Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar

19.03.2024

Üniversite yıllarımızda, Fizik bölümünde okuyan süper zeka bir arkadaşım, arkadaşlarla bir konu üzerinde konuşacağız diyerek beni de davet etmişti, konu ise Zaman Nedir’di. Bu kitapta da zamanın ne olduğu üzerine ileri sürülmüş olan görüşlerin bir derlemesi yapılmıştır. Mekansal olarak orada olmasak da Paris diye bir şehirde insanların nasıl yaşadığını bilirsek, geçmiş diye adlandırılan zamanın şu anda o zaman diliminde yaşamasak da şimdi yaşanıyor olabileceği gibi, veya zamanda yolculuk mümkün olsaydı birileri gelip bize gelecekten bahsederdi bu da gizli kalmazdı gibi, basit ve anlaşılmaz mantıkların olduğu bu kitabın Amerika’dan çıkması hiç şaşırtıcı olmadı. Kitabı okuyunca, Kuran’daki zaman ve mekan kavramlarını, kaza ve kader’e imanın kritikliğini, levhi mahvuz’la birlikte Allah’ın Hayy ve Kayyum isimlerini tekrar bir gözden geçirdim. Bu arada, 28 sene önce o davete gitmemiştim, pişmanım. Daha ne kadar bekleyeceğiz global düşünce liderliğini ele geçirmek için?
19.03.2024

Kitap “asla kendi malınla kafayı bulma” diye başlar, Steve Jobs’un kendi çocuğuna kendi üretip dünyaya pazarladığı ürünü yasaklamasını anlatır. Kitapta, davranışsal bağımlılığın temel bileşenlerini kolay anlaşılır bir kategorizasyonla ayırır; sanal dünyalarda her gün milyonlarca kişinin oynadığı oyunların olmazsa olmazları olan hedefler, geri bildirim mekanizması, ilerleme ve yükselme hissiyatları ve artık en önemlisi olan sosyal etkileşimi çok akılcı bir şekilde dekompoze eder. Bu kitabı her ebeveyne ve her eğitimciye yüksek düzeyde öneririm. Dijital teknolojilerin/sosyal medyanın kim tarafından ve hangi psikolojiyi oluşturmak için tetiklendiğini anlamak için kritik eserin Rainer Funk’un Ben ve Biz’i olduğunu hatırlatırım.
19.03.2024

Sıfır rakamını ve eksi rakamları bile bilmeyen ve düşünemeyen Roma kökenli Avrupa’ya matematik bilimi de diğer bilimler gibi Bağdat’tan gelmiştir, getirilmiştir. Algoritma’nın kelime kökeni de, Bağdat’ın büyük matematik dehası El-Harezmi’nin adından gelir. Bu kitap, dünyada koparılan yapay zeka korkusunun ana aktör kitaplarındandır. Yazan yazarın bilgisinin dışında kalmasına rağmen Hume’un tümevarım sorunsalına ve beynimizin nasıl çalıştığına atıfta bulunan kitapta, evrimin doğanın bir öğrenme algoritması olduğu gibi akil bir insanın inanılması güç bulacağı çıkarımları, sanki bütün kainatın nasıl yaratıldığını biliyor gibi bir kibirle söylemekten de çekinmez. Bunları gören bir okuyucu, Süperzeka gibi Bill Gates’in tavsiye ettiği bir kitap olmasına şaşırmaz. Kasıtlı olarak anlamı değiştirilerek yayılan yapay zeka korkusu ve yaygarası üzerine trendleri anlamak için okunabilir. Gerçek yapay zeka kitapları Yapay Zeka Miti ve İnsan ve Makine’dir.
19.03.2024

Orjinali Phoenix Project olarak yayınlanan, hala operasyon yönetimi alanında uluslararası çok satanlar listesinin en tepelerinde bulunan bu kitap, gelmiş geçmiş en iyi işletme/yönetim kitaplarından birisi olan Amaç gibi, roman şeklinde yazılmıştır. Yürütülmekte olan bir IT projesinin, yaşanan karmaşalar, fikir ayrılıkları, yöneticilerin gönlünü hoş tutmak için yapılan kimsenin inanmadığı geçici yamaları gibi herhangi bir kurumda bir IT sistemi değişim projesi yaşamış -özellikle de yönetmiş- bir kişinin karşılaşmış olduğu zorlukları anlatır. Bizim iş yapma şeklimizi öven şu sözü siz de duymuşsunuzdur: Türkiye’de 6 ayda devreye aldığımız sistemi, Almanlar 3 sene uğraşıp sadece birinci modülünü tamamlıyorlar. Ancak, ben bugüne kadar 6 ayda devreye alınan hiçbir sistemin gerekli altyapıya sahip olduğunu görmedim. IT sistemi, bir şirketin iş yapma zekasını yansıtır. Bu kitapta, nasıl doğru proje yapılır’ı anlatmaz, ama yine de IT’cilerin gülerek okuyabilecekleri bir kitaptır.
19.03.2024

Ben şöyle düşünürüm: Her kitap değil, gerçek kitaplar, okuyucu için yolculuktur. Bazıları bir kente götürür gezdirir, bazıları tarihte bir yolculuğa çıkartarak okuyucuyu araştırmaya sevkeder, pek çoğu ise okurun geçmişine, yaşadıklarına, inandıklarına götürür, sorgulattırır, yeni bir kimlikle geri getirir. Suç üzerine araştırmaları ve romanları olan Mikita Brottman’ın, kitapların sadece edebiyat yönünü, onu da oldukça eksik bir şekilde yorumlamasıyla yazdığı bu kitapta, okumayı mastürbasyona benzetse de, aslında olan olay bu kitapla kendisinin mastürbasyon yapmasıdır. Eleştirel gözle okursanız çok büyük eksiklikler görebileceğiniz bu kitap, meraklı ve kitaplardan gurme lezzet arayan okurların İngiliz-Amerikan bakış açısının çapsızlığını göstermesi açısından okunabilir. İlk ayet: Oku’dur, niye?