Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar

18.11.2024

İşte bir Batılının dehşet bir itiraf kitabı. Kaliteli bir ütopya görünümlü gelecek projeksiyonu kitabı olan Cesur Yeni Dünya’nın yazarı olan Huxley, Algı Kapılarında, uyuşturucu (meskalin) alarak şeylerin gerçek görünümlerine ulaşmaya, Vermeer’in ve Constable’in bakış açılarına ulaşmaya çalışıyor. 2. Bölüm olan Cennet ve Cehennem’de ise bu etkiye devam ederek, oruç ve meditasyon, renkler, mücevherler, Louvre müzesindeki resimlere doğru yine benzer bir düşünce dizisi var. Kuran’da Rad-28’deki bütün kapıları açan mutluluk, dünyadaki bütün diğer (güç/ün/servet üçlüsünden edinilebilecek) mutlulukların insalık tarihi boyunca toplamından daha yüksektir. İnsan bu gibi itiraf kitaplarını okuyunca kendini Kuran’a kavuşturana daha çok şükrediyor. “İman, insanı insan eder”i daha içten hissettiriyor.
18.11.2024

İngiliz eleştirmen ve edebiyat hocası Eagleton, bu kitapta kötülüğün edebiyattaki yansımasının izini sürerken ciddi bir sorgulama da yapıyor. 1.Bölümde, Dostoyevksi’nin insanlığın dibini anlattığı Karamazof Kardeşler’i de içeren romanlardaki kötülüğü anlatırken (islam dünyasında da yanlış yerleşmiş olan) Dante’nin Araf’ını eleştirir. 2.Bölümde tiyatro ve eğlencelerdeki kötülükten bahsederken günahın norm haline geldiği toplumlarda anlamsızlık girdabında ne yaptığını teşhis eder, 3.Bölümde, batıda da olan “her işte bir hayır vardır” felsefesini eleştirir, Hz. Eyüp’ün durumunu kötülük açısından ele alır, “ben emir kuluyum” zihniyetini yerin dibine sokar, terörizmi kötü diye nitelendirmenin aynı seviyede barbarlık olduğunu iddia eder. Kötülük üzerine bu denemeyi okurken, Eagleton’un ‘Hayat nedir?, Allah bizden ne istiyor? İnsanı ne insan eder?” sorularını sorduğunu hisseder, siz de sorarsınız. Muhteşemdir. Eagleton'un diğer eserleriyle birlikte öneririm.
14.11.2024

Türkiyemizde çok satılmış olan psikoloji kitaplarından birisi olduğu için merakla okudum. Kitabın adı “İnsan Olmak”, ancak kitapta nasıl insan olunacağı eksik. Ebeveynliğin önemi, negatif duygular, ölümlülük’ü anlatır, kendini yaşamak adında bir bölümle son bulur. Yazarın Freud’u çok okuduğunu anlarsınız kitabı okurken, biraz da eleştirir gibi yapar ve Adler’de bazı sorularına cevap bulduğunu belirtir. İki şey çok kritiktir: kendisi birşey eklemeyi bile düşünmemiştir ve Adler’den sonrasını hiç okumadığını anlarsınız. Ne Viktor Frankl ne de Erich Fromm. (yine de hocamız bir taş da olsa koymuş, teşekkür ederiz) Eğer gerçekten anlamlı bir yaşam istiyorsanız, bu kitabın yerine, Kendini Savunan İnsan, Yaşamak Bir Sanattır, İnsanın Anlam Arayışı gibi şaheserleri tavsiye ederim. Kitapta yer alan ebeveynlik araştırmaları da çok ilerledi: Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları, Boşluk Hissi gibi kitaplar, sosyopat/erdemsiz/çapsız insan yetiştirmemek üzerine üst düzey kitaplardır.
14.11.2024

Amerikalı tarih profesörü Paul Freedman’dan baharatlar üzerine tarihi bir incelemedir. Kendisinin uzmanlığı ortaçağ olduğu için çoğunlukla bu döneme ait analizlerin olduğu, ilk 3 bölümde sırasıyla yemekte, ilaçlarda ve dini kullanımda baharatın, diğer bölümlerde ticari değerinin, haritalar yardımıyla keşiflerin ve özellikle Portekiz’in ve İspanya’nın etkisinden bahsedildiği bir kitap olmuş. Kitap, bir tarihi süreç vermek yerine, farklı bakış açılarından baharata bakan fotoğraflar derlemesi gibidir ve çok kritik süreçlere hiç değinmemektedir. Bu kitaptan önce, gastronomi tarihiyle ilgili tutarlı ve süreçsel bir analiz için “İmparatorluklar ve Mutfaklar” adlı kitabı, bugünkü gastronomiyi şekillendiren küresel ağ için “Etobur-Otobur İkilemi” adlı şaheseri tavsiye ederim.
13.11.2024

Çehov dünya tiyatro tarihini değiştiren isimlerden birisi olarak değerlendirilmektedir. Çehov’dan önce Rus tiyatrosu tamamen (ve burjuvaya yönelik) drama üzerineyken, Çehov, sıradan insanların günlük hayattaki duygularını tiyatroya dökerek, tiyatronun bir burjuva mekanından çıkarak, geniş halk kitlelerine hitap etmesine neden olmuştur. (Ancak, Çehov’un bu eserleri yazdığı zamanda, duygu betimlemenin üstadı Dostoyevski öleli 20 yılı geçmişti) Martı’da, egoist bir gencin sevgisi, terk edilmiş kendini büyük artist sanan bir kadının sabrı, zengin olma hayalleri kuran bir kurnazın tüccar beyinli duyguları, gölün kıyısındaki malikanenin eski durumuna dayalı anlamsız nostalji gibi duygular bulunmaktadır. Çehov’un katkısını anlamak için, kendisinden önceki Rus tiyatrosunu okumak lazım sanırım. Çehov, bir Dostoyevski, bir Zweig, bir Sabahattin Ali, bir Balzac gibi değildir. Tiyatro eserleri size “ben kimim?, niye varım?” sorularını sordurmaz.