Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar
Finlandiyalı Aleksis Kivi tarafından yazılan ilk ve tek roman olan Yedi Kardeşler’in, Finlandiya’nın milli romanı olarak algılanmasının dışında bir çok öneml bir özelliği vardır. Romanda, babalarını ve annelerini kaybetmiş, yaşları 18-25 arasında, farklı özelliklere sahip yedi Jukola kardeşin, önce yaramazlıkları, sonra tarlalarını terk edip doğada yaşamaları, vahşi ve düşmanca tavırları ve eğitimin/okumanın önemini anlamalarından sonra bakış açılarını değiştirmeleri ve en sonunda her birinin iyisiyle kötüsüyle kurdukları yaşamlar anlatılır. En küçükleri Eero’nun vatanın iyiliği için elinden gelen herşeyi yapma arzusu ve uğraşıları ile biter. 1870’de yazılan bu kitabın 2002’de Mauri Kunnas tarafından 7 Köpek Kardeş olarak çocuk versiyonu çıkartılmıştır. Finlandiya eğitim sistemi ilkokulda bu kitapla başlar; yani ilkönce eğitimin faydasını anlatırlar. Finlandiya’nın eğitimdeki başarısının arkasındaki nedenlerden birisidir. Özellikle ilkokul öğretmenlerine şiddetle öneririm.
Finlandiya Eğitim Bakanı, başarılarının sırrı sorusuna “yeni birşey keşfetmedik, Dewey’i ve klasikleri okuduk” diye cevap verir. 1916’da basılan bu kitap bir şaheserdir; eğitimin gerekliliği, toplumun bir parçası olması, yönlendiriciliği ve geliştiriciliği ile başlar, eğitimin içeriği ile ilgili Platon, Rousseau, Alman orjinli nasyonalist eğitim yaklaşımlarını karşılaştırır, eğitimin hedefleri, eğitimde heves/yetenek, tecrübe, düşünmenin önemi, sorumluluğun da yer aldığı eğitim metodunun ilkeleri, öğrenci-temelli müfredatın kapsamı, oyun/sanat aktiviteleri, coğrafya, tarih ve bilimsel metod öğretimi, eğitimin bir sistem olan değerleri, meslek ahlakı ve mesleki eğitimi anlatır ve sonunda eğitim felsefesiyle bitirir. Dewey’in (ve gelmiş geçmiş) en önemli eğitim kitaplarından birisi budur. Demokrasi bir siyasi sistem değildir, kişinin özgür olmasıdır der. Bir ülkedeki eğitim, o toplumun insan’ı ve hayatı nasıl algıladığının yansımasıdır. Bu şaheseri her akil insana şiddetle öneririm.
Kitabın Türkçe kapağında olmayan, orijinal kapağında (ve Kitapyurdu’ndaki açıklamasında olan) “psikolojinin en ilginç çalışmalarını teste sokun” diye bir ek var. Kitap, bir psikolog veya psikoloji profesörü tarafından değil, The Psych Files adında bir dizinin yaratıcısı Michael Britt tarafından kaleme alınmıştır. Kitabın içinde çoğu ünlü olan, içinde Pavlov’un köpeklerinin, Hertzberg’in motivasyon teorisinin, Daniel Kahneman’ın “Hızlı ve Yavaş Düşünme”de derlediği davranış testlerinin olduğu, 50 adet farklı psikoloji deneyi özetlenmiş ve bunlara karşılık günlük hayatta (örneğin arkadaşlarınızla veya bir kafedeki insanlarla) bu deneyleri nasıl yaparak doğrulayabileceğinize dair birer test önerisi verilmiştir. Bu kitabın güzelliği de ancak bu kadardır: lise öğrenimi gören bir öğrenciye verin, kitaptan zevk alır ve büyük bir hevesle denemeye başlar ve sonuçları düşünüp tartışırsa, üniversitede “psikoloji” bölümünü seçebilir diye düşünüyorum.
Ustalık adlı bu kitapta -yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi- konuyla ilgili varolan bilgilerin bir kısmı derlenmiştir. Ustalığa erişmeyi, çıraklık/kendini tanıma, yaratıcı aktiflik ve ustalık/bütün resmi görebilme olarak 3 evreye ayıranan kitapta, normalde maksimum 100 sayfada anlatılabilecek olan bu tez, özellikle (pazarlanması için beklenebileceği gibi) Darwin’den ve diğer ünlü kişilerden örneklerle süslenerek 400 sayfaya yayılmıştır. Bu kitabın farklı bölümlerini yazan öğrenci grubu, kitabı tahsisten geçirtmedikleri için kitaptaki tekrar ve uzatmalarla kavranmasını çok güçleştirmişlerdir. Ancak, bu kitap, yazara ait olduğu iddia edilen derlemeler içinde erdemsiz makyavelist dalkavukluğun neredeyse olmadığı tek derlemedir. Bu kitabın yerine, azimle çalışıp gerçek bir başarıya ulaşan Philippe Petit’in “Yaratıcılık: Kusursuz Suç” ve Bahcall’ın “Çılgın Fikirler” adlı kitapları ustalık üzerine daha fazla şey öğretir diye düşünüyorum.
Balzac’ın “İnsanlık Komedyası” projesinden öykünerek, “Les-Rougon-Macquart” adında 20 kitaplık bir projeyle bir ailenin 1850’lerdeki Fransız günlük yaşamını resmeden Emile Zola’nın en önemli eseridir. Madencilerin hayatı üzerinden, her aldığınız ürünün arkasında bir işçi emeği/sömürüsü olduğunu, işçilerin hayatına karşı spekülatif zenginlik yaşayanların çapsızlığını, 1789’dan sonra aristokratın yerine geçen erdemsiz kapitalist burjuva tarafından ezildiklerini, ücretli çalışmanın köleliğin farklı bir biçimi olduğunu hissettirir. Charles Dickens gibi fotoğraftır bu, Dostoyevski’de olan psikoloji çözümlemelerine girmese de muhteşemdir. Bu kitaptan sonra Etienne’nin yaptığı sosyalist ayaklanmanın çözüm olmadığını anlamak için gençlere Çernişevski’nin Nasıl Yapmalı’sını öneririm. Emile Zola’nın Dreyfus’u savunarak insanlık görevini yaptığı Suçluyorum, içkinin/fuhuşun sefaletini anlattığı Meyhane ve Nana’dan önce Germinal’i öneririm. Hepsi muhteşemdir.