Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Özcan Buze

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde başladığı yüksek öğrenimini Oslo Üniversitesi Tarih ve Felsefe Fakültesinde tamamladı. Yayınevleri, gazete ve dergilerde çalıştı. İskandinav ülkelerindeki bazı gazetelerde yazıları yayımlandı. Çin ve Norveç'te radyolarda çalıştı. Belgesel film seslendirmeleri yaptı. Türkiye ve İskandinav ülkelerinde dünya olaylarına ilişkin yorumlar yazdı. Teori, Bilim ve Ütopya dergilerinde yazıları yayımlandı; bu dergilerin yayın kurullarında görev aldı. Bir dönem Bilim ve Ütopya dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Televizyon ve radyolar için tartışma programları hazırlayıp sundu. Bir televizyon kanalında yayınlanan kitap tanıtım ve eleştiri programı Papirüs'ü hazırlayıp sundu. Çin'de ve Türkiye'de kitap çevirileri yayımlandı. İngilizce ve İskandinav dillerinden çeviriler yapmaya devam ediyor.

Özcan Buze Tarafından Yapılan Yorumlar

15.10.2025

Yi Jing — Batı’da bilinen adıyla I Ching, yani Değişimler Kitabı — yalnızca bir metin değil, insan aklının en eski aynasıdır. Üç bin yıldır Çin imparatorları, bilginler ve devlet adamları, kararlarından önce ona bakmıştır. Saraylarda kehanet kitabı değil, evrenin dili sayılmıştır; çünkü Yi Jing, değişimin yasasını öğretir. Her çizgisi, gökle yerin, insanla kaderin gizli bağını anlatır.

64 hexagramı, hem doğanın döngülerini hem insanın ruh hallerini çözümler. Konfüçyüs, Laozi, Leibniz ve Jung, her biri bu kitaptan kendi çağının dilinde anlam çıkardı. Yi Jing, zamanın değil, değişimin kitabıdır; yaşlanmaz.

Hegel’in diyalektiğinde, Marx’ın tarih anlayışında hâlâ onun yankısı vardır. Karşıtların çatışmasından doğan uyum — binlerce yıl önce Çin’de, doğanın kalbinde yazılmıştı.
13.10.2025

Fatih Sultan Mehmet'in hükümdarlık yıllarının ortalarından itibaren saray çevrelerinde, ulemada ve yeniçeriler arasında kabaca iki hizip belirmişti. Tutucu kesim Bayezit'i, daha yenilikçi taraf da Cem'i destekliyordu. Fatih'in hafız-ı kütübü, yani kütüphane müdürü olan ve Sultan'ın dostluğunu da kazanmış olan Molla Lütfi gelişmeden ve ilerlemeden yanaydı. Karşı hizip daha Fatih'in sağlığında onu idam ettirmeyi başardı. Bu, tutucu kesimin galebe çamasıyla sonuçlanan gelişmelerin başlangıcı oldu. Sonuçta Bayezid-i Veli dedikleri girişimsiz ve tutucu şehzadeyi tahta geçirmeyi başardılar. Sonrası malûm. Bütün bu süreçte Molla Lütfi önemli bir figür oldu. Günümüzde de unutulmaması ve anılması gerekiyor.
17.03.2025

İran asıllı bu yazar hanımefendinin adı İlâhe Hayrendiş olarak telaffuz ediliyor. İlâhe, tanrıça; hayrendiş de hayır düşünen demek (hayr+endiş). Batı akademik camiasında çalışan bu hanımın kitabı çok kapsamlı ve güzel hazırlanmış. Ama asıl alkışlar bu kitabın çevirmenine... Bu kadar referans karmaşası içinde yolunu ustaca bulmuş ve okuyucunun hiç sözlük veya ansiklopedi karıştırmasına gerek bırakmayan mükemmel bir çeviri üretmiş. Min gayr-i haddin tebrik ediyorum. İlâhe Hayrendiş Hanım'ın diğer kitaplarını da Türkçe olarak bekliyoruz.
12.10.2024

Henri Pirenne'in bu kitabı, türünde temel bir klasik haline gelmiş ve dönem tarihçileri arasında yıllarca süren geniş bir akademik tartışma başlatmıştır. Bu tartışmada Pirenne'in tezlerine eleştiriler ve yeni önermeler içeren pekçok katkı yapılmış ve Ortaçağ tarihi alanında çok verimli bir bilimsel tartışma ortamı doğmuştur. Doğrusu bu süreç konunun uzmanı olmayan tarih meraklıları için de izlemesi zevkli bir bilimsel serüven haline gelmiştir. Adeta 'bilimsel tartışma işte böyle olmalı' dedirtecek bir görüş alışverişidir bu. Böylesine zevkli bir serüveni izlemek için ise, işe en başta Pirenne'in bu kitabını okuyarak başlamak gerekiyor. Ayrıca bu tartışmadan bağımsız olarak dahi zevkle okunacak bir kitap olduğunu vurgulamak, okuyucu olarak. Pirenne'e teşekkür borcunu eda etmek olur.
06.10.2024

Melih Cevdet Anday'ın Aylaklar romanını okurken ya da okuduktan sonra Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kiralık Konak isimli kitabını hatırlayan olmuş mudur acaba? Konu itibarıyla aynı ama ortada birbirinden çok farklı iki eser var. Konusu için roman okuyanlar bunun üzerinde düşünmeli. Tıpkı Lev Tostoy'un Anna Karenina'sı ile Gustave Flaubert'in Madam Bovary'si gibi... Konu ikisinde de aynı ve basit: Kocasını aldatan kadın. Ama işlenişleri, örgüsü, karakterler ve onların tahlili birbirinden son derece farklı, iki ayrı dünya yaratan iki başyapıt var. Anday ile Karaosmanoğlu'nun sözünü ettiğim romanları da böyle... Roman konusuna indirgenemez.