Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ZAT-I ŞAHANE Tarafından Yapılan Yorumlar
Önce sabanını hayat tarlasında gezdiriyor.Sonra ortaya çıkan mahsulleri okuyucuya yalan ifadeden yoksun bir şekilde sunuyor.Akabinde kafasından geçen ve tüm yaşanmışlıklarının toplamı olan şiirlerini de başından geçenlere şahit tutuyor.
EN YÜKSEKTEN UÇAN MARTI,EN UZAĞI GÖRENDİR.Martı Jonathan Livingston bütün suçu kendi olmak,kendi gerçek kişiliğine sahip çıkmak ve bu yolda karşısına çıkan bütün engellere aldırmadan yol almak olan bir martıdır.Diğerlerinden farklı olduğu için onun sürüden ayrılmasına neden olan felsefesine gelince:"...Nereden geldiğimizi hemen unutup,nereye gittiğimizi merak bile etmeden,günübirlik yaşayarak çoğu kez birbirimizin aynısı olan şeyleri yaptık;bir dünyadan gelip diğerine gittik.Yemekten,birbirimizle mücadele etmekten,sürüye gücümüzü kanıtlamaya çalışmaktan daha başka yaşama nedenleri olduğunu öğrenmek için kaç yaşamdan geçmek zorunda kaldık.Mükemmellik diye bir şeyin varlığını keşfedene kadar yüzlerce yaşam daha...Yaşama amacımızın mükemmeli bulma ve onu açığa çıkarma olduğunu anlamak için diğer yüzlercesi daha yaşandı.Şimdi de aynı kural geçerli.Tabii ki diğer dünyayı bir öncesinde öğrendiklerimizle kurarız.Fakat hiçbir şey öğrenilmemişse,sonraki yaşam da bir öncesinin aynısı/aynası olacaktır.Aynı sınırlar ve kazanmak için yüklenilen aynı sıkıntılar..."İşte bu yüzden önünde iki yol vardır.Birincisi;sürü içinde sıradan bir martı olmaya karar verecek,kendini daha iyi hissetmesine neden olacak yolu seçecek.Çünkü artık onu öğrenmeye iten gücü umursamayacak,doğasına meydan okumayacak ve dolayısıyla başarısızlığa uğramaktan korkmayacaktır.İkincisi;ortaya çıkacak ve gözlerini azıcık aralayıp ileriye bakmayı reddeden mutlu azınlığın karşısına geçerek bir bilinmezi daha yeneceğini düşünmenin keyfiyle ürpererekten farklılığını haykırmak.Karar verdiği zaman,ilk basamağı atlayarak ikinci basamağa geçmiş olacaktır ve sadece dış görünüşü değişecektir.İçine girdiği bu yeni dünyada,düşüncelerinin zincirlerinden kurtularak bedenindeki zincirleri kıracağından;gözüyle gördüklerine inanmamayı,gördüklerinin hepsinin sınırlı olduğunu,anlayarak bakmayı,bildiklerinin ötesine geçmeyi kavrayacaktır.Zamanın ve mekanın ötesine geçilen bu diyarda öğrenmenin ve öğrendiklerini uygulamanın öneminin yanı sıra gizli saklı kalmış tüm mükemmel ilkeleri anlama çabalarını hiçbir zaman bırakmamanın artısını da sezecektir.Artık ne bir kılavuza ne de bir kılavuz kelimeye ihtiyacı kalmayacaktır çünkü;hayattaki gerçek öğretmenin,bu mertebeye kadar çıkıp,burada mevcut oan bilgilere vakıf olmak olduğunu tüm çıplaklığıyla görecektir.Her geçen gün daha bir gerçek daha bir sınırsız olan içinizdeki martı Jonathan'lara ithaf olunmuş güzel bir eser.
İnsan ırkı"Elit Bir Dünya Hükümeti"tarafından,kontrol edilebilen hiyerarşik yapılanmaya doğru yönlendiriliyor.Bu yapılanma "Güç"ün çoğunluğunu bir azınlığın tekeline vermeyi hedefliyor.Yeni dünya düzeninin kuruluşunda bunlardan da istifade edilecek.Bu yeni dünya düzeni,2005 yılından önce dünyada tek bir merkezi hükümet ve buna bağlı ordu,bankacılık sistemi,elektronik istila ve mikroçiplenmiş bir insanlık oluşturmayı hedefliyor.(Ha unutmadan 2007 yılındayız!) AGARTA ise bu ütopyanın zihinsel kökünü oluşturuyor.Bundan binlerce yıl önce yaşadığı öne sürülen bir efsanedir aynı zamanda.Yeraltında yaşamaya mahkum olan bir düşler ülkesidir.İnanışa göre,Agarta'lılar Büyük Tufan'dan kaçıp bugünkü Afganistan ya da Himalayalar'ın altında bir medeniyet kurmuşlar.Buldukları lazer ve ölüm ışını bir süre sonra dünyanın eko sistemini yerle bir etmiş.Depremleri,volkanlar izlemiş...Efsane bu gerçek olup olmadığını kim bilebilir?! Fakat bilinen birşe varsa o da bedenimizin,düşüncelerimizi yürütme organı olan beyine gönderdiği uyarılar ve beynimizin bu uyarılara verdiği yanıtlar hemen her zaman denetimimiz dışındadır.Okült(batıni,gizli)bir bilgi olan teknomaji(teknik büyü)'nin sırları son 300 yıl içinde insanlar tarafından çözülmüş olsa da,hala normal yaşantımızın yanında cereyan eden fakat mevcut müsbet bilgilerimizle açıklanamayan tuhaf olaylar cereyan etmektedir.Bu olayları örnekleyecek olursak; A.Cem Ersever'in öldükten sonra kanında saptanan halüsinojen maddeler,dinleri birleştireceğini iddia eden Moon Tarikatı'nın üyelerinin garip kimlikleri,Oklohama bombacısı Timothy Mc Veigh'in dava süreci,Cezayir'e göreve gitmek üzere yola çıkan askerlere verilen haplar ve sonrasında bu askerlerin hiçbir ayrım yapmadan! baltalarla işlediği korkunç katliamlar,İbda-c örgütünün lideri Salih İzzet Erdiş(Mirzabeyoğlu)'in avukatı Harun Yüksel'in müvekkilini NSA'nın çıldırttığını söylemesi.Tüm kitap boyunca anlatılanlar sizi ürküttü ise,bilin ki korku,düşüncelerinize hükmetmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir! Korkmadığınızda ise 'ölümcül olmayan' tehlikeli silahlar kavramının peşine düşen bir düşünce polisi haline geliyorsunuz.Son bir not: okuduğunuz şey şapkanızın uçmasına neden olmuyorsa,başınızda demektir..!
Mu kültüründen ilk etkilenen Atlantis Uygarlığı olmuştur.Bir süre sonra Atlantis iki farklı kutuba ayrılmıştır.Eski Mu kültürünü sürdüren Bir'in Oğulları ve bu kültürü negatif alanda kullanmaya başlayan Belial'in Oğulları.Kozmik bilgileri insanların zararına kötü bir şekilde kullanmaya başlayan Belial'in Oğulları yoğun bir şekilde kara büyü uygulamalarına yöneldiler.Yeteneklerini bu alanda kullanmaları öyle yoğunlaştı ki,kıtaların fiziki ve atmosferik dengeleri ciddi bir şekilde bozulmaya başladı.Bir'in Oğulları'nın tüm girişimleri sonuçsuz kaldı.Sonunda araları iyice açılan iki gurup arasında tarihte ilk kez büyü yöntemlerinin de kullanıldığı büyük bir savaş çıktı.Sayıca üstün olan Belial'in Oğulları(Orta Çağ'da yapılan ve Şeytanı tasvir eden tablolardan birinin adı Belial'dir.)yıllar süren savaştan galip çıktılar.Kazanan Karanlığın Oğulları oldu.Kıtaların fiziki ve atmosferik dengeleri bu savaşta iyice bozuldu ve sonunda birbiri arkasına tufanların yaşanmasına sebebiyet verdi.Kıtaların tamamen sulara gömülmesinden önce her iki gurubun temsilcileri çevre kıtalara göç ettiler ve iki ayrı yeraltı medeniyeti kurdular.Bir'in Oğulları'nın kurduğu merkez "AGARTA" Belial'in Oğulları'nın kurduğu merkez ise "ŞAMBALA"adıyla anılmaya başlandı.Şambala dünya üzerinde yaşayan insanların bilgiden uzaklaşması için çeşitli faaliyetlere girişti.Dünya üzerinde yaşayan bizim devrenin insanlarından bazılarıyla irtibata geçip,asıl amaçlarını gizleyerekten onları kendi felsefeleri doğrultusunda eğitti.Aydınlığın Oğulları ise buna mukabelede bulunup karanlığın üzerine ışık tutacak "Projektör İnsan" modeli üzerinde çalıştı.Savaş hala sürüyor.Kısacası 4 ilahi kitabın yanısıra,Guatemala yerlilerinin kutsal kitabı POPUL VUH(bir buket yaprak)'a,Hindistan tarihinin ünlü MAHABBARATA SAVAŞI'na,Maya Uygarlığı'ndan kalan en değerli belgelerden biri olan CODEX TROANUS'a kadar birçok esere taşıyıcı kolon vazifesi gören ve aynı zamanda kıyameti de beraberinde getirecek olan büyük savaşın izi sürülüyor.
Yeni Dünya Düzeninin psikotronik kontrol aracı projesi olan HAARP,sismik bomba veya yapay deprem oluşturma cihazıdır.Grek Roma mitolojisinde ORİON aslında çok tanınmış bir avcıdır ve bütün varlıkları öldürebileceğini iddia etmektedir.Bunun üzerine HERA onu sokması için bir akrep gönderir.Orion sopası ile akrebi ezer ama akrep son anda Orion'u öldürücü şekilde ısırır.Daha sonra her ikisi de birbirine karşıt şekilde gökyüzündeki yerlerini alırlar.Bu azılı düşmanlar gökyüzünde hiçbir zaman birbirlerine görünmezler.Birisi doğarken,diğeri batmaktadır.ABD Başkanı CLINTON,yeni doğan bin yılı tanımlarken şöyle der:" 2000 yıl önce biz hristiyanlar yeni çağın gökyüzünde parlak bir ışık ile başlayacağına inandık.Hepimiz bilmeliyiz ki bu milenyumda son kez akşam karanlık çöktüğünde gökyüzünün en parlak takımyıldızı ORİON olacak.Orion Aralık'tan Nisan'a kadar dünyanın meskun her yerinden görülebilen tek yıldız sistemidir."Bu bilgiler Dünya Çapında Organize bazı Birader Teşkilatları'nın,Orion takımyıldızı'nı gökyüzündeki hayatı başlattığına inandıkları büyük biraderlerinin yaşadığı yer olarak tasvir etmeleri ile birleşince olayın vehameti daha iyi anlaşılıyor.Düşmanı tanımanızın onu yarı yarıya yenmek demek olduğu bu zamanda,düşmanınız hakkında size detaylı bilgiler veriyor.Bir düşünün;Bu projeyle tarımsal üretim etkilenebilir ve ülkenin nüfusu kontrol altında tutulabilir.Bu da "ARZ-I MEV'UD"a hizmet eder.Hatta belki de Kuzey Kore'deki tarım alanlarının yarısının kullanılamaz hale gelmesinin altında da bu proje yatıyordur?! Sırf Kaliforniya'daki Jony'ler Susan'lar ve Alice'ler rahat yaşasın diye yaşamdan çalınan İzmit'li,Gölcük'lü,Yalova'lı,Düzce'li binlerce Mehmet,Hatice,Ayşe ve Ali'ye karşı bir vicdan borcu olduğunu düşünenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.