Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar
Dünyadaki en büyük araştırmalardan birisinin sonucu şudur: gerçek insani başarıya/mutluluğa ulaştığını hissettiğini bildiren yetişkinlerin, (en yüksek korelasyonla) çocukluklarında kitap sayısı ve çeşitliliği fazla evde yaşadıkları tespit edilmiştir. Breverton’un İcatlar Ansiklopedisi, bilim tarihinin izlediği yolu izliyor: ilkönce Mezopotamya ve Çin, sonrasında Türkiye/Yunan, daha sonra Müslüman bilimi, 12.yüzyıldan sonra Fransa/İngiltere ve sonunda ABD kökenli icatların üzerinden bir yolculuk yaptırıyor. Bir çocuğun, dünyaya katabileceği değerlerin çeşitlerini anlayabilmesi ve (analitik) zekası olan bir çocuğun/gencin, ekonomi, işletme, endüstri mühendisliği gibi sözde konjonktürel bölümlerde ölmemesi için çok faydalı olabilir.18 yaşından küçük arkadaşların üniversite kararlarını vermeden önce mutlaka okumaları gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Anne/babalara ve öğretmenlere tavsiye ederim. (İlköğretim müfredatında olması gereken bir konudur bu)
Bu şaheser, bir eğitim kitabından öte, üst düzey bir UYANIŞ kitabıdır. Şiddetin ve ezilmenin ne olduğunu, sahipler sınıfını ve ötekiler’in kim olduklarını, burjuvazinin niyeti ve aksiyonlarını, halkın uyanışı için doğru yolun neler olmadığını (propaganda, kendisinden gibi görünen yalancı lider vs.) ve ne olduğunu (eğitimci diyalog ve düşünmenin geliştirilmesi için iletişim), kavrayışla gerçekleşecek meydan okuma yükümlülüğünü, insan sevgisi temelli eylemi, kesitleri değil süreci görmenin önemini, inandırıldığımız mitleri, birlik olmanın nasıl engellendiğini, burjuvanın manipülasyonlarını, eğitimin genel ezilmişliğin devamı haline getirildiğini, kültür devriminin yapıtaşlarını ve halkla birlikte sevgi temelli uyanışın nasıl olacağını MUHTEŞEM anlatır. Arka mahallelerdeki çocukluğunun yanı sıra Erich Fromm, Rousseau ve Dewey gibi üstatları okumanın önemini de anlatır bizlere. Özeti çıkartılamayan, insanı uyutmayan kitaplardandır, Helal Olsun. Uyanmak isteyen herkese tavsiye ederim.
Nisa Suresi 46’da “Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden saptırıyorlar” der. Bu kitabın, varoluşçu psikoterapist olarak pazarlaması yapılan Irvin Yalom’un anlamı bükme çabası olduğuna inanıyorum. Gelmiş geçmiş en büyük mütefekkirlerden olan, Tanrı’nın öldüğünü, reddettiği için değil, bir kavmin Hristiyanlığın içini boşalttığı için iddia eden, bir insanın iman arayışı olan Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü yazan Nietzsche’yi bir hasta, hatta bir kobay gibi göstererek çaptan düşürme çabasıdır. Bu kitapta da refere edilen bir Nietzsche cümlesi: Bir kitap bizi alıp diğer kitapların üzerine çıkarmıyorsa o kitabın neresi iyidir? İşte bu kitabın da nesi iyidir? Sizi uyarmayı bir borç biliyorum: bu kitap, sizi “Böyle Buyurdu Zerdüşt”ü okumaktan, Viktor Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı”nı okumaktan, ve yahudiliği reddettiği için popüler olamayan Erich Fromm’un “Yaşamak bir Sanattır”ını veya “Kendini Savunan İnsan”ını okumaktan alıkoymasın. Zamanınız değerlidir, boşa gitmesin.
Gerçek bir hayat öyküsü, Arap Dünyasının en ünlü feminizm aktivisti olan Neval Sadavi’nin, daha sonra kendisinin de Enver Sedat tarafından atılacağı hapishanede, idam edilecek olan Firdevs’le konuşmasını yazıya döktüğü gerçek bir dram. Babasız bir kızın, küçük yaşta amcasının tacizlerinden başlayarak, yaşlı bir adamla evlendirilmesi, daha sonra da yardım bahanesiyle kaldığı evde sürekli tacize uğraması, sahipsiz bu kadının bir mamanın elinde hiç anlamadan fahişelik yapması ve sonra hapse (idama) giden ızdırap dolu bir yaşam. Firdevs’in hayatı üzerinden, Mısır’ın (Afganistan’ın vs.) imansız, ahlaksız, erdemsiz ve tabiiki cahil kitlesini düşündürür, Firdevs’in değil, bütün o kitlenin fahişe olduğuna şehadet edersiniz. Allah, Firdevs’e rahmet eylesin, Amin. Bugünlerde Türkiyemizin gündeminde Narin cinayeti var, dünyamızı gazaba uğramışların ve dalalete sapmışların yolundan çıkartmak hepimizin görevidir, çok okumamız çok çalışmamız çok düşünmemiz gerekli.
(Tabiiki Nobel ödülünden sonra) 2002’de Ramallah’ı ziyaret ettiğinde, İsrail’in Nazi soykırımını devam ettirdiğini açık açık söyleyen ve bölgedeki savaşlarda Filistin’in yok edilme niyetiyle yapıldığını belirten, Portekiz’in tarihi gururu (bizim Sabahattin Ali’mizin karşılığı) Jose Saramago’nun olayını şöyle özetlemişler: hayali bir kurgu ve ironi yoluyla, anlaşılması zor gerçeklerin sorgulanmasını sağlamak. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’ta, adeta Azrail’in işi askıya aldığı bir ülkede, ölümün yokluğunda, esasında ölüm üzerine kurulu (sigortacılık, emeklilik, krallık gibi) kapitalist sektörlerin paniklerinden ziyade, iç konuşmalarını (niyetlerini) hayal ettiriyor. Ancak esas olay, kendisi bir ateist olan Saramago’nun, kilisenin de esasında tabansız ve bir sektör olduğunu göstermesiyle ortaya çıkıyor, memleketimizdeki benzeri kuruluşlarla ilgili düşündürüyor. Bu romanın Körlük ve Görmek gibi şaheserlerden olmasa da, bir Saramago klasiği olduğunu düşünüyorum, tavsiye ederim.