Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar

29.11.2007

Nanoteknoloji ve Biyomimetri üzerine yazılan kitapları, özellikle teknolojik gelişmelere açık sektörlerde çalışan kişilerin kaçırmaması gerek diye düşünüyorum.

ODTÜ vakfının bu kitabı da, Kriptoloji üzerine yayınladıkları kitap gibi, basit bir anlatımla, Nanoteknoloji üzerine genel bir bilgi veriyor. Bu bilimin ne işe yaradığını gösteriyor, ve gelecekte olabilecek ürünler hakkında düşündürüyor.

Nanoteknoloji ile daha önce ilgilenmiş olmama, ve internetten de çok fazla bilgi edinmeme rağmen, bu tip eserlerin günümüzdeki yoğun iş temposu ve saatler süren trafikten sonra, okuyucuya kompakt bir şekilde bir konuyu aktarmasının, saatler süren internet araştırmalarından daha UYGUN ve çok daha UCUZ olduğunu düşünüyorum.

ODTÜ vakfına bu eser için de teşekkür eder, Biomimetri gibi muhteşem üstü bir konuda da kendilerinden kitap beklediğimizi iletirim.
29.11.2007

Bu kitabı, bir Türk yazarın, strateji üzerine güzel bir eseri olabilir ümidiyle almıştım. Ancak, sanıyorum kitabı alırken yorumları okumamışım.

Kitap'ta ilk 25 sayfa dışında, Rusya'daki ABD'deki savaş güçlerinden, askeri filolardan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin elindeki top ve tüfek sayısından bahsediliyor.
Bu kadar teknolojik bir çağda yaşarken, Mig-29'ların veya Tank'ların sayılarının ne kadar önemsiz olduğunu yazmaya bile gerek yok. Önemli olan şey ise strateij düşünebilme yeteneği. O da maalesef bu kitapta yer almıyor.

Kitabın adı 21. Yüzyıl Savaş Stratejileri değil de, 21. Yüzyıl Öncesindeki Askeri Ekipmanların Durumu, olsaydı içinde yazılanları daha iyi anlatırdı. Kitabın satışını artırmak için bu şekilde isim koymaları, uzun dönemde yayınlayan kuruma zarar getirir diye düşünüyorum.

Savaş ve strateji üzerine yazılmış en önemli eser ise Sun Tzu'nun Savaş Sanatı olduğunu düşünüyorum.
29.11.2007

Akademik veya pratik olarak, bilimle hiçbir alakam olmamasına rağmen, dünyadaki önemli gelişmemeleri kaçırmamak adına, Tübitak yayınlarının bu tip eserlerini okumaya gayret ediyorum.

Bu eserde, ilkönce hücre'ye, sonra atom'a küçük diyen insanoğlu'nun, atom altı parçacıkları keşfetmesini okuyacaksınız.

Beklenileceği gibi, çok fazla teknik terim var. Ancak, bir atomun altında parçalar olması, ve bu parçaların bugüne kadar anlaşılabilmiş (veya anlaşıldığı tahmin edilen) karakteristikleri, beni büyüledi. Nasıl ki, uzaya bakıyoruz, sanki bir sonsuzluk gibi geliyor, bir galaksinin içinde yüzlerce, binlerce sistemin içindeki, küçücük bir gezegenin yanıbaşında tatlı bir uydu görünce insan şok oluyor, aynısı belki daha da fazlası atomun içine doğru, yani küçüğe doğru da devam ediyor. Bu muhteşem dizayn karşısında insanın dili damağına yapışıyor, Kur'an'daki Alemler'i tahmin etmeden ne kadar uzak olabileceğimizi gösteriyor.

