düşmanlıktan başka bir felsefe yok gibi, kendi içlerindeki ilişkiler, yemekleri, adetleri, baska bir tarafta ise yaşanılanlar: taksi şoförlerinden hocalara kadar genel toplum psikolojisi: karışık Türkiye'nin, daha dogrusu İstanbul'un super bir tasviri.

4. Sonuç; hepimiz aynı babadan gelmedik mi? O zaman piçlik dediğimiz şey nedir? Ve yine o zaman, bu asırlar öncesinde kalmış meselelerin (ingilizlerin amerika kızılderililerini, hindistanı ve avustralyayı, portekizlilerin brezilyayı biçmeleri gibi) gunumuzde yasayanların uzerine yıkılması da bir hiç değil midir? Sonucta bu kitap piçlik değil, hiçlik hakkındadır diye dusunuyorum. Bir olaya bir dusunceye takılıp kaldığında bir hiç olduğunu ve piç gibi yaşadığını, en guzel en tatlı en ozgur hayatın ise "piç" diye hakir gorulen Asya tarafından yaşandığını anlatmaktadır.

Bu roman da super olmuş Elif Şafak; Türkçe'ye hakimiyet, dil kullanım becerisi, kurgu, hepsi hepsi muhteşem. Teşekkürler. Herkese tavsiye ederim.
28.10.2012

Şems'le Mevlana arasındaki aşk, Ella'layla Aziz arasındaki aşk, Ella'nın Şems'e aşkı, Şems'in Allah'a aşkı, gariplerin/itilmişlerin Şems'e aşkı, çocuklara/rütbeye/paraya/makama/mevkiye/nesnelere/karşı cinse duyulan mecazi aşklar, kısacası bu romanda her sevyede aşkı bulabilir ve yaşayabilirsiniz.

Elif Şafak'ın kelimelere olan aşkı ise okuyanı büyülüyor. Bir tılsım var bu kitapta. Kullanılan kelimeler ağdalı değil basit, ama cümleler ve dile hakimiyet muhteşem. Kitabın arkasında yer alan röportajda da belirttigi gibi, Elif Şafak butun bu karakterleri tam anlamıyla hissedememiş olsa bu duyguyu romanda ne yakalayabilir, ne de aktarabilir. Ancak, oyle aktarmış ki, Rumi'nin kendini Şems'e bıraktığı gibi, okuyucu da kendini romana, karakterlere ve Aşk'a bırakıyor.

Sozun ozu, Aşk, şiir gibi nehir gibi bir kitap, bırakın kendinizi ve Aşk'la büyülenin. Tesekkurler Elif Safak.
16.10.2012

Kendinize bir iyilik yapmak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız.

1. Bu kitap Freud'un Hazcılık, Adler'in Ustunluk yaklasımından sonra, 3. Viyana Okulu olarak Viktor Frankl'ın Anlam Bulma yaklasımını ortaya koymaktadır. Kitaptaki psikolojik veya teknik terimlerin onemi yoktur. Bu kitabın olayı insana su soruyu sordurmaktır: Dunyada niye yasıyorum?

2. Bu soruya verdiginiz cevabı cok ciddi olarak kendi icinize sormalısınız ve gercekten icinizden geceni bulmalısınız ki, hayatta dogru adımları atabilesiniz:
a) Bu soruya verdiginiz cevap mutlu olmaksa, mutluluk icin ne yapıyorsun, benim icin mutluluk nedir gibi soruları sormanız lazım kendinize. Sonucta kendinizi gercekten mutluluk icin yasayıp yasamadıgınızı sorguluyor.
b) Gercekten icinize sorun, lux bir araba lux bir ev istiyor musunuz? istiyorsanız gercekten kendiniz icin mi yoksa baskalarının gozune girmek icin mi istiyorsunuz? Turkiye, Mısır, Tunus gibi geri kalmıs toplumlarda, insanların cok buyuk bir kısmı, istediklerini baskalarına gosteris yapmak icin isterler. Cocuklar, yakın akrabalarla karsılastırılır, ve bu yarıs hayat boyu ve nesilden nesile devam eder.
c) Cok onemi olarak sunu da belirtmek istiyorum. Eger bu soruya verdiginiz cevap, gectim Cenneti'i ve Cehennem'i, Allah'ın rızası'nı kazanmaksa, ve bundan bir adım oteye gecemiyorsanız yine eksiklik var demektir. Bu kitabı yine de bir okuyun.

3. Viktor Frankl'ın yahudi kamplarına goturulmesi bu eserin ortaya cıkması icin bir vesiledir. Bu yahudi kampları da, yazarın bu kitabı yazması icin bir vesile olmustur. Buradaki ana konu, "Ne icin yasadıgını biliyor musun?" sorusudur. Buna benzer olarak, "The Thin Red Line" filminde savaş'ı araç olarak kullanarak, "Beni ve butun evreni yaratan Sen, kimsin? ve ben kimim?" sorusuna cevap aramaktaydı.

Kısaca, bu eseri okuyun ve ozellikle lise/universite cagındaki cocuklarınıza, akrabalarınıza, cevrenizdeki ogrencilere okutun.
"Yedigi onunde yemedigi arkasında" ve ortada hicbir neden yokken hala ve hala mutsuz arkadaslarınız varsa, onlara da bu kitabı okutunuz. Cunku nedeni cok buyuk ihtimalle "anlamsızlık" olabilir.

Turkiye nufusu %99 oranında musluman oldugu icin insanların en fazla Kur'an-ı Kerim'i merak etmeleri ve tefsirlerini arastırmaları bIste,