Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar

16.09.2024

Jules Verne, 19.yüzyılın ikinci yarısında, yani sanayi devriminin 100 yıl içinde bütün üretimi değiştirdiği, elektrik devriminin de hissedilmekte olduğu bir dönemde, bilim-kurgu romanları olarak nitelendirilebilecek eserler yazmıştır. Jules Verne’nin önemi nedir? Bir çocukta, eğer mühendisliğe yönelik analitik (ve uzamsal) zeka/yetenek/heves varsa, ortaya çıkartır. Çocuğunuz henüz küçükken, dünyadaki en önemli meslek olan sınıf öğretmenliğinden hemen sonra gelen mühendisliği kafasına koyar. Denizler Altında 20.000 Fersah’ta Kaptan Nemo’nun üstün teknoloji sahibi denizaltısındaki macera üzerinden, Makine, Metalurji, Enerji, Paleontoloji, Su Ürünleri gibi mühendislikler anlatılmaktadır. Özetle, Jules Verne, dünyadaki tüm ilkokullarda olması gereken bir öğretmendir, anne-babalara bütün eserlerini şiddetle tavsiye ederim.
01.08.2024

2400 yıl önce yazılan bu eser, erdemli ikna üzerine ilk yazılı kitaptır. İki tür ikna yöntemi olduğunu, 1.sinin mantıklı/erdemli diyalektik sanatı olduğunu, 2.sinin ise cahil karar vericiyi retorikle etkileme teknikleri olduğunu, retoriğin dalkavukluğun (aşçılık/gıda üretimi, süslenme/moda, safsatacılıkla birlikte) bir şubesi olduğunu, retoriğin tek amacının aptalları büyülemek olduğunu, en büyük kötülüğün haksızlık yapmak olduğunu, tiranın hem kendisinin hem de dalkavuklarının soysuz ve çapsız olduklarını, bir başarı kazanmadan kamu işlerine girmenin delilik olacağını, karar vericiler önünde doğru söylemenin değerini, iyi bir yaşamın ancak bilgililik, iyilik gözetme ve açık yüreklilikle olabileceğini anlatır. “Bırak küçümsesinler seni akılsız diye, yeter ki erdemini kaybetme” der Sokrates. Gerçek İMAN ESERİDİR bu kitap, muhteşemdir. (Dalkavuklukla ilgili ek öneriler: Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev, Rameau’nun Yeğeni, Kendini Savunan İnsan)
31.07.2024

Gelmiş geçmiş en önemli ikna kitabı olarak kabul edilmiştir. 3 tür karar verme/yargı sistemi vardır, Platon Gorgias 1.si (erdemli diyalektik), bu kitap 2.si üzerinedir. Kitap, retoriğin diyalektiğin eşdeğeri olduğuna dair bir yanlışla başlar, karar vericilerin/halkın cahilliği üzerine temellendirir bütün iknayı, adli, politik ve törensel söylevlerde iknanın, 1)hatibin kendini iyi göstermesiyle 2)cahillerin duygularını etkilemesiyle 3)kanıtlamaları, dili ve düzenlemeyi doğru kullanmasıyla ulaşılacağını anlatır. Erdemler, duygular, mutluluk üzerine düşünceler olsa da manipülasyonun/fırıldaklığın kitabıdır bu. (doğru karar almak için 1 cümle dahi bulunmamaktadır) En hırsız ve suçlu ülkelerde (İsrail, ABD, İngiltere) retoriğin ders olarak okutulması, başarılı ve mutlu ülkelerde (Japonya, Finlandiya) konunun önemsiz olmasını, erdemli insanların fırıldaklık karşısındaki kahkahalarını hatırlatırım. Nerede retorik/dalkavukluk varsa orada hırsızlık, suç ve başarısızlık vardır.
25.07.2024

Maverdi'nin kitabını sormuşsunuz. Maverdi 1000li yılların başında fıkıh, Quran ve siyaset bilimi üzerine kitaplar yazmıştır. Bence, Türkçe’ye çevrilmiş en önemli kitabı “Maddi ve Manevi Yüce Hedefler”dir. (Orjinal adı Dünya ve Din Hayatında Etik’tir). Erdemler üzerinedir. Türkçe’ye çevrilmiş bir diğer kitabı Yönetimin Esasları’dır. (Orjinal adı Yöneticilere Tavsiyeler’dir). Maddi Manevi Yüce Hedefler kitabındaki bir hadis olan “anlamadan okunan Kuran’da/kılınan namazda hayır yoktur”, ile yorumunda bahsettiğim Nizamülmülk’teki “bir karar almak istediğinde, bir kadına sor, ne diyorsa tersini yap” hadislerinin karşılaştırması bile aradaki dehşet düşüşe delalet eder. Eğer Bağdat’taki mantığı koruyabilseydik, sadece ilim bilim değil, gelmiş geçmiş en büyük yönetim kitabı olan 1975 baskılı Yönetim adlı kitabı, Peter Drucker’ın yerine biz yazardık diye düşünüyorum.
08.07.2024

Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Yorumunuzda benim katılmadığım hususlar hakkında, size ve Kitapyurdu okuyucularına birşey katabilmek ümidiyle bir kaç cümle yazmak istedim. Birincisi, benim sadece ticaret oyunları kısmına odaklandığımı söylemişsiniz, oysa yazar pazarlama üzerine odaklanmış. İkinci ve daha önemli olan konu şudur: algı üzerine o kadar çok kategoriye girmenin kolay olmadığını belirtmişsiniz, ve algı her yerdedir, bir düzene gerek duymaz diyerek Aristo’nun retorik’inden çıkmış bir maksim gibi bir cümle kullanmışsınız. Size, Sokrates’le cevap vermeye çalışacağım: bir şeyi düşünmüş bir kişi öncelikle bir tanım yapmalı ve bu tanıma göre bölüp toplamalı. “İşte ben buna vurgunum Phaidros” diyor Sokrates (Platon’un Phaidros kitabında). Bir işi iyi incelemiş düşünmüş bir kişi, konuşmadan yazmadan önce tanımı üzerine çalışmalı ve kategorizasyon yapmalı. Yoksa konuşmamalı, diyor Sokrates. Tekrar teşekkür ederim.