Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Özcan Buze
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde başladığı yüksek öğrenimini Oslo Üniversitesi Tarih ve Felsefe Fakültesinde tamamladı. Yayınevleri, gazete ve dergilerde çalıştı. İskandinav ülkelerindeki bazı gazetelerde yazıları yayımlandı. Çin ve Norveç'te radyolarda çalıştı. Belgesel film seslendirmeleri yaptı. Türkiye ve İskandinav ülkelerinde dünya olaylarına ilişkin yorumlar yazdı. Teori, Bilim ve Ütopya dergilerinde yazıları yayımlandı; bu dergilerin yayın kurullarında görev aldı. Bir dönem Bilim ve Ütopya dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Televizyon ve radyolar için tartışma programları hazırlayıp sundu. Bir televizyon kanalında yayınlanan kitap tanıtım ve eleştiri programı Papirüs'ü hazırlayıp sundu. Çin'de ve Türkiye'de kitap çevirileri yayımlandı. İngilizce ve İskandinav dillerinden çeviriler yapmaya devam ediyor.
Özcan Buze Tarafından Yapılan Yorumlar
George Saliba’nın "İslam Bilim Geleneği Avrupa’yı Nasıl Aydınlattı?" adlı çalışması, Ortaçağ bilim tarihine hâkim olan yüzeysel kabulleri kökten sorgulayan güçlü bir müdahale niteliğinde. Saliba, İslam dünyasındaki bilimsel üretimin yalnızca “aktarıcı” değil, özgün matematiksel ve astronomik yeniliklerle Avrupa’nın entelektüel dönüşümünü besleyen yaratıcı bir kaynak olduğunu somut örneklerle ortaya koyuyor. Kitap, klasik çarpıtmalara sıkışmış “karanlık Ortaçağ” anlatısını aşarak, bilimsel düşüncenin yükseliş ve düşüşünü toplumsal-ekonomik koşullarla birlikte okuyor. Özellikle İbn Şâtır gibi çoğu Batı literatüründe yeterince değerlendirilmeyen isimler üzerinden, Kopernik öncesi modellerin İslamî bilimle bağını berrak biçimde gösteriyor. Ketebe’nin bu nitelikli yayını, bilim tarihine merak duyan okur için hem öğretici hem ufuk açıcı bir inceleme.
Thomas S. Kuhn’un "Bilimde Ortak Ölçüsüzlük"ü, bilimsel düşüncenin çizgisel bir süreç değil, kırılmalarla ilerleyen bir mücadele alanı olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor. Kuhn, “paradigma” kavramını dar yorumlardan kurtarıp düşünsel bir devrimlerin zemini olarak yeniden tanımlarken, farklı paradigmaların birbirini yalnızca veriyle değil, dünyayı kavrayış biçimiyle de dışladığını gösteriyor. Bu “ortak ölçüsüzlük” fikri, bilimsel tartışmalarda tarafların neden çoğu zaman aynı dili konuşsa bile birbirini anlayamadığını etkileyici bir açıklığa kavuşturuyor. Kitap, bilim tarihine aşina okura tanıdık gelecek temaları derinleştirirken, bilim felsefesinin güncel tartışmalarına da doğrudan dokunuyor. Islık Yayınları’nın bu metni Türkçeye kazandırması, akademik çevrelerin ötesine geçen düşünsel bir kazanç niteliğinde: kısa, yoğun ve zihni diri tutan bir çalışma.
(4/4) Sonuç ve Okur Önerisi
YORUM:
Merhum Mattia Pascal, kimlik ve özgürlük temalarını ironik ve düşündürücü bir şekilde işleyen bir başyapıttır. Pirandello’nun karakteri üzerinden sunduğu felsefi sorgulamalar, hem edebiyat hem de psikoloji meraklılarını cezbeder. Romanın ritmi ve bazı tekrarlar, metni yoğun bir okuma deneyimi haline getirir; fakat bu yoğunluk, karakterin içsel çatışmasını anlamak için gereklidir. Özellikle klasik edebiyat, modernizm ve insan psikolojisine ilgi duyan okurlar için eşsiz bir tercih sunar. Okuma sonunda, Mattia’nın yaşadığı kimlik karmaşasının ve özgürlük arayışının bıraktığı iz, uzun süre zihinde kalır ve Pirandello’nun kalemindeki zekâ ve ironiyi hissettirir. Bu nedenle kitap, hem derinlemesine hem de keyifli bir okuma deneyimi sağlar.
3/4) Temalar ve Anlatım Tarzı
YORUM:
Romanın en güçlü yönlerinden biri, temaların zekice işlenmesidir. Kimlik, özgürlük, yabancılaşma ve toplumsal roller arasındaki gerilim, hem kurguda hem de karakterlerin iç monologlarında sürekli olarak hissedilir. Pirandello, trajik durumları hafif bir mizah ile dengeleyerek okurun ilgisini canlı tutar. Dilin akışı, tempodaki yavaşlamalar ve kasıtlı tekrarlar, Mattia’nın içsel çözülmesini adım adım izlememizi sağlar. Bu, sabırsız okurlar için bazen ağır gelebilir; ancak temaların derinliği ve anlatımın zekâsı, kitabın modernist edebiyat açısından önemini artırır. Yazarın yapıyı bilinçli olarak bu şekilde kurması, eseri klasik bir roman deneyiminin ötesine taşır.
(2/4) Konu Özeti ve Karakter Analizi
YORUM:
Mattia Pascal’ın ölü sayılması, ona yepyeni bir kimlik deneme fırsatı sunar. Fakat bu yeni hayat, beklenildiği kadar özgür değildir; toplumsal bağlar ve kendi vicdanı sürekli sınır koyar. Pirandello, karakterin yaşadığı bu içsel çatışmayı hem mizahi hem de dramatik bir dille anlatır. Mattia’nın gözünden gördüğümüz dünya, bireyin toplumsal rollerle ne kadar sıkıştığını gösterir. Roman boyunca karakterin kendi iç sesiyle yaptığı monologlar, kimlik arayışının ve özgürlük arzunun derinliğini ortaya koyar. Yazar, Mattia’nın kaçışını dramatize etmekten çok, bireyin kendi hayatına yabancılaşmasını görünür kılar. Bu bağlamda roman, karakter gelişimi ve psikolojik çözümleme açısından zengin bir içerik sunar.