Ahmet Demirhan’ın Şaman ve Tengri adlı eseri, Türk tarihinin hangi fikirsel zeminlerde inşa edildiğini sorgulayan derin bir çözümleme.
Yazar, Oğuznamelerden Dede Korkut’a, Ergenekon’dan Turan mitine uzanan semboller dünyasını, yalnızca efsaneler dizisi değil, modern Türk kimliğinin düşünsel laboratuvarı olarak okuyor.
“Bozkır” kavramının nasıl ideolojik bir tarih anlatısına dönüştüğünü gösterirken, antropolojik ve etnografik kabullerin ne ölçüde tarihsel gerçeklikle örtüştüğünü de inceliyor.
Demirhan’a göre “bozkır” sadece bir coğrafya değil, Avrupa-merkezli bir tahayyülün ürünüdür; Türk tarihinin çerçevesi, bu tahayyülün sınırları içinde çizilmiştir.
Şaman ve Tengri, mitin bilgiye, destanın ideolojiye dönüştüğü yerde duran bir sorgulama metni. Düşünsel cesareti, filolojik dikkati ve berrak diliyle, hem Türkiyat çalışmalarının hem de genel tarih düşüncesinin ezberlerini sarsan önemli bir katkı.