Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Özcan Buze
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde başladığı yüksek öğrenimini Oslo Üniversitesi Tarih ve Felsefe Fakültesinde tamamladı. Yayınevleri, gazete ve dergilerde çalıştı. İskandinav ülkelerindeki bazı gazetelerde yazıları yayımlandı. Çin ve Norveç'te radyolarda çalıştı. Belgesel film seslendirmeleri yaptı. Türkiye ve İskandinav ülkelerinde dünya olaylarına ilişkin yorumlar yazdı. Teori, Bilim ve Ütopya dergilerinde yazıları yayımlandı; bu dergilerin yayın kurullarında görev aldı. Bir dönem Bilim ve Ütopya dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Televizyon ve radyolar için tartışma programları hazırlayıp sundu. Bir televizyon kanalında yayınlanan kitap tanıtım ve eleştiri programı Papirüs'ü hazırlayıp sundu. Çin'de ve Türkiye'de kitap çevirileri yayımlandı. İngilizce ve İskandinav dillerinden çeviriler yapmaya devam ediyor.
Özcan Buze Tarafından Yapılan Yorumlar
Süleyman Nazif'in "Namık Kemal" hakkındaki biyografik eseri, iki farklı kuşağın entelektüel portreleri üzerinden Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan fikir dünyasının dönüşümünü inceliyor. Mehmet Samsakçı tarafından yayına hazırlanan kitap, Namık Kemal’in hürriyet ve vatan kavramlarını, Süleyman Nazif’in ise imparatorluğun çözülme dönemindeki kültürel tepkilerini karşılaştırmalı bir yaklaşımla ele alıyor. Belgeler, yazılar ve dönemin atmosferi ışığında, bu iki figürün düşünsel sürekliliklerini ve çelişkilerini titizlikle çözümlüyor. Yazar, klasik biyografi kalıplarının ötesine geçerek, bir zihniyet tarihi çalışması sunuyor. Bu yönüyle eser, Osmanlı-Türk modernleşmesini anlamak isteyen okurlar için değerli bir kaynak niteliğinde.
Yavuz Selim Karakışla’nın Eski İnsanlar Eski Cemiyetler: Osmanlı Toplumsal Tarihi Çalışmaları (1904–1926) adlı eseri, geç Osmanlı toplumunun gündelik yaşamını, kurumlarını ve toplumsal dönüşümlerini derin bir tarihsel duyarlılıkla ele alıyor. Karakışla, arşiv belgeleri, basın taramaları ve dönemin gözlemlerinden hareketle, sıradan insanların dünyasına ışık tutuyor. Kadın emeği, hayır kurumları, cemiyetler ve savaş yıllarındaki toplumsal dayanışma biçimleri üzerine yaptığı çözümlemeler, Osmanlı modernleşmesini alt katmanlardan okuma imkânı veriyor. Akademik titizlikle yazılmış bu kitap, tarih yazımında insana odaklanmanın önemini hatırlatıyor ve toplumsal tarihin sınırlarını genişletiyor.
Clive Foss’un “Osmanlılardan Önce Osmanlı: Kuruluşun Coğrafyası“ adlı eseri, Osmanlı Beyliği’nin doğduğu coğrafyayı siyasi, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla ayrıntılı biçimde inceliyor. Foss, yalnızca Osmanlıları değil, bölgedeki diğer beylikleri ve Bizans kalıntılarını da dikkate alarak, kuruluş sürecini tek yönlü anlatının ötesine taşıyor. Kitap, coğrafyanın stratejik önemini, sınır bölgelerindeki etkileşimleri ve yerel toplumların dinamiklerini titizlikle ortaya koyuyor. Erişilebilir dili ve kapsamlı kaynak kullanımıyla akademisyenler kadar tarih meraklılarına da hitap ediyor. Foss’un analitik yaklaşımı, Osmanlı öncesi döneme dair geleneksel mitosları sorgulatıyor ve bu süreci anlamak için sağlam bir temel sunuyor.
"Şeker Sokağı", Necib Mahfuz’un Kahire Üçlemesini tamamlayan doruk noktası. Mahfuz, üç kuşağın hayatı üzerinden Mısır toplumunun değişen yüzünü ustalıkla çizer. Aile çatışmaları, aşk ile otorite, inanç ile modernlik arasındaki gerilimler, karakter derinliğiyle nefes alır. Günlük yaşamın tedirgin mutlulukları, ertelenmiş arzular ve vicdan hesaplaşmaları, bireyin hem çevresinin sonucu hem nedeni olduğunu gösterir. Kitap İngilizce’den çevrilmiş; doğrudan Arapça aslından okunabilseydi, Mahfuz’un üslup lezzeti, ritmi ve Kahire’nin sokaklarındaki incelikler çok daha belirgin hissedilirdi. Yine de eser, evrensel temaları, insan ilişkilerindeki incelikleri ve şehir hayatının ruhunu etkileyici bir netlikle sunuyor, üçlemenin tamamlayıcı ve unutulmaz cildi olarak okuyucuyu derin bir Mısır panoramasının içine çekiyor.
Sergey Tokarev’in Marksist Açıdan Dünya Dinler Tarihi adlı kapsamlı çalışması, insanlık tarihini din olgusunun toplumsal kökenlerinden hareketle çözümlemeye girişiyor. Tokarev, dinin doğuşunu bireysel inanç düzleminde değil, üretim biçimleri, toplumsal ilişkiler ve sınıfsal yapıların bağlamında ele alıyor. İlkel kabile dinlerinden tek tanrılı evrensel dinlere uzanan çizgide, dinin ideolojik işlevini, egemenlik mekanizmalarıyla kurduğu bağı titizlikle inceliyor. Yazar, dinin tarihsel evriminin her aşamasında maddi temellerin belirleyici olduğunu vurgularken, mitoloji, ritüel ve tanrı kavramlarını da bu çerçevede yeniden yorumluyor. Çevirmen Mahir Ulaş Yeşil’in özenli aktarımı, metnin yoğun teorik yapısına açıklık kazandırmış. Tokarev’in eseri, dinleri insanlık tarihinin sınıflı yapısıyla birlikte düşünmek isteyen okurlar için hem kuramsal hem tarihsel bakımdan güçlü bir başvuru kaynağı niteliğinde.