Bu tür keşifleri gerçekleştiren batılı bilim adamlarına gıpta ile bakıyorum. Tübitak'ı, bu tip kitaplarla gözümüzü daha da açtığı için tebrik ediyorum.
Kitabın üzerinde yer alan satış fiyatından daha ucuza satan Kitapyurdu'na ise Bravo.
29.11.2007

Osmanli Imparatorlugu'ndan yillar önce, Anadolu Selçuklu beyine iletilmek üzere Nizamülmülk'ün hazirladigi, devleti basarili yönetme reçetesi. Bu reçete, o güne kadar basarili olan Türk yönetimlerinin nasil basarili olduklarini içeriyor. Ve Nizamülmülk ekliyor: Eger bu yönetim sekline devam edersek, hem ileri hem de huzurlu bir toplum olmaya devam ederiz.

Bu kitap bize çok seyi anlatiyor, çok seyi gösteriyor. Türkiye'de beyinlerden silinmeye çalisilan, 'sözde' hor görülen,
özellikle yeni nesile (30 yas altina) unutturulmak istenen, ve bütün bu ugrasin sonunda ise daha fazla merak edilen, günümüzdeki vahset dünyasinin ilaci olan, bir devre damgasini vurmus, muhtemelen de tekrar vuracak olan, büyük Türk devleti, Osmanli Imparatorlugu'nun ve ondan önceki Türk devletlerinin basarisinin nedenlerini gösteriyor.

Günümüzde pekçok çalisanin Türkiye'deki özel ve resmi kurumlarda sahit oldugu organizasyonel bozukluk, pekçok çagdas düsünürün/elestirmenin Türk insani göçebe'dir, organizasyon yapamaz gibi yanlis ve 'tehlikeli' bir yorum yapmasina neden olmustur. Oysa özel sektördeki organizasyonel bozukluk, devlet destegiyle zengin olmus pekçok büyük holdingin ve is adaminin, egitimsiz olduklari ve bu egitimsizligin sonucu olarak kendilerini kral/tanri gibi gördükleri için, kimseye güvenmemelerinden ve insan ve çalisan haklarini -rüsvet yoluyla her yolun üstesinden gelebileceklerini düsündükleri için- bilmemelerinden veya takmamalarindan kaynaklanmaktadir. Devlet'te çalisanlarin çok büyük kismi ise, ancak torpille yükselinir ilkesini gördükleri için, organizasyon diye bir kavramin varligindan bile maalesef haberdar degildirler.

Bu kitap (ve tarihi dogru okuyabilen herkes) ise, Türklerin tarihte çok ciddi, insan odakli, sömürmeyen, çikarci olmayan organizasyonlar yaptiklarini, kör göze göstermektedir.

Son olarak, bu kitaptan Türk devletlerinin basarili olmalari için bir ilke örnegi vermek istiyorum. Büyük Türk büyügümüz, Nizamül Mülk diyorki; başarılı olmak için, devletin önemli yerlerine (karar alıcı noktalarına) alacağın kişilerin geçmişlerini iyi araştır, Türk ve Müslüman olmayanları o noktalardan uzak tut, olur ki o kişilerin başka amaçları vardır veya sonradan olur da, fitne içeri sızar.
İşte bu, Kanuni Sultan Süleyman'la başlayan çöküşü de, Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli, girişimci, yapıcı, ahlaklı padişahlarından 2. Abdulhamid Han'dan sonraki çöküşü de, Sevr ve Lozan antlaşmalarına neden olan butun olayları da, ortadoğu da gündüz kendisine taş atan Filistinli kardeşlerimizi geceleyin füzelerle şehit eden İsrail devletinin kuruluşunu da kapsayan, Fatih Sultan Mehmet ve sonrasında uyulmamış bir ilkedir. 2001 krizinde, Merkez Bankasının duruma müdahale etmemesinin bile arkasında yine bu gerçek vardır. Sadece Türkiye değil, pekçok ortadoğu devleti ajan-liderler tarafından çökertilmiştir.

Bu sadece bir ilke idi. Büyük Türk büyüğümüz Nizamülmülk'ün bu eseri, çok şey anlatmaktadır. Allah ondan ve bütün ecdadımızdan razı olsun. Kendimize geldiğimiz zaman, Harvard'da dahi bilinmeyen o kadar çok eserin arşivlerimizde olduğunu göreceğizki, o gün ortadoğu'ya tekrar barışı ancak Osmanlı İmparatorluğu'nun devamı Türkiye Cumhuriyeti'nin getireceği gün gibi aşikar olacak inşaalah.

Bu kadar önemli bir eseri, sadece 12 lira verip almamızı sağlayan çevirmene, yayımcıya, ve kitabı okuyuculara sunan Kitapyurdu'na teşekkürü bir borç bilirim.
29.11.2007

Bir örnek vermek istiyorum: Türkiye'nin en önemli sektörü tekstil diye bilindi senelerdir. Hala da Türkiye'de tekstil sektöründe yüzbinlerce vatandaş çalışmaktadır. Türkiye'de yüzlerce irili ufaklı yurt dışı perakende sektörüne fason çalışan atölye bulunmaktadır. Peki, bugün çok fazla kişinin alışveriş yaptığı bir alışveriş merkezine girdiğinizde, kaç tane hazır giyim üzerine Türk markası var? En fazla 10 tane, peki bayanlar İspanyol Zara'yı mı, Mango'yu mu, yoksa Türk Koton'u mu daha fazla tercih ediyorlar? (ki Koton, Mavi ve Vakko ile birlikte en başarılı Türk hazır giyim şirketidir). Bir de en ufak bir söylentide satışları düşen diğer Türk hazır giyimcilerini düşünün. Tabi diğer sektörlerde de fark yok, Amerikan Alo'su formülü aynı olmasına rağmen Türk Bingo'suna tercih ediliyor. Starbucks hergün binlerce kahve satıyor Türkiye'de. IKEA'da bulabileceğiniz bir ürünü bir Türk mobilya şirketi hala yapmıyor, yapamıyor.

Bunlar gibi yüzlerce, binlerce örnek daha sayabilirim. Bütün bu başarısızlığın nedeninin, Türkiye'de Özal, Çiller, Demirel ve Ecevit desteğiyle kolay parayı devlet desteğiyle kazanmış Türk iş adamının, eğitimsizliği, ve özelikle strateji konusunda bir kelime bilgisinin olmamasıdır diye düşünüyorum.

Peki, bu kitabın yukarıda bahsettiğim konularla ne alakası var? Bugün, uluslararası -kartel- şirketlerin, veya Amerika devletinin, yaptığı bütün pazarlama aktivitelerinin, yaptıkları bütün siyasetin, oynadıkları bütün oyunların, kökeni savaşmayı ve karşısındaki rakibi öldürmeyi (Türkiye'den bir örnek: 2001 krizi), bir yaşam felsefesi haline getirmeleridir. Bu kitap ise, her ne kadar Çinlilerin yaptıkları meydan ve kılıç savaşlarından öğrenimler olsa da, savaşma üzerine bir BAŞYAPITtır, ve Güç odaklı günümüz felsefesinin tam bir özetidir, çıkış noktasıdır. Çok büyük Amerikan/Avrupalı şirketlerin CEO'larının çoğunun okumaya devam ettiği (tekrar tekrar okuduğu) TEK eser olduğunu tahmin ediyorum.

Bu kitabın, herhangi bir organizasyonda çalışan veya çalışmak isteyen, pazarlamanın ve rakiplerin ne yaptığını anlamanın korkunç önem taşıdığını bilen, ve rakiplerine göre başarılı olmak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap. Her kitaplıkta da bulunması gerekiyor.

Bu kitabı alırken en dikkatli olunması gereken konu ise çevirisi. İngilizce'ye onlarca çeviri yapıldı, içlerinden 1-2 tanesi iyi olduğu için bestseller oldu. Adil Demir Bey'in çevirisi de Türkçe'ye en iyi çevrilen Savaş Sanatı kitabı olmuş. Kendisine teşekkür ederim.