Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Özcan Buze

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde başladığı yüksek öğrenimini Oslo Üniversitesi Tarih ve Felsefe Fakültesinde tamamladı. Yayınevleri, gazete ve dergilerde çalıştı. İskandinav ülkelerindeki bazı gazetelerde yazıları yayımlandı. Çin ve Norveç'te radyolarda çalıştı. Belgesel film seslendirmeleri yaptı. Türkiye ve İskandinav ülkelerinde dünya olaylarına ilişkin yorumlar yazdı. Teori, Bilim ve Ütopya dergilerinde yazıları yayımlandı; bu dergilerin yayın kurullarında görev aldı. Bir dönem Bilim ve Ütopya dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Televizyon ve radyolar için tartışma programları hazırlayıp sundu. Bir televizyon kanalında yayınlanan kitap tanıtım ve eleştiri programı Papirüs'ü hazırlayıp sundu. Çin'de ve Türkiye'de kitap çevirileri yayımlandı. İngilizce ve İskandinav dillerinden çeviriler yapmaya devam ediyor.

Özcan Buze Tarafından Yapılan Yorumlar

26.11.2025

Eşkaniler’in tarih sahnesinde yükselişi, Partların çözülüşü ve Sasani iktidarının yükselişi bağlamında okunması gereken bir dönem analizi sunuyor. Şirin Beyani, dönemin siyasi, kültürel ve sosyo-ekonomik dinamiklerini ayrıntılı biçimde ele alıyor; Partların çöküş sebeplerini, Sasanilerin stratejik hamlelerini ve bölgedeki güç dengelerinin nasıl değiştiğini net bir biçimde ortaya koyuyor. Selenge Yayınları’nın titiz yayımcılığıyla sunulan bu çalışma, tarih meraklıları için hem bilgilendirici hem de dönemin karmaşık ilişkilerini anlaşılır kılan bir rehber niteliğinde. Özellikle Eşkaniler ve Sasani ilişkilerini kronolojik ve analitik bir bakışla incelemesi, eseri klasik tarih monografilerinden ayırıyor. Karakter analizi ve belgelerin özgün yorumlarıyla zenginleşen metin, bölgesel tarih çalışmaları için önemli bir referans oluşturuyor.
26.11.2025

(1/4) Giriş ve Bağlam
YORUM:
Luigi Pirandello’nun Merhum Mattia Pascalı, erken modernist edebiyatın en ilginç örneklerinden biridir. Roman, bireyin kimlik arayışını, toplumsal rollerin dayattığı sınırlamalarla birlikte inceler. Mattia Pascal, yanlış bir ölüm ilanı sonucu, herkesin gözünden kaybolarak farklı bir hayata başlar. Bu kurgusal durum, özgürlük ile köksüzlük arasındaki gerilimi gözler önüne serer. Pirandello, sadece bir kaçış hikâyesi anlatmakla kalmaz; aynı zamanda insanın kendi hayatına yabancılaşmasını da ustalıkla sorgular. Romanda hem trajik hem de ironik tonlar dengeli bir şekilde kullanılır, bu da okuru hem düşündürür hem de eğlendirir. Kitap, bireyin kendini ve toplum içindeki yerini sorguladığı bir deneyim sunar. Pirandello’nun dönemiyle kurduğu bağlar, eseri yalnızca edebî değil, tarihî ve toplumsal açıdan da ilginç kılar.
26.11.2025

Ruth Scurr, Ölümcül Saflık’ta Robespierre’i klişelerin ötesine taşıyarak hem kişisel tutarlılığını hem de devrimin karmaşık dinamikleri içindeki dönüşümünü berrak bir dille açığa çıkarıyor. Ne karalayıcı bir basitliğe düşüyor ne de devrimci romantizme kapılıyor; bunun yerine Robespierre’in fikirleriyle dönemin siyasal şiddeti arasındaki gerilimi titizlikle işliyor. Scurr’ün en güçlü yanı, Robespierre’i kendi çağının bağlamına sağlam biçimde yerleştirmesi: devrimci ideallerin iç tutarlılıkla nasıl ölümcül bir saflığa dönüştüğünü gösterirken, Büyük Fransız Devrimi’ni de güncel tartışmalara ışık tutan bir tarihsel perspektife oturtuyor. Sonuç, hem titiz hem akıcı; karakter biyografisi ile devrim analizini başarılı biçimde bütünleştiren olumlu bir çalışma.
25.11.2025

Graeber fevletin sınıflı toplumun ürünü olduğu doğru olsa da, bir anda ortadan kalkmasının kaos ve çözülme yaratacağını gerçeğini yeterince hesaba katmıyor. Metinde sunulan örnekler –küçük ölçekli, kabilevari topluluklar– modern üretim tarzının karmaşıklığını açıklamak için yetersiz. Graeber, devletin zorunluluk değil baskıcı bir alışkanlık olduğunu öne sürerken, üretici güçlerin gelişmişliğinin gerektirdiği koordinasyonu, yeniden üretim süreçlerini ve sınıf mücadelesinin örgütlü biçimlerini arka plana itiyor. Bu nedenle kitap, devletsizliğin toplumsal çözülmeye yol açabileceğini göz ardı ediyor. Yine de metin, bürokrasinin modern kapitalizmde nasıl bir tahakküm mekanizmasına dönüştüğünü göstermesi bakımından değerli; fakat sunulan “alternatifler” ancak uzak bir ütopya olarak kalabilir. Metnin asıl katkısı, anarşizmin romantik varsayımlarını analitik bir mesafeyle yeniden düşünmeye davet etmesidir.
23.11.2025

Andy Merrifield’in Amatör kitabı, tutkuyla yapılan işin özgürleştirici ve devrimci yönünü öne çıkarıyor. Amatörlük, sadece “çalışmak için çalışmamak” değil, tutkularla kendine ve dünyaya bağ kurmaktır. Merrifield, farklı düşünür ve yazar örnekleriyle modern kapitalist çalışma yaşamının baskılarını eleştiriyor ve amatörlerin yaratıcılıkla otoriteyi sorgulayan bir güç olduğunu gösteriyor. Kitap, bireyin tutkularını sahiplenerek yaşamını özgürleştirmesi ve dar uzmanlıkların ötesine geçmesi için ilham veriyor; profesyonellik yerine samimiyet ve merakla yaşamanın önemini vurguluyor.