Toplam yorum: 3.284.884
Bu ayki yorum: 6.390

E-Dergi

ogun.eratalay Tarafından Yapılan Yorumlar

10.05.2009

Amele taburları şimdiye dek gözönünde bulunmayan bir konuya dair yazıldığı için dikkatimi çekti. Osmanlı İmparatorluğunda özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında cephe gerisinde kullanılan birliklerin tarihi, bileşimi, başardıkları ve sorunları anlatılmış. Eser oldukça titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkartılmış. Ancak yazarın kitap ilerledikçe bahsettiği konulara dair verdiği örnekler havada kalıyor ve sürekliliği sağlanamıyor. Ayrıca yazar kitabı Ermenilere karşı savaş yıllarında yapılan tehcir uygulamasına bağlamaya ve bu şekilde Ermenilerin toplu şekilde katledilmediklerini ispatlamaya çalışmış. Bir yanda Ermenilerin iddialarından, diğer yandan ise yaşananları toptan inkar edenlerin düşüncelerinden bağımsız olmalıyıdı bence. Amele taburlarının ayrı ve bağımsız bir askeri yapı olarak ele alınması daha doğru olurdu.

Amele taburlarının Osmanlı İmparatorluğunda uygulanması bazı ihtiyaçlardan ileri gelmiş. Özellikle 19.yüzyılda yükselen milliyetçiliğin baskısı altındaki imparatorluk kendi bünyesinde Osmanlı ulusu inşa etmeye çalışacak ve bunun bir adımı olarak o döneme kadar sadece müslüman yurttaşlar için zorunlu olan askerlik görevi tüm yurttaşlara mecbur hale getirilecekti. O zamana kadar bu zorunluluktan yasal düzenlemeler veya ödenen maddi katkılarla kurtulan farklı din ve ulustan yurttaşlar bu politikaya ayak direyeceklerdir. Mali açıdan müslüman olmayanlardan alınan askerlik bedeline ihtiyacı olan devlet orduya gayri müslümleri almayı Balkan Savaşlarında deneyecek ve bu yurttaşların cephedeki başarısından memnun kalmayacaktır. Yenilgi durumunda derhal saf değiştirme eğilimine sahip bir kütle olarak değerlendirilecek ve muharip sınıflardan alınacaklardır. Ancak 1. Dünya Savaşının zorlu koşullarının dayatması ve insan gücü eksikliği sebebiyle duruma yeni bir bakış açısı geliştirilecek ve gayri müslimler asker olarak orduya dahil edilecek ancak bunlara silah verilmeyerek cephe gerisinde işler yaptırılacaktır. Bu şekilde dahil oldukları amele taburlarında dönemin ordusunda yaşanan türlü sorunlarla mücadele edecek; bakımsızlık, yokluk, açlık çekecek, maaşı ödenmeyecek, salgın hastalıklara karşı korumasız kalacaktır. Buna rağmen kendilerine verilen genellikle bayındırlık işleri tamamlanacak, zor şartlarda büyük işler başarılacaktır. Taburlar bünyesinde bazı isyanlar çıkacak, yoğun olarak firar gözlenecektir.

Savaş yıllarında her ülke ordusunda gözlenebilecek bir uygulama Osmanlı Ordusunda da yapılmış ancak her halde her zaman olduğu gibi en çok dininden ve ulusundan bağımsız olmak üzere Anadolu insanı en çok kahrı çeken olmuştur.

Alıntı yapılan yerlerde kitabın dili Osmanlıcaya kaçsa da rahat okunan bir kitap. Meraklısına önerilir...
07.03.2009

Kitap oldukça titiz bir çalışmanın ürünü. Hem İngilizce hem de Rusça baskısından karşılaştırmalı bir şekilde dilimize çevrilmiş. Uzun yıllar boyu diplomatik alanda en üst konumlarda bulunan Gromiko bu süre zarfında hem ülkesinde hem de dünyadaki bir çok liderle çalışma fırsatı bulmuş. Bu açıdan bakıldığında çok ilginç anlatımlar içeren bir kitap.
19.09.2008

Kurtuluş Savaşının oldukça karanlıkta kalan bir evresinin ayrıntılı hikayesini bu kitapta bulabilirsiniz. Yazar 1919 yılının o karanlık dönemlerini akıcı bir dille romanlaştırmış. Yolculukla ilgili çeşitli iddialar da kitapta cevaplanmış. Özellikle Bandırma yolcularının hayatlarının sonraki dönemlerindeki hikayeleri çok ilginç. Bunlardan bana en ilginç gelen ise Behiç Erkin oldu. TCDD kurucularından olan bu lojistik uzmanı, 2.Dünya Savaşı yıllarında Paris Büyükelçisi olarak işgal altındaki Fransa'da toplama kamplarına götürülmek için aranan Yahudiler için bir can simidi oluyor. Kendisinin hayatını anlatan Büyükelçi kitabını sabırsızlıkla okuyacağım.
10.09.2008

Tarihle ilgilenen veya yeni ilgi duymaya başlayanlar için çok güzel bir eser. Okul kitaplarında genelde bahsedilmeyen, bahsedilse bile kuru kuruya geçiştirilen antik çağlar sanki gözünüzün önünde canlanıyor. Hanibal ve Scipio arasında gelişen savaşlar anlatılırken aslında bir dönemin yaşam tarzı da çok iyi bir şekilde anlatılmış. Kartaca-Roma çekişmesinin özellikle 2.Pön Savaşı yılları için çok değerli bir eser. Kitabı okuduktan sonra bir tarih atlasından savaşları ve olayları inceledim, kitabın bana çok şeyler kattığını gördüm.
04.09.2008

Romanın gerçek adı Petrol!. Maalesef bu kitabın baskısı yakın zamana kadar yoktu ama Hollywood bu romana el atıp filmini çekince hemen kitabı da çıktı. Kitabı okumuştum, filmi de seyrettiğim için söyleyebilirim; filmin kitapla hiçbir ilgisi yok, sadece karakterlerden bazılarına yoğunlaşılmış. Kitapta özellikle sosyalist bir işçi olan kahramanımız filmde hiç yok. Savaşı ve yağmayı sorgulayan kitap için Sabahattin Ali, "Okuyan sosyalist olur" demiş. Çok çarpıcı bir eser. Filmini izlemeyin ama kitabı mutlaka izleyin.