Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar
Gerçek kitaplar, okuyucu için yolculuktur. Bazıları bir kente götürür gezdirir, bazıları tarihte bir yolculuğa çıkartarak okuyucuyu araştırmaya sevkeder, pek çoğu ise okurun geçmişine, yaşadıklarına, inandıklarına götürür, sorgulattırır, yeni bir kimlikle geri getirir. Genellikle de bu gerçek kitaplar, yüksek bir düşüncenin veya Tolstoy’un Sanat Nedir?’de belirttiği gibi hissedilen yoğun bir duygunun aktarımının sonucudur. İşte bunun için Dostoyevksi, Balzac, Sabahattin Ali, Stefan Zweig büyüktür, insanlığa değer katarlar. ABD’nin tarihinde, John Dewey ve Henry David Throeau gibi birkaç düşünür olsa da, kapitalist ve tarihsiz bir ülke, yüksek düşünce ve sanat üretemez, 10.000 felsefe doktora öğrencisiyle bile en küçük bir felsefe derinliği gösteremez. Bu kitap da onlardan birisidir, tam bir pazarlama ürünüdür. Dünya hayatı sınırlıdır, zamanınızı boşa harcamayın.
Temiz bir dille yazıldığı için basıldıktan hemen sonra Brezilya ilkokul müfredatına alınan, Brezilya tarihinin en önemli kitabıdır. Şeker Portakalı, bir öyküdür, bu kadar acıklı olay içeren bu öykünün çocuklara -bir destek olmadan- okutulması ne kadar doğrudur? Zeze’nin öyküsü, nezaket, adalet, merhamet, bağışlama ve sevgi gibi yüce değerleri, kaderi ve hayatın anlamını sorgulatır insana. Bu kitabı okurken bu değerleri sorgulayanlara, değerler üzerine muhteşem bir eser olan Andre Comte Sponville’nin Büyük Erdemler Risalesi’ni, anlam üzerine ise Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı’nı tavsiye ederim. Son olarak bir soru sormak istiyorum: Finlandiya ilkokul müfredatında yetim kalmış yedi kardeşin, ayakta kalabilmek için çalışmak ve okumak gerektiğini anlamaları, verdikleri mücadele ve mutlu sona kavuşmaları bir örnek olarak anlatılırken, Brezilya müfredatında böyle bir eser olması tesadüf müdür?
Felsefe, hayat nedir, nasıl bir yaşam, bilgi nedir, mutluluk nedir, anlam nedir gibi soruları sormaktır, felsefe insanın aklını çalıştırmasıdır, tefekkürdür, düşünme gücüdür. Kuran’da da çok sayıda vurgulanan tefekkür etmenin/aklını kullanmanın yollarından birisidir felsefe okumak. Bu Batı Felsefesi Tarihi, Kierkegaard uzmanı David Palmer tarafından, Türkiye’mizde de algılandığı şekilde felsefenin esasında ağır birşey olmadığını, basitçe -ve biraz da mizahi göndermelerle- yorumlandığı zaman kolay anlaşılabilir -ve bence dehşet zevk alınabilecek- birşey olduğunu göstermek için yazılmış bir eserdir. Felsefenin bile özellikle 1400’lerden sonra siyasi/politik başta olmak üzere, bilimsel/teknolojik ve sosyal olaylardan etkilendiğini hissettirdiği için felsefeye giriş/merak kitabı olarak tavsiye ederim. Öğrenimlerini geliştiren okura düşündürür: çağının çok üzerindeki Bağdat Bilimi, hangi “sözde” islami felsefeyle geriledi?
Felsefe, hayat nedir, nasıl bir yaşam, bilgi nedir, mutluluk nedir, anlam nedir gibi soruları sormaktır, felsefe insanın aklını çalıştırmasıdır, tefekkürdür, düşünme gücüdür. Tarih boyunca, büyük düşünürler de akil bir insanın normalde sorduğu ve cevap aradığı bu soruları sorgulamışlar, tek başlarına veya genellikle bir ekiple bazı cevaplara ulaşmışlar ve bunların da bir kısmını yazmışlardır. Kuran’da da çok sayıda vurgulanan tefekkür etmenin/aklını kullanmanın yollarından birisidir felsefe okumak. Bu kitap, Eflatun’dan başlayarak Sartre’ye kadar -sadece- batı felsefesinde bir gezintiye çıkartır. Bu tarz küçük bir sözlük tarzı kitaplar, Eflatun’un Devleti’ni okumak gibi insanın düşünmesine direkt katkı sağlamasa da, bu konulara yabancı bir okurda felsefeye ve tefekküre merak duygusunu tetikleyebileceği için yararlı olabilir.
Bu kitap, daha iyi nasıl öğrenebiliriz? örneğin okuduklarımızı nasıl aklımıza yerleştiririz, buhar olup gitmezler konusunda, nörobilim ve bilişsel psikolojinin çıkarımlarını özetler. Sadece, batının psikolojik testlerle ispat ettiği iddia edilen basit öğrenme tekniklerinden -örneğin okurken not almak gibi- bahseder. Japonya ve İskandinav eğitim sistemlerinin, bir öğrencide merakı ve etkili öğrenmeyi tetiklemek için geliştirdikleri tepe felsefeden bahsetmez. Yani, John Dewey’in Nasıl Düşünürüz?’ünü veya Rousseau’nun Emile’sine çok uzaktır. Hatta Zeka Tuzağı adlı kitaba bile çok uzaktır. Bu kadarlık bir beklenti ile -belki de batının bakışıyla doğu asya bakışını karşılaştırmak için- eğitimcilerin gözden geçirebileceklerini düşünüyorum.