Ortaçağ Avrupası’nın en tuhaf ve merak uyandıran eserlerinden biri olan Seyahatleri, görünürde İngiliz bir şövalyenin kaleminden çıkmış gibi görünse de, aslında farklı kaynakların ve efsanelerin bir araya gelmesiyle oluşmuş. Mandeville’in anlattığı diyarlar, tuhaf adetler ve egzotik yaratıklar, gerçek coğrafya ile hayal gücünün iç içe geçtiği bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Okurken hem gülümsetiyor hem düşündürüyor; çünkü Avrupa’nın Doğu’yu nasıl tahayyül ettiğini gösteren bir aynaya bakıyorsunuz. Bilimsel doğruluk peşinde değil, merak, hayal ve abartıyla şekillenmiş bir anlatım sunuyor. Leonardo da Vinci’den Swift’e, Coleridge’den çağdaş düşünürlere kadar pek çok ismin ilgisini çekmiş olması, eserinin etkisini kanıtlıyor.
Mandeville’in dili, orta çağın merak duygusunu yansıtırken, okuru hem eğlendiriyor hem de düşündürüyor. Tarih, kültür ve fantastik unsurların karışımı, Seyahatleri’ni zamanının ötesinde bir metin hâline getiriyor.