Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

nisannn* Tarafından Yapılan Yorumlar

04.08.2008

Sadece ve sadece doğduğu, büyüdüğü ve tüm hayatı boyunca yaşadığı gemisinin oluşturduğu mikroölçekteki dünyasında mutlu olabilen; belli bir plana göre kurulmuş gibi gözükmesine rağmen, insanın hayatına nereden başlayıp nasıl yönlendireceğine karar vermesini imkansız kılacak, hayatını bir kaosa ve mutsuzluğa sürükleyecek derecede "son"suz ve büyük olduğu gerekçesiyle şehirde/karada yaşamak yerine, nispeten sınırlı ve küçük ölçekli ancak bu sayede hayatında izleyeceği birbirinden farklı birçok rotadan istediğini seçebileceği gemisinde kalmayı tercih eden, hatta bunun - ve tabii ki müziğinin - uğruna aşkından bile vazgeçen bir piyanistin öyküsü 1900...
Kanımca müzik tutkusundan ve "orada" doğmuş olmaktan öte bir şeydir onu gemide tutan, dışına hiç ayak basmadığı, devasa gemisine bağlayan şey. tarif edilmesi pek mümkün olmayan bir aidiyet hissi ya da "geminin ruhunu" içinde taşıyor olması belki de. tam da o yüzden gemiyle aynı kaderi paylaşmayı seçer 1900. onun "toprağı" bir kara parçası değil, durmaksızın su'yun, belli belirsizliğin, muğlaklığın, dalgaların, akıntıların üzerinde yol alan bir gemidir. gemi su'ya, 1900 ise gemiye aittir bir nevi. nasıl bir gemi, suyun dışına çıkmazsa, 1900 de ayak basmaz bir kere bile olsun karaya.
Vaktinde başrolünü Tim Roth'un oynadığı muhteşem filmini izlemiş biri olarak kitaptan da apayrı zevk aldım ancak en az kitap kadar filmi de tüm kitapyurdu okurlarına şiddetle tavsiye ediyorum..
04.08.2008

Okunması kolay,bir hollywood edasında ilerleyen karakterleri net olay kurguları anlaşılır bir kitap başkalarının çocukları.Öz çocuklar ,üvey anneler, üvey kardeşler, sonradan olma babalar terkedilmiş eski anneler arasında gidip gelirken her bir karakterin yoğun duygusal travmalarını başarıyla verebilmiş yazar..Her cinsten her yaştan kahramanın (8 yaşındaki Rufus ya da menapoza girmek üzere olan Nadide)düşüncelerini hissetiklerini bunca netlikle okuyucuya aktarması cidden övgüye değer.
Yalnız kitabın sonu biraz aceleye getirilmiş gibi.On sayfa önce herkes biribirinden kopmuş ve de nefret halindeyken son on sayfada tüm sorunların çözüldüğünü herkesin mutlu mesut yaşama devam ettiğini görüyorsunuz.(Tipik Hollywood mutlu sonları ve klasik ABD aile birliği hikayesi).Özellikle en uçta karakterlerden biri olan Becky nin dönüşüm sürecinin üzerinde biraz daha fazla durulabilirdi diye düşünüyorum. Çünkü yaklaşık 200 sayfa bu kızcağızın üvey annesine-öz babasına çektirdiklerini okumuş bir okur olarak bu değişime şahit olabilme hakkımız olmalıydı:)
04.08.2008

Karmakarışık bir ortamda karakterlerin, birbirine uzak ya da yakın ilişkilerin resmen bir yumaktan çekilen ip gibi çekilip çekilip anlatılması..Ne bu ipler arasında bağlantı kurabiliyorsunuz ne de kafanızda net bir olay örgüsü oturtabiliyorsunuz.
Berlin film festivalinde Altın Ayı almış olan film versiyonunu edinip izlemek gerek diye düşünüyorum.Çünkü bazen kitaptan uyarlanan filmler kitabın kendisinden daha başarılı olabiliyor.
25.07.2008

Beklediğime, beklediğimden daha çok değmiş, yazarını gözümde bir kez daha kutsamış memleketimden kadın manzaraları tablosu...
Her bir ilde geçen her bir kadın kahramanlar o denli hayatın içinden o denli gerçek ki zamanla o kadınları çevrenizdeki diğer kadınlarla özdeşleştirmeye başlıyorsunuz.Zamanlar ve mekanlar yok oluyor.Geiye sadece kadınsal duygularımız ve duyarlılıklarımız kalıyor..
Murathan Mungana bir kadın içtenliğiyle teşekkürlerimi sunmaktan öte birşey gelmiyor elimden...
25.07.2008

Elif Şafakla yapılan bir röportajda ''sevgili elif, neden siyah süt?" diye bir soru yöneltmiş gazeteci ve sevgili elif'te; iki farklı anlamı var bunun, biri hep anne sütünün ak oluşu, saf, temiz berrak oluşu vurgulanır, bu aslında her zaman böyle olmayabilir, depresyondan geçerken süt beyaz akmaz, bu birinci anlamı oluyor, ikinci anlamı ise depresif halin varettiği siyah sütü ben mürekkebe dönüştürebildim, ve bu kitabı yazabildim, bu da ikinci anlamı oluyor demiş..
Elif Şafak sözkonusu olunca nedense objektif olamadığımı düşünürüm hep.26 yaşında ilk romanını yazan tamamen içimizden gelmiş yazarımızın her kitabını başarılı buldum bugüne kadar.
Siyah süt ise henüz hamilelik ve annelik deyemim olmadan beni ilk satırından itibaren içine aldı ve sonuna dek hiç bırakmadı.Hayatının bir dönemini geçmişe yaptığı flashbecklerle anlatan bu otobiyografik romanın/ anlatının devam niteliğindeki diğer kitaplarını da Elif hnm.dan hasretle bekliyorum :)