Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Özcan Buze
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde başladığı yüksek öğrenimini Oslo Üniversitesi Tarih ve Felsefe Fakültesinde tamamladı. Yayınevleri, gazete ve dergilerde çalıştı. İskandinav ülkelerindeki bazı gazetelerde yazıları yayımlandı. Çin ve Norveç'te radyolarda çalıştı. Belgesel film seslendirmeleri yaptı. Türkiye ve İskandinav ülkelerinde dünya olaylarına ilişkin yorumlar yazdı. Teori, Bilim ve Ütopya dergilerinde yazıları yayımlandı; bu dergilerin yayın kurullarında görev aldı. Bir dönem Bilim ve Ütopya dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Televizyon ve radyolar için tartışma programları hazırlayıp sundu. Bir televizyon kanalında yayınlanan kitap tanıtım ve eleştiri programı Papirüs'ü hazırlayıp sundu. Çin'de ve Türkiye'de kitap çevirileri yayımlandı. İngilizce ve İskandinav dillerinden çeviriler yapmaya devam ediyor.
Özcan Buze Tarafından Yapılan Yorumlar
Michel Balivet’nin "Kuruluş Devrinde Bizans ve Osmanlılar"ı, 13.–15. yüzyılın çalkantılı ortamını yalnızca bir sınır çatışmaları dizisi olarak değil, iki dünyanın iç içe geçtiği bir etkileşim sahası olarak ele alıyor. Balivet, Bizans’ın çözülüş sürecinin Osmanlı yükselişini otomatik olarak açıklamadığını; Anadolu’daki dönüşümlerden dinî akımlara, kültürel melezleşmeden bölgesel güç dengelerine kadar çok katmanlı bir bağlamın bu büyük tarihsel geçişi şekillendirdiğini etkileyici örneklerle gösteriyor. Osmanlıların erken dönem örgütlenmesini, askeri yapısını, dini-politik meşruiyet arayışlarını ve Bizans mirasıyla kurdukları karmaşık ilişkiyi derinlikli bir üslupla analiz ediyor. Balivet’nin yaklaşımı, "karşıt uygarlıklar" anlatısını aşarak, ortaklaşan pratiklerin ve paylaşılan kültürel alanların nasıl yeni bir siyasi düzenin zeminini oluşturduğunu berrak biçimde ortaya koyuyor. Bu çalışma, hem Bizans hem de Osmanlı tarihine ilgi duyan okura güçlü ve bütünlüklü bir perspektif sunuyor.
Jean-Paul Roux’nun "İran ve İranlıların Tarihi" adlı eseri, binlerce yıllık bir uygarlığı tek bir çizgiye indirgemeden, geniş bir kültürel ve tarihsel panoramayla ele alan güçlü bir sentez çalışmasıdır. Roux, İran tarihini yalnızca imparatorlukların yükseliş ve düşüşü üzerinden değil, dinlerin, etnik bileşenlerin, düşünsel akımların ve kültürel sürekliliklerin karşılıklı etkileşimi üzerinden okur. Pers İmparatorluğu’ndan Sasânîlere, İslamî dönemden modern ulus-devlete uzanan çizgide, İran kimliğinin hem değişen hem de şaşırtıcı biçimde süreklilik gösteren unsurlarını berrak bir dille ortaya koyuyor. Yazarın en büyük mahareti, geniş malzeme yelpazesini kuru akademik bir anlatıya dönüştürmeden, tarihsel dokuyu canlı tutarak işlemesi. İran’ın bölgesel ve küresel etkisini anlamaya çalışan okur için son derece doyurucu; hem kapsamlı hem akıcı bir başvuru eseri niteliğinde.
Halis Göktürk’ün "Mitler ve Arketipler" kitabı, mitolojik imgelerin insan bilinci ve kültürel yapılar üzerindeki kalıcı etkilerini derinlemesine inceleyen etkileyici bir çalışma. Göktürk, Jung’un arketip kavramını zengin bir kültürel perspektifle harmanlayarak, mitlerin yalnızca eski hikâyeler olmadığını; bireylerin psikolojik dünyasını ve toplumların kolektif bilinçaltını şekillendiren canlı dinamikler olduğunu gösteriyor. Kitap, farklı kültürlerin mitolojik motiflerini karşılaştırmalı olarak ele alırken, arketiplerin evrensel tekrarlarını ve dönemsel farklılıklarını dikkatle ortaya koyuyor. Beyaz Baykuş Yayınları’nın titiz basımı, metnin akademik derinliğini korurken, okuyucuya hem öğretici hem de düşündürücü bir deneyim sunuyor. Yoğun, bilgilendirici ve kültürel analizlerle dolu bir çalışma.
Nobel Ödüllü Maurice Maeterlinck’in "Gündelik Hayatın Trajedisi" adlı eseri, sıradan görünen varoluşun altında saklı gerilimi, insanın kendi yazgısıyla yüzleştiği sessiz çatlakları incelikle açığa çıkaran düşünsel bir deneme. Maeterlinck, büyük felaketlerin değil, gündelik hayatın küçük anlarının insan ruhunda nasıl derin ve çoğu zaman yıkıcı etkiler yarattığını gösterirken, tragedyanın yalnızca sahnede değil, en sıradan alışkanlıklarımızda dahi filizlendiğini ileri sürer. Duygusal taşkınlığa kapılmadan, sade ve neredeyse durgun bir üslupla okuru kendi iç karanlığıyla baş başa bırakır. Kitap, modern insanın görünmez kaygılarını, sessiz korkularını ve fark edilmeden biriken kırılmalarını felsefi bir dikkatle işler. Dergâh Yayınları’nın bu metni yayımlaması, Maeterlinck’in düşünsel mirasına yeniden odaklanmak için önemli bir fırsat sunuyor: kısa, yoğun ve insanın iç dengesine dair sarsıcı bir okuma.
Miguel Asín Palacios’un "Dante ve İslam" ı, edebiyat tarihindeki en tartışmalı ama en ufuk açıcı karşılaştırmalı çalışmalardan biri olmayı sürdürüyor. Palacios, İlahi Komedya’nın yalnızca Hristiyan teolojisinin değil, İslam düşüncesinin özellikle de Mi‘rac anlatılarının ve İbn Arabî geleneğinin etkilerini taşıdığını dikkat çekici ayrıntılarla ortaya koyuyor. Bu etkileşimi “esinlenme” ya da “intihal” gibi indirgemeci terimlerle değil, Ortaçağ Akdeniz dünyasının kültürel dolaşımı içinde ele alması kitabın esas gücü. Dante’nin kozmolojisi, sembolizmi ve öte-dünya mimarisi, Palacios’un analiziyle daha geniş bir entelektüel coğrafyaya oturuyor; böylece Avrupamerkezci okumanın kör noktaları görünür hale geliyor. Dergâh Yayınları’nın titiz baskısı, hem Dante okurlarına hem de İslam düşüncesiyle ilgilenenlere sağlam bir başvuru imkânı sunuyor. Kışkırtıcı, yoğun ve tartışmayı hâlâ canlı tutan bir çalışma